İçindekiler · 19 Bölüm
AYT'de Milli Mücadele'nin Yeri ve Soru Profili
Mondros'tan Lozan'a Milli Mücadele Dönemi (1918-1923), AYT Tarih müfredatının en yoğun ve en yüksek hacimli ünitesidir. Bu konu 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasıyla başlar; 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasıyla son bulur. Beş yıllık bu süreçte üç ana evre yaşanmıştır: İşgal ve Hazırlık Dönemi (Ekim 1918 - Nisan 1920), TBMM'nin Kuruluşu ve İç Cephe (Nisan 1920 - Ocak 1921), Muharebeler ve Diplomatik Süreç (Ocak 1921 - Temmuz 1923).
AYT'de bu konudan ortalama her sınavda 4-5 soru gelmektedir; bu rakam İnkılap Tarihi ünitelerinin zirvesidir. Sorular sekiz ana kalıpta yoğunlaşır: cemiyet ayrımı kalıbı (zararlı azınlık cemiyetleri, zararlı Türk cemiyetleri ve milli yararlı cemiyetler), kongre eşleştirmesi (Erzurum bölgesel-milli, Sivas milli-milli, Amasya Genelgesi ihtilal beyannamesi, Amasya Görüşmeleri Heyet-i Temsiliye'nin İstanbul tarafından kabulü), belge-içerik eşleştirmesi (Misak-ı Milli sınır manifestosu, Teşkilat-ı Esasiye 1921 anayasası, Sevr Antlaşması imzalanan ama uygulanmayan, Mondros 25 madde), cephe komutanı (Doğu — Kâzım Karabekir, Güney — Kuvayı Milliye, Batı — İsmet İnönü ve Refet Bele), antlaşma sıralaması (Gümrü, Moskova, Kars, Ankara, Mudanya, Lozan), muharebe sonucu (I. İnönü düzenli ordunun ilk zaferi, II. İnönü Yunan tekrar geri çekilişi, Eskişehir-Kütahya yenilgi, Sakarya savunma zaferi, Büyük Taarruz nihai zafer), Mustafa Kemal'in unvan-rütbe sıralaması (Hareket Ordusu Kurmay Başkanı 1909, Trablusgarp Binbaşı 1911, Çanakkale Anafartalar Kahramanı Albay 1915, Suriye Yıldırım Orduları Komutanı 1918, 9. Ordu Müfettişi 1919, sivil heyet başkanı 1919, TBMM Başkanı 1920, Başkomutan 1921, Gazi-Mareşal 19 Eylül 1921) ve Lozan kazanımları-kayıpları (kapitülasyonların kaldırılması, Boğazlar ve Hatay sorunlarının kalması).
AYT İpucu: Bu ünitenin en sevilen iki kalıbı "Erzurum mu Sivas mı" ve "Misak-ı Milli mi Teşkilat-ı Esasiye mi"dir. Erzurum Kongresi bölgesel toplandı (Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çağrısıyla, 23 Temmuz 1919) fakat milli kararlar aldı (manda ve himaye reddi). Sivas Kongresi ise milli toplandı (tüm yurt çağrısıyla, 4 Eylül 1919) ve milli kararlar aldı (cemiyetler birleştirildi). Misak-ı Milli (28 Ocak 1920) sınır manifestosudur; Teşkilat-ı Esasiye (20 Ocak 1921) ilk anayasadır. Bu dört eşleştirmeyi doğru bilen aday üniteden 3-4 soruyu garantiler.
Konunun Ana Eksenleri
- Mondros Sonrası İşgaller: 3 Kasım 1918 Musul, 13 Kasım İstanbul Boğazları, 8 Aralık Adana, 1919 başında İngiliz Maraş-Antep-Urfa (Mart 1919'da Fransızlara devredildi), 28 Nisan 1919 İtalyan Antalya, 15 Mayıs 1919 Yunan İzmir.
- Cemiyetler: Üç ana grup — zararlı azınlık (Mavri Mira, Pontus, Etnik-i Eterya, Hınçak, Taşnak), zararlı Türk (Sulh ve Selamet, Hürriyet ve İtilaf, İngiliz Muhipleri, Teali İslam, Wilson Prensipleri Cemiyeti, Kürt Teali) ve milli yararlı (Trakya Paşaeli, İzmir Müdafaa-i Hukuk, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk, Trabzon Muhafaza-i Hukuk, Kilikyalılar, Milli Kongre).
- Hazırlık Dönemi (1919): 19 Mayıs Samsun'a çıkış, 28 Mayıs Havza Genelgesi, 22 Haziran Amasya Genelgesi, 23 Temmuz - 7 Ağustos Erzurum Kongresi, 4-11 Eylül Sivas Kongresi, 20-22 Ekim Amasya Görüşmeleri.
- Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli (1920): 12 Ocak Son Osmanlı Mebusan Meclisi açılışı, 28 Ocak Misak-ı Milli'nin kabulü, 16 Mart İstanbul'un resmen işgali, 18 Mart Mebusan Meclisi'nin son toplantısı, 23 Nisan Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılışı.
- TBMM'nin İç Sorunları: Hilafet Ordusu (Anzavur), Kuva-yi İnzibatiye, Bolu-Düzce-Hendek, Yozgat (Çapanoğulları), Konya (Delibaş Mehmet), Doğu Karadeniz (Pontus Rumları), Koçgiri (Aleviler), Demirci Mehmet Efe ve Ethem isyanları.
- Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920): Damat Ferit Paşa hükümetinin Saltanat Şurası kararıyla onayladığı antlaşma; padişahın resmen imzalamadığı ve TBMM'nin reddettiği için uygulanmamıştır.
- Doğu ve Güney Cepheleri: Doğu — Kâzım Karabekir komutasında 15. Kolordu, Ermeniler, 3 Aralık 1920 Gümrü Antlaşması. Güney — Kuvayı Milliye direnişi, Maraş-Sütçü İmam, Antep-Şahin Bey, Urfa, 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması.
- Batı Cephesi: 6-10 Ocak 1921 I. İnönü, 23 Mart - 1 Nisan 1921 II. İnönü, 10-24 Temmuz 1921 Eskişehir-Kütahya yenilgisi, 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 Sakarya, 26 Ağustos - 18 Eylül 1922 Büyük Taarruz.
- Diplomatik Süreç: Şubat 1921 Londra Konferansı, 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması, 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması, 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi, 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması.
Bu Bölümün 90 Saniyelik Özeti (Sprint Modu)
Sınava 1 hafta kalmışsa şu 16 maddeyi ezberleyenler %85 net yapar:
- 30 Ekim 1918 Mondros: Limni Adası, Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay (Hamidiye Kahramanı), İngiliz Amiral Calthorpe, 25 madde, ordu terhisi, Boğazlar açık, 7. madde herhangi bir bölgenin işgali, 24. madde Doğu Anadolu Ermeni vilayetleri.
- İlk işgaller: 3 Kasım 1918 Musul (Mondros'tan dört gün sonra), 13 Kasım 1918 İstanbul Boğazları İtilaf donanması, 8 Aralık 1918 Adana, 15 Mayıs 1919 İzmir'in Yunan işgali (Hasan Tahsin'in ilk kurşunu).
- Zararlı azınlık cemiyetleri: Mavri Mira (Yunan, Patrikhane), Pontus Rum (Karadeniz, Trabzon-Samsun), Etnik-i Eterya (Yunan tarihi cemiyeti), Hınçak (Marksist Ermeni) ve Taşnak (milliyetçi Ermeni).
- Zararlı Türk cemiyetleri: Sulh ve Selamet-i Osmaniye (padişah ve halifeye sığınma), Hürriyet ve İtilaf, İngiliz Muhipleri Cemiyeti (Sait Molla, Damat Ferit), Teali İslam (Mustafa Sabri), Wilson Prensipleri Cemiyeti (Halide Edip-Refik Halit, ABD mandası), Kürt Teali Cemiyeti.
- Milli yararlı cemiyetler: Trakya Paşaeli (Edirne), İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (Erzurum, Cevat Dursunoğlu), Trabzon Muhafaza-i Hukuk, Kilikyalılar (Adana), Milli Kongre Cemiyeti (Esat Paşa, basın ile mücadele), İlk Türk Kadın Birliği.
- 19 Mayıs 1919 Samsun'a çıkış: Bandırma vapuru, 9. Ordu Müfettişi (geniş yetki), görünürdeki amaç asayişin sağlanması, gerçek amaç direnişin örgütlenmesi.
- 28 Mayıs 1919 Havza Genelgesi: İşgallere karşı miting ve telgraf çekilmesi, çekilen telgrafların İtilaf Devletleri'ne, Osmanlı hükümetine ve İstanbul'daki yabancı temsilcilere gönderilmesi.
- 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi: Mustafa Kemal-Hüseyin Rauf-Refet Bele-Ali Fuat Cebesoy-Kâzım Karabekir imzaları, "Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir." cümlesiyle başlar, "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." (ihtilal beyannamesi), Sivas'ta milli kongre çağrısı, Milli Mücadele'nin gerekçesi-amacı-yöntemi.
- 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi: Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çağrısıyla bölgesel toplandı, milli kararlar aldı; manda ve himaye reddi, "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür", geçici hükümet öngörüsü, Heyet-i Temsiliye seçimi (9 kişi, Mustafa Kemal başkan).
- 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi: Tüm yurda çağrı yapılarak milli toplandı milli kararlar aldı; Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin manda önerisi tartışıldı kesinlikle reddedildi, tüm milli cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" çatısı altında birleştirildi, Heyet-i Temsiliye yetkileri tüm yurda yayıldı.
- 20-22 Ekim 1919 Amasya Görüşmeleri: Salih Paşa - Mustafa Kemal görüşmesi, Heyet-i Temsiliye İstanbul hükümetince hukuken kabul edildi, Mebusan Meclisi'nin toplanması ve milli iradenin temsili karara bağlandı.
- 28 Ocak 1920 Misak-ı Milli: Felah-ı Vatan grubunun Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul ettirdiği milli sınır manifestosu; Türk halkının çoğunlukta olduğu toprakların bütünlüğü, Doğu illerinde halk oylaması, Batı Trakya halk iradesi, Boğazlar serbestliği, kapitülasyonların reddi, azınlık haklarında karşılıklılık ilkesi.
- 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgali: İtilaf Devletleri Mebusan Meclisi'ni bastı, Şehzadebaşı Karakolu baskını, Rauf Orbay ve Vasıf Bey gibi mebuslar tutuklandı, Malta'ya sürüldü, 18 Mart'ta Mebusan Meclisi son toplantısını yapıp dağıldı.
- 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılışı: Ankara'da Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı sonrası kuzu kurban edilerek meclis açıldı; ilk başkan Mustafa Kemal, açık adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi" 1921'de aldı, "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi temel kabul.
- 20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu: 23 maddelik ilk anayasa, halk egemenliği esası, kuvvetler birliği (yasama-yürütme-yargı meclise ait), başkent Ankara, devlet adı Türkiye, padişah ve hilafetin geleceği "ileride" görüşülmek üzere ertelendi.
- Lozan'a giden zafer zinciri: 3 Aralık 1920 Gümrü, 6-10 Ocak 1921 I. İnönü, 23 Mart - 1 Nisan 1921 II. İnönü, 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 Sakarya (Gazi-Mareşal), 26 Ağustos - 18 Eylül 1922 Büyük Taarruz (30 Ağustos Dumlupınar, 9 Eylül İzmir), 11 Ekim 1922 Mudanya, 24 Temmuz 1923 Lozan.
Detaylar aşağıdaki bölümlerde tek tek işlenmiştir. Sınava 1-2 gün kalmışsa yukarıdaki 16 maddelik özet yeterli olacaktır.
30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması ve Mondros Sonrası İlk İşgaller
I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti açısından sonu, 30 Ekim 1918'de Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda demirli İngiliz amirallik gemisi Agamemnon'da imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile geldi. Antlaşmayı Osmanlı tarafında Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay (1913 II. Balkan Savaşı'nda Hamidiye kruvazörü ile Yunan donanmasına büyük zarar verdiği için Hamidiye Kahramanı unvanı taşıyordu), İtilaf Devletleri tarafında ise İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Calthorpe imzaladı. Görüşmeler 27-30 Ekim 1918 arasında dört gün sürdü.
Mondros'un Önemli Maddeleri (25 madde)
- 1. madde: Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak; Karadeniz'e geçiş İtilaf Devletleri'ne serbest olacak.
- 2-3. maddeler: Boğazlardaki istihkamlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek; Karadeniz'deki mayınların yerleri bildirilecek.
- 5. madde: Sınırların korunması ve iç düzenin sağlanması için gerekli askerler dışında Osmanlı ordusu derhal terhis edilecek.
- 7. madde (en tehlikeli madde): İtilaf Devletleri, kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum olduğunda herhangi bir stratejik bölgeyi işgal edebilecek. (Tüm haksız işgallerin "hukuki" dayanağı bu madde olarak gösterildi.)
- 10. madde: Toros tünelleri İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.
- 11. madde: İran'ın kuzeybatısındaki Osmanlı kuvvetleri geri çekilecek.
- 12. madde: Hükümet haberleşmeleri dışında telsiz, telgraf ve kabloların denetimi İtilaf Devletleri'ne bırakılacak.
- 16. madde: Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki Osmanlı kuvvetleri en yakın İtilaf komutanlığına teslim olacak.
- 20. madde: 5. madde uyarınca terhis edilen Osmanlı askerlerine ait silah, cephane ve donanım İtilaf Devletleri'nin emrine verilecek.
- 24. madde (Doğu Anadolu maddesi): Vilayât-ı Sitte (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Mamuretülaziz/Elazığ, Sivas) — yani Doğu Anadolu'nun altı vilayetinde — bir karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri buraları işgal edebilecek. (Madde Ermeni meselesinin uluslararası kapıyı açması için tasarlandı.)
Dikkat: Mondros'un en sıkça karıştırılan iki maddesi 7. madde (herhangi bir bölgenin işgal hakkı) ve 24. madde (Vilayât-ı Sitte / Doğu Anadolu Ermeni vilayetleri)'dir. Sınavda "İtilaf Devletleri Anadolu'nun istedikleri yerini hangi madde ile işgal etti?" sorusunun cevabı 7. maddedir. "Doğu Anadolu Ermenistan için açıkça düzenlenen madde hangisidir?" sorusunun cevabı 24. maddedir. İkisini karıştırmamak gerekir.
Mondros'un Türk Tarihi Açısından Anlamı
Mondros Ateşkes Antlaşması Osmanlı Devleti'nin fiili sonu sayılır; çünkü orduyu terhis ederek savunma kabiliyetini sıfırladı, ulaşım ve haberleşmeyi İtilaf denetimine bıraktı, Boğazları açtı ve 7. madde ile tüm Anadolu'nun "hukuken" işgaline kapı araladı. Buna karşılık antlaşma Milli Mücadele'nin başlangıç noktasıdır; Mustafa Kemal Paşa Mondros'un imzalandığı haberini Adana'da Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla aldığı sırada şu sözü söylemiştir: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." (Bu söz daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi'nin emriyle ünlenecekti.)
Mondros sonrası ilk işgal hareketi 3 Kasım 1918'de İngilizlerin Musul'u işgal etmesi ile başladı (antlaşmanın imzalanmasından sadece dört gün sonra, üstelik 16. maddenin ima ettiği teslim sınırını da aşarak). Ardından sırasıyla:
- 6 Kasım 1918: İngiltere Çanakkale ve İstanbul Boğazları'nın istihkamlarını işgal etti.
- 13 Kasım 1918: İtilaf donanması (61 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan gemisi) İstanbul'un Boğazlar'ından geçerek Dolmabahçe önüne demirledi. Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a Haydarpaşa Garı'na gelirken bu manzarayı görüp meşhur sözünü söyledi: "Geldikleri gibi giderler!"
- 8 Aralık 1918: Fransızlar Dörtyol ve Adana'yı işgal etti.
- 17 Aralık 1918: İngilizler Antep'i işgal etti (sonradan Şubat 1919'da işgal genişletildi).
- 22 Şubat 1919: İngilizler Maraş'ı işgal etti.
- 24 Mart 1919: İngilizler Urfa'yı işgal etti.
- 30 Nisan 1919: Antep, Urfa, Maraş İngilizlerden Fransızlara devredildi (15 Eylül 1919 Suriye İtilafnamesi sonucu).
- 28 Nisan 1919: İtalyanlar Antalya'yı işgal etti; ardından Konya, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Kuşadası, Söke ve Akşehir'e yayıldı.
- 15 Mayıs 1919: Yunanlılar İzmir'i işgal etti — bu, Anadolu'da Türk halkının kitlesel uyanışına yol açan en kritik olay oldu.
15 Mayıs 1919 İzmir'in İşgali ve Hasan Tahsin'in İlk Kurşunu
Paris Barış Konferansı'nda İngiliz Başbakanı Lloyd George'un, Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos'a verdiği destek sayesinde Yunanlılara İzmir'in işgal yetkisi verildi. 15 Mayıs 1919 sabahı Yunan askerleri İzmir Kordon Boyu'na çıkmaya başladığında Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) gazetesinin başyazarı gazeteci Osman Nevres (Hasan Tahsin), Yunan bayraktarına tabancayla "ilk kurşunu" atarak şehit oldu. İşgale karşı Yunan askerleri ve yerel Rumlar Türklere karşı katliama girişti; binlerce sivil hayatını kaybetti. İzmir'in 9. Tümen Komutanı Yarbay Süleyman Fethi Bey, Yunan askerlerine karşı "Zito Venizelos" (Yaşa Venizelos) bağırmayı reddettiği için süngülenerek şehit edildi.
İzmir'in işgali Anadolu'da müthiş bir tepkiye yol açtı; Erzurum'dan Albayrak gazetesi yazarı Cemal Bey, miting örgütleyerek halkı protesto etmeye çağırdı. Bu olay aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışından sadece dört gün önce gerçekleşti ve Milli Mücadele'nin temel motivasyon kaynağı oldu.
AYT İpucu: İzmir'in işgali için sıkça çıkan bilgi: "İzmir Yunan tarafından mı, İtalyan tarafından mı işgal edildi?". Cevap Yunan. İtalya 28 Nisan 1919'da Antalya'yı işgal etmişti ve aslında Saint Jean de Maurienne (1917) gizli antlaşmasıyla İzmir kendisine vaat edilmişti; ancak Paris Konferansı'nda Lloyd George'un müdahalesiyle İzmir Yunanlılara bırakıldı, bu da İtalya'nın Anadolu'da pek etkin politika gütmemesinde rol oynadı.
Mondros Sonrası Cemiyetler — Zararlı Cemiyetler (Azınlık ve Türk)
Mondros sonrası Anadolu'da iki ana grup cemiyet ortaya çıktı: zararlı cemiyetler (azınlık ve milli birliği bozmaya çalışan Türk cemiyetleri) ve milli/yararlı cemiyetler (vatanın bütünlüğünü savunan Türk cemiyetleri). AYT'de cemiyet ayrımı sorularda en çok görülen kalıplardan biridir; özellikle Wilson Prensipleri Cemiyeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti ve Teali İslam Cemiyeti "zararlı Türk cemiyeti" olarak çeldirici şekilde sorulur.
Zararlı Azınlık Cemiyetleri
Bu cemiyetler Osmanlı sınırları içinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların milli devlet kurma ya da topraklarını işgalcilere açma amaçlarını yansıtırdı:
| Cemiyet | Etnik Grup | Bölge ve Amaç |
|---|---|---|
| Mavri Mira | Rum | İstanbul Patrikhanesi merkezli; Batı Anadolu, Trakya, Marmara çevresinde Megali İdea'yı (Bizans'ı diriltme) hayata geçirmek. Trabzon ve Karadeniz'de Pontus, İzmir ve çevresinde Yunan işgalini hazırlamakla görevliydi. |
| Pontus Rum Cemiyeti | Rum | 1904'te Merzifon Amerikan Koleji'nde kuruldu, Karadeniz kıyılarında Trabzon merkezli bir Pontus Rum Devleti kurmayı amaçlıyordu. Çete faaliyetleriyle Karadeniz iç bölgesini terörize etti. |
| Etnik-i Eterya | Rum | 1814'te kurulmuş Yunanlıların kuruluşundan beri en eski milli cemiyetlerinden biri; Yunan bağımsızlığında belirleyici rol oynamış, Megali İdea hedefli. |
| Hınçak ve Taşnak | Ermeni | Hınçak (1887, Cenevre, Marksist) ve Taşnak (1890, Tiflis, milliyetçi) — Doğu Anadolu'da Büyük Ermenistan kurma hedefli; Mondros sonrası Çukurova ve Doğu Anadolu'da çete faaliyetleri yürüttü. |
| Rum Göçmenleri Komitesi | Rum | Patrikhane denetiminde, Yunanistan'a göçmüş Rumların geri getirilerek Anadolu'da nüfus dengesinin Rum lehine değiştirilmesine çalıştı. |
| Alyans İsrailit ve Makabi | Yahudi | Filistin'de bir Yahudi devleti kurma (Siyonizm) amacıyla iktisadi ve kültürel faaliyet yürüttüler; Filistin Yahudilerinin örgütlenmesinde rol oynadılar. |
Zararlı Türk Cemiyetleri
Bu cemiyetler Türk halkının milli mücadeleye katılımını engellemek; Osmanlı saltanatına, hilafete ya da yabancı bir devlete sığınma yoluyla "kurtuluş" arama amacı güderdi:
| Cemiyet | Kurucu/Önemli İsimler | Görüş ve Faaliyet |
|---|---|---|
| Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası | Damat Ferit Paşa eğilimli | Padişah ve halifenin yetkisine sığınmayı, ülkenin sadece Osmanlı hanedanına bağlı kalarak kurtulabileceğini savundu. |
| Hürriyet ve İtilaf Fırkası | Damat Ferit Paşa, Sait Molla | İttihat ve Terakki'nin karşıt grubu; Mondros sonrası iktidarı eline aldı, İngiliz himayesi altında "barışçıl" bir Osmanlı kurma yanlısı oldu, Milli Mücadele'ye doğrudan karşıydı. |
| İngiliz Muhipleri Cemiyeti | Sait Molla, Damat Ferit, padişah çevresi | İngiliz mandası altında bir Osmanlı kurmayı savundu; gizli faaliyetleriyle Anadolu'daki direnişi söndürmeye çalıştı. |
| Teali İslam Cemiyeti | Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi | Hilafet ve şeriata sıkı bağlı; Mustafa Kemal'in faaliyetlerine karşı fetvalar yayımladı, Milli Mücadele aleyhine bildiriler dağıttı. |
| Wilson Prensipleri Cemiyeti | Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay, Celal Nuri | ABD Başkanı Wilson'un 14 İlkesi'nden esinlenip ABD mandası altında kurtuluş aradı. Sivas Kongresi'nde tartışıldı, kesinlikle reddedildi. |
| Kürt Teali Cemiyeti | Seyit Abdülkadir | Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bir Kürt devleti kurmayı savundu; İngiltere ile irtibatlı olduğu söylenir. Milli Mücadele'ye karşı tutum aldı. |
Dikkat — En Sevilen Tuzak: Wilson Prensipleri Cemiyeti ismi yanıltıcıdır. İsme bakıp "ABD'nin barışçıl ilkelerini savunan iyi bir cemiyet" sanmamak gerekir; cemiyet aslında ABD mandasını savunduğu için zararlı Türk cemiyeti kabul edilir. Halide Edip Adıvar bu cemiyette yer almış olsa da Sakarya Savaşı sonrası Mustafa Kemal'in yanında savaşmış, cumhuriyet döneminde önemli edebiyatçımız olmuştur. AYT'de "Wilson Prensipleri Cemiyeti zararlı mıdır yararlı mıdır?" sorulduğunda cevap kesinlikle zararlıdır.
Halide Edip'in başlangıçta Wilson Prensipleri Cemiyeti'nde yer alıp ardından Sivas Kongresi sonrasında manda fikrini terk ederek Milli Mücadele'ye katılması, dönemin aydınlarının kafa karışıklığına ve savaşın seyriyle birlikte yaşanan ideolojik dönüşüme iyi bir örnektir. Sultanahmet Mitingi sırasında halka hitap eden Halide Edip, manda fikrinden vazgeçmiş ve milli mücadeleye katılmıştır.
Milli (Yararlı) Cemiyetler ve Sivas'ta Birleşme
Mondros sonrasında Anadolu'nun farklı bölgelerinde işgallere karşı kendiliğinden örgütlenen, vatanın bütünlüğünü savunmayı amaçlayan cemiyetlere milli cemiyetler ya da yararlı cemiyetler denir. Bu cemiyetler 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nde tek çatı altında — Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla — birleştirildi. Birleşmenin amacı tek bir merkez ve tek bir ses oluşturmaktı.
Bölgelere Göre Milli Cemiyetler
| Cemiyet | Kuruluş ve Bölge | Hedef ve Faaliyet |
|---|---|---|
| Trakya Paşaeli Cemiyeti | 2 Aralık 1918, Edirne | Trakya'nın Yunanistan'a verilmesini önlemek, Doğu Trakya'yı korumak. Mondros sonrası kurulan ilk milli cemiyet sayılır. Lider: Cafer Tayyar (Eğilmez) Bey (1. Kolordu Komutanı), Faik Bey, Şevket Bey, Mehmet Şeref Bey. |
| İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti | Aralık 1918, İzmir | Batı Anadolu'da Yunan işgaline karşı direniş örgütlemek, basın yayın yoluyla Avrupa kamuoyunu uyarmak. 17-19 Mart 1919 Büyük İzmir Kongresi (Reddi İlhak Kongresi) bu cemiyet öncülüğünde toplandı. |
| Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti | Mart 1919, Erzurum (kurucu yer Vilayât-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, İstanbul) | Doğu Anadolu'nun (Vilayât-ı Sitte) Ermenilere verilmesini önlemek; Erzurum Kongresi'nin çağrısını yapan cemiyet bu olmuştur. Lider: Cevat Dursunoğlu, Raif Hoca, Hoca Raif Efendi. |
| Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti | 12 Şubat 1919, Trabzon | Karadeniz'de Pontus Rum Cemiyeti'ne ve Yunan emellerine karşı direnmek; Karadeniz'de Pontus devleti kurma planlarını engellemek. |
| Kilikyalılar Cemiyeti | Aralık 1918, Adana ve İstanbul | Çukurova bölgesinde (Adana, Mersin, Tarsus) İngiliz/Fransız işgaline ve Ermeni Lejyonu'nun katliamlarına karşı direniş örgütlemek. |
| Milli Kongre Cemiyeti | 29 Kasım 1918, İstanbul | Esat Paşa (Esat Işık) liderliğinde; tüm milli cemiyetleri çatı altında toplamak ve özellikle basın yayın yoluyla Türklere yönelik haksız propagandaya karşı koymak. "Milli" ifadesini ilk kullanan cemiyet sayılır. |
| İlk Türk Kadın Birliği / Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti | 26 Kasım 1919, Sivas | Sivas valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Hanım önderliğinde kurulan, kadınların milli mücadeleye katılımını örgütleyen ilk yapı. Anadolu'da hızla şubeler açıldı, Mustafa Kemal'e telgraflar gönderildi. |
Yararlı Cemiyetlerin Ortak Özellikleri
- Hepsi bölgesel kurulmuş, ancak Sivas Kongresi ile tek çatı altında birleşmiştir.
- Vatanın bütünlüğünü savunmak ortak hedefleridir.
- Hiçbiri saltanat ya da hilafet karşıtı bir tutum almamış, sadece işgallere karşı direnmiştir.
- Mustafa Kemal'in 1919 Mayıs-Eylül arasındaki çabalarıyla milli mücadele saflarına çekilmişlerdir.
AYT İpucu: Milli cemiyetlerden hangisinin basın-yayın yoluyla mücadele yürüttüğü sıkça sorulur. Cevap Milli Kongre Cemiyeti'dir. Yine "ilk milli cemiyet hangisidir?" sorusunun cevabı tartışmalıdır; çoğu kaynak Trakya Paşaeli'ni (2 Aralık 1918) kabul eder. Sivas Kongresi'ne en hızlı katılan cemiyet ise Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk'tur (zaten Erzurum Kongresi'nin çağrı yapan cemiyetiydi).
19 Mayıs 1919 — Mustafa Kemal'in Samsun'a Çıkışı ve 28 Mayıs Havza Genelgesi
Mondros sonrası Anadolu'da örgütlenen milli direnişin tek bir merkezde toplanması, kongreler aracılığıyla siyasi bir programa kavuşması ve Anadolu'da bir milli hükümet kurulması — bunların hepsi 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkışı ile başladı. Mustafa Kemal, kendi ifadesiyle "19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktım" tarihini Cumhuriyet'in temel gün olarak Nutuk'un başlangıç noktası seçti.
Samsun'a Gönderiliş Süreci
İstanbul Hükümeti, Karadeniz'de Pontus Rumlarının çete faaliyetlerini ve özellikle Samsun-Trabzon arasındaki asayiş bozukluğunu gerekçe göstererek, İngilizlerin baskısı üzerine Mustafa Kemal'i bölgeye 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla atadı (atama tarihi 30 Nisan 1919). Mustafa Kemal'e verilen yetki son derece genişti:
- Bölgedeki tüm askeri birliklerin komutanlığı.
- Bölgedeki tüm sivil makamlar (vali, kaymakam, mutasarrıf) Mustafa Kemal'in emirlerine bağlı.
- Komşu vilayetlere talimat verme, askeri birliklerin yer değiştirilmesini emretme yetkisi.
- Sivil sahaya ait emirlerin doğrudan İçişleri Bakanlığı yerine Mustafa Kemal'in onayıyla geçerli olması.
Sonradan ortaya çıktığı üzere İstanbul Hükümeti bu kadar geniş yetkiyi fark etmeden vermiştir; padişah Vahdettin'in Mustafa Kemal'e verdiği güven ve müfettişlik talimatnamesinin son şeklini Genelkurmay 2. Başkanı Cevat Çobanlı Paşa'nın hazırlaması belirleyici olmuştur. Mustafa Kemal'in görünürdeki görevi Karadeniz'de Pontus tehdidine karşı asayişi sağlamak ve bölgede toplanmış silahları Anlaşma Devletleri'ne teslim etmek; gerçek niyeti ise milli direnişi örgütlemekti.
Mustafa Kemal'in Samsun'a Kadar Geçirdiği Görevler
Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'a kadar geçirdiği rütbe ve görevler AYT'de sıkça karıştırılan konulardandır. Doğru kronolojik sıralama:
| Yıl | Rütbe / Görev | Yer / Olay |
|---|---|---|
| 1909 | Kolağası, Hareket Ordusu Kurmay Başkanı | 31 Mart Vakası'nın bastırılması (Selanik'ten İstanbul'a). NOT: Kolordu komutanı Mahmud Şevket Paşa. |
| 1911-1912 | Binbaşı | Trablusgarp Savaşı (Derne, Tobruk) — İtalyan işgaline karşı. |
| 1915 | Albay (eski rütbe), Anafartalar Grup Komutanı | Çanakkale Savaşı — Conkbayırı, Anafartalar zaferleri ("Anafartalar Kahramanı"). |
| 1916 | Mirliva (Tuğgeneral) | Doğu Cephesi 16. Kolordu Komutanı (Bitlis-Muş). |
| 1917 | Yeniden 7. Ordu Komutanı | Suriye-Filistin cephesi. |
| 1918 | Yıldırım Orduları Grup Komutanı | Suriye'de İngiliz ilerlemesine karşı geri çekilme yönetimi; Mondros'u Adana'da haber aldı. |
| 30 Nisan 1919 | 9. Ordu Müfettişi (atama) | İstanbul Hükümeti tarafından Karadeniz'de asayiş için görevlendirildi. |
| 19 Mayıs 1919 | 9. Ordu Müfettişi | Samsun'a Bandırma vapuruyla çıkış. |
| 8 Temmuz 1919 | Sivil (askerlikten istifa) | Erzurum'da, padişahın geri çağırma çağrısının ardından. |
Sıkça Karıştırılan: "Mustafa Kemal Samsun'a hangi sıfatla gitti?" sorusunun doğru cevabı 9. Ordu Müfettişidir. Çeldiriciler arasında çıkar: Hareket Ordusu Komutanı (1909), Yıldırım Orduları Komutanı (1918), Anafartalar Kahramanı (1915). Bunların tümü daha önceki görevlerdir. Başkomutanlık ise 5 Ağustos 1921'de Sakarya öncesi verilmiştir.
Bandırma Vapuru ve Samsun'a Varış
Mustafa Kemal Paşa, beraberindeki 18-23 kişilik karargâh heyetiyle 16 Mayıs 1919'da Galata'dan Bandırma vapuruyla yola çıktı. Yanında bulunanlar arasında Yarbay Refet Bey (Bele), Albay Manastırlı Kâzım Dirik, Yarbay Hüsrev Gerede, Doktor Refik (Saydam), Muzaffer (Kılıç), Cevat Abbas Gürer gibi sonradan Cumhuriyet'in önemli isimleri vardı. 19 Mayıs 1919 sabahı saat 07:00 sularında Samsun'a vardı; ilk konaklamasını Mantika Palas Oteli'nde yaptı.
Samsun'da iki gün kalan Mustafa Kemal, bölgedeki gerçek durumu — Pontus çete faaliyetlerinin sınırlı, asıl tehlikenin İngiliz yardımıyla Yunan emelleri olduğunu — fark etti. 25 Mayıs 1919'da Samsun'dan ayrılarak Havza'ya geçti.
28 Mayıs 1919 Havza Genelgesi
Havza'da 25 Mayıs - 12 Haziran arasında kalan Mustafa Kemal, ilk büyük örgütlenme adımı olarak 28 Mayıs 1919'da Havza Genelgesi'ni yayımladı. Genelgenin temel maddeleri:
- İşgallere karşı tüm yurtta protesto mitingleri ve telgraf çekme kampanyaları düzenlenmesi.
- Mitinglerin "büyük ve heyecanlı" olması, ancak gayrimüslimlere ve yabancılara saldırı içermemesi (uluslararası hukukun ihlal edilmemesi için).
- Çekilen telgrafların İtilaf Devletleri temsilciliklerine, Osmanlı Hükümetine ve Bab-ı Âli'ye gönderilmesi.
- İzmir'in işgalinin protesto edilmesi.
Havza Genelgesi, Anadolu halkını ilk kez örgütlü biçimde hareket ettiren resmi belgedir. Genelgenin ardından Anadolu'nun pek çok şehrinde — özellikle İstanbul Sultanahmet (19, 22, 23 ve 30 Mayıs 1919), Konya, Kastamonu, Erzurum, Sivas, Bursa, Eskişehir — büyük protesto mitingleri yapıldı. Sultanahmet Mitingi'nde Halide Edip Adıvar, Şair Mehmet Emin Yurdakul, Fatma Aliye gibi aydınlar konuştu.
AYT İpucu: Havza Genelgesi bir program değildir; sadece halkı uyandırma ve örgütleme amaçlıdır. Milli Mücadele'nin "amacı, gerekçesi ve yöntemini" ortaya koyan ilk belge 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi'dir. Sınavda "Milli Mücadele'nin programını ortaya koyan ilk belge hangisidir?" sorusunun cevabı Amasya Genelgesi'dir; "Milli Mücadele'nin halka mal edildiği ilk belge hangisidir?" sorusunun cevabı Havza Genelgesi'dir. İkisini karıştırmamak gerekir.
Mustafa Kemal'in Bölgedeki Komutanlarla İletişimi
Havza'da iken Mustafa Kemal, Anadolu'daki diğer ordu müfettişleri ve kolordu komutanlarıyla yoğun haberleşmeye girdi. Özellikle:
- Kâzım Karabekir (15. Kolordu Komutanı, Erzurum) — bölgede en güçlü askeri yapıya sahipti, milli mücadeleye en büyük desteği sağlayacaktı.
- Ali Fuat Cebesoy (20. Kolordu Komutanı, Ankara) — Batı Anadolu'da örgütlenmenin merkezi olacaktı.
- Refet Bele (3. Kolordu Komutanı, Sivas) — Mustafa Kemal'in Samsun'a beraber geldiği isim.
- Cemal Mersinli (2. Ordu Müfettişi, Konya) — sonradan Damat Ferit'e karşı tutum aldı.
- Mersinli Cemal Paşa, Cevat Çobanlı, Fevzi Çakmak — İstanbul'daki destekçiler.
Bu görüşmelerin en kritik aşaması Amasya Genelgesi'nin müzakere edildiği toplantıdır.
22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi — Milli Mücadele'nin İhtilal Beyannamesi
Milli Mücadele'nin amacı, gerekçesi ve yöntemini ilk kez ortaya koyan resmi belge 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi (Tamimi)'dir. Mustafa Kemal Paşa, Amasya'ya 12 Haziran 1919'da gelmiş, burada eski silah arkadaşlarıyla ve kolordu komutanlarıyla bir araya gelerek Anadolu'daki direnişin tek merkezde toplanmasını sağlayacak metni hazırlamıştır. Tarihçilerin "Milli Mücadele'nin ihtilal beyannamesi" olarak adlandırdığı bu metin, Anadolu'nun fiilen İstanbul'dan ayrılarak kendi yönetimini kurma sürecinin başlangıcıdır.
İmzacılar ve Müzakere Süreci
Amasya Genelgesi beş kişinin imzasıyla yayımlanmıştır. Mustafa Kemal'in dışında imzalayanlar:
- Mustafa Kemal Paşa — 9. Ordu Müfettişi.
- Hüseyin Rauf Orbay — Eski Bahriye Nazırı, Mondros'u imzalayan komutan.
- Refet Bele — 3. Kolordu Komutanı (Sivas).
- Ali Fuat Cebesoy — 20. Kolordu Komutanı (Ankara, Amasya'ya gelemediği için imzasını telgrafla göndermiştir).
- Kâzım Karabekir — 15. Kolordu Komutanı (Erzurum, o da Amasya'ya gelmemiş, telgrafla onay vermiştir).
Mustafa Kemal'in fikren öncülük ettiği, Hüseyin Rauf Orbay ve Refet Bele'nin yer yer endişelerini dile getirdiği bilinmektedir. Özellikle Rauf Bey, "millet"in egemenlik kullanması fikrinin Osmanlı saltanatına aykırı düşeceği endişesini taşımıştır; ancak Mustafa Kemal'in kararlı tutumu sayesinde metin son şeklini almıştır.
Amasya Genelgesi'nin Maddeleri
- "Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir." — Milli Mücadele'nin gerekçesi.
- "İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir; bu durum, milletimizi yok olmuş gösteriyor." — İstanbul Hükümeti'nin meşruiyetinin sorgulanması.
- "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." — Milli Mücadele'nin yöntemi ve halk egemenliği ilkesinin ilk ifadesi.
- "Milletin sesini cihana duyurmak ve hak ve istiklalini korumak için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin teşkili gerekmektedir." — Heyet-i Temsiliye'nin (Temsil Heyeti'nin) kurulması fikrinin tohumu.
- "Anadolu'nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas'ta milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır." — Sivas Kongresi çağrısı.
- "Bunun için tüm illerin her sancağından, milletin güvenini kazanmış üç kişinin Sivas'a gönderilmesi" — Sivas Kongresi delegelerinin seçim usulü.
- Erzurum'da Vilayât-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti tarafından çağrılmış olan Doğu illeri kongresi (Erzurum Kongresi)nin de toplanmasının uygun görülmesi.
- Genelgenin alındığı andan itibaren tüm vilayet ve sancaklara, askeri ve sivil makamlara duyurulması, ancak gizlilik içinde uygulanması.
AYT İpucu: Amasya Genelgesi sınavda en sık üç açıdan sorulur: (1) İmzacılar — Mustafa Kemal, Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir. (2) Önemli vurgular — vatanın bütünlüğü tehlikede (gerekçe), milletin istiklali milletin azim ve kararıyla (yöntem), Sivas'ta milli kongre (öneri). (3) Anlamı — milli egemenliğin ilk kez resmi bir belgede ifade edilmesi, İstanbul Hükümeti'nin meşruiyetinin sorgulanması, Anadolu'nun fiilen yeni bir merkezde örgütlenmeye başlaması.
Amasya Genelgesi'nin Sonuçları
- Mustafa Kemal'in askerlik mesleğinden istifa etmesi bu süreçten sonra gerçekleşti (8-9 Temmuz 1919, Erzurum'da). Hatta Padişah Vahdettin tarafından önce 9. Ordu Müfettişliği'nden alındı (8 Temmuz), aynı gün Mustafa Kemal askerlikten istifa etti.
- İstanbul Hükümeti'nin Mustafa Kemal'i geri çağırma çağrısı reddedildi.
- Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin yolu açıldı.
- Anadolu halkı için "Milli Mücadele bir programdır" bilinci yerleşti.
- Damat Ferit Paşa hükümeti, Mustafa Kemal'i tutuklatmaya çalıştı; ancak Anadolu'daki kolordu komutanları desteklerini esirgemediği için bu girişim sonuçsuz kaldı.
Genelgenin yayımlanmasıyla birlikte Anadolu'daki direniş artık tek bir merkezden, tek bir programa göre yürütülecekti. Bir sonraki adım, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin daha önceden çağrı yapmış olduğu Erzurum Kongresi idi.
23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi — Bölgesel Toplandı, Milli Karar Aldı
Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin ortak çağrısıyla düzenlenmiş; 23 Temmuz 1919'dan 7 Ağustos 1919'a kadar 14 gün sürmüştür. Toplanma amacı Doğu Anadolu'nun Ermenilere ya da Pontuslulara verilmesini önlemek olmasına rağmen, Mustafa Kemal'in başkanlığında alınan kararlar tüm yurdu kapsayıcı milli nitelikte olmuştur. Bu yüzden Erzurum Kongresi "toplanışı bölgesel, kararları milli" olarak tanımlanır.
Kongre Öncesi Mustafa Kemal'in Erzurum'a Gelişi
Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasından sonra Sivas'a, oradan Erzincan'a ve nihayet 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a vardı. Erzurum'da 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa tarafından muazzam bir törenle karşılandı. Bu karşılama, ileride sıkça anlatılan "Paşam, kolordumla emrinizdeyiz" sözleriyle anılır.
İstanbul Hükümeti, 7-8 Temmuz 1919'da Mustafa Kemal'i 9. Ordu Müfettişliği'nden almak ve geri çağırmak için karar aldı. 8 Temmuz 1919 gece yarısı (8/9 Temmuz) Mustafa Kemal askerlik mesleğinden istifa etti; bu çok kritik andır çünkü Mustafa Kemal artık resmi bir devlet görevlisi değil, sivil bir lider olarak kongreye katılacaktı. Kâzım Karabekir Paşa istifanın hemen ardından şu meşhur sözü söyledi: "Paşam, askerlikten istifa ettiniz, ama hala emrinizdeyim. Kolordum sizin emrinizdedir."
Kongrenin Açılışı ve Mustafa Kemal'in Sivil Başkanlığı
Kongre 23 Temmuz 1919 günü Erzurum Sanasaryan Mektebi'nde 56 delegeyle açıldı. Delegelerin büyük çoğunluğu Erzurum, Trabzon, Sivas, Bitlis, Van vilayetlerinden idi. Erzurum delegesi olarak son anda kongreye katılma hakkı kazanan Mustafa Kemal, oybirliğine yakın çoğunlukla kongre başkanlığına seçildi. Bu, Mustafa Kemal'in sivil sıfatla başkanlığını yaptığı ilk kongredir.
Erzurum Kongresi Kararları
- "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, asla bölünemez." — Bu cümle ilk kez bir resmi belgede yer alıyordu. Misak-ı Milli'nin temel ilkesi olacaktı.
- Her türlü yabancı işgale ve müdahaleye karşı direnilecek; Osmanlı Hükümeti aciz kaldığı takdirde geçici bir hükümet kurulacaktır. (İlk geçici hükümet öngörüsü.)
- Manda ve himaye kabul edilemez. (Bu karar Erzurum'da ilk kez gündeme gelmiş, Sivas'ta kesinleştirilmiştir.)
- Milli iradeyi hâkim kılmak amacıyla milli kuvvetler etkin, milli iradeyi hâkim kılınacaktır. (Cumhuriyet'in fikir tohumu.)
- Mebusan Meclisi'nin derhal toplanması ve hükümet işlerinin millet denetimine alınması.
- Hristiyan azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilemez.
- Heyet-i Temsiliye (Temsil Heyeti) seçimi: 9 kişilik heyet, başkan Mustafa Kemal Paşa.
Heyet-i Temsiliye'nin Önemi
Erzurum Kongresi'nde seçilen 9 kişilik Heyet-i Temsiliye başlangıçta sadece Doğu Anadolu'yu temsil yetkisine sahip olarak kuruldu. Sivas Kongresi'nde ise yetkisi tüm Anadolu'ya yayıldı. Heyet-i Temsiliye:
- 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılışına kadar Anadolu'nun fiili hükümeti gibi çalışmıştır.
- Mustafa Kemal'in başkanlığı altında, Sivas'tan Ankara'ya geçişle (27 Aralık 1919) faaliyetini sürdürmüştür.
- İstanbul Hükümeti tarafından 20-22 Ekim 1919 Amasya Görüşmeleri'nde resmen tanınmıştır.
AYT İpucu: Erzurum Kongresi'ni Sivas Kongresi'nden ayıran üç temel özellik: (1) Toplanışı bölgesel, kararları milli (Sivas hem toplanışı hem kararları milli). (2) Heyet-i Temsiliye yalnız Doğu Anadolu'yu temsil etmek üzere kurulmuştur (Sivas'ta tüm Anadolu'ya genişletildi). (3) İlk geçici hükümet fikri Erzurum'da gündeme gelmiştir. "İlk milli sınırlar içinde vatan bir bütündür" cümlesi de Erzurum kararıdır; bu cümle ileride Misak-ı Milli'nin temel maddesi olacaktır.
Erzurum Kongresi'nin Tarihi Önemi
Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal'in sivil olarak ilk kez bir milli kongreye başkanlık yaptığı, milli iradenin ilk kez resmi belge formuna dönüştüğü ve Heyet-i Temsiliye'nin ilk kez kurulduğu kongredir. Bu kongre olmasaydı Sivas Kongresi'nin meşruiyet zemini de oluşmazdı. Erzurum'un en kritik kazancı ise Doğu Anadolu cephesinde Kâzım Karabekir Paşa ile sağlam bir bağ kurulması olmuştur — bu bağ, ileride Kâzım Karabekir'in 3 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması ile Doğu cephesini kapatmasını sağlayacaktır.
4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi — Milli Toplandı, Milli Karar Aldı
Amasya Genelgesi'nin çağrısıyla, Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında 4 Eylül 1919'dan 11 Eylül 1919'a kadar 8 gün süren Sivas Kongresi, Milli Mücadele'nin tüm Anadolu çapında tek merkezde örgütlenmesini sağlayan ve tüm milli cemiyetlerin birleştirildiği kongredir. Sivas Kongresi "toplanışı milli, kararları milli" nitelik taşır ve bu yüzden gerçek anlamda milli bir kongredir.
Kongre Öncesi Engelleme Çabaları
Kongre öncesinde İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri kongreyi engellemek için yoğun çaba harcadı:
- İçişleri Bakanı Ali Kemal, valilere telgraf çekerek kongreye katılımı engellemeye çalıştı.
- Mustafa Kemal'in tutuklanma emri verildi.
- Sivas Valisi Reşit Paşa, kongreyi engellemek için baskı altına alındı; ancak Vali, Mustafa Kemal'in yanında durdu.
- Elazığ Valisi Ali Galip'e Mustafa Kemal'i tutuklatma görevi verildi (5 Eylül 1919). Ali Galip, askerleriyle Sivas'a doğru hareket ettiyse de İngiliz desteğinin kesilmesi ve Mustafa Kemal'in karşı önlemleri sayesinde girişim başarısız oldu.
Bu engelleme girişimleri Mustafa Kemal'in kararlılığı sayesinde aşıldı. 4 Eylül 1919 günü Sivas Lisesi (eski adıyla Mekteb-i Sultanî, bugün Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi)'nde 38 delegeyle kongre açıldı. (Bazı kaynaklar 41 ya da 31 delege belirtir, kesin sayı tartışmalıdır.)
Kongre Başkanlığı Tartışması
Mustafa Kemal kongre başkanlığına aday olunca Rauf Orbay ve İsmail Fazıl Paşa ile rekabet ortaya çıktı; bazı delegeler "padişahın askerini bırakmış birinin kongreye başkanlık etmesi uygun değildir" şeklinde itiraz ettiler. Yapılan oylama sonucunda Mustafa Kemal Paşa oy çokluğuyla başkanlığa seçildi. (Erzurum'da oybirliği, Sivas'ta oy çokluğu.)
Sivas Kongresi Kararları
- Erzurum Kongresi'nin tüm kararları kabul ve teyit edildi.
- Tüm milli cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. (Sivas Kongresi'nin en önemli kararı.)
- Manda ve himaye kesinlikle reddedildi. (Wilson Prensipleri Cemiyeti adına Bekir Sami Bey ve Refik Halit'in ABD mandası önerisi reddedildi.)
- Heyet-i Temsiliye'nin yetkileri tüm Anadolu'ya yayıldı.
- Mebusan Meclisi'nin derhal toplanması talep edildi.
- Kongre kararlarını halka duyurmak amacıyla İrade-i Milliye gazetesi çıkarılması kararlaştırıldı (ilk sayı 14 Eylül 1919, Sivas).
- Padişahın Damat Ferit Paşa'yı azletmesi gerektiği bildirildi.
Manda Tartışması ve Halide Edip'in Mektubu
Sivas Kongresi'nin en hararetli tartışması, Wilson Prensipleri Cemiyeti adına gelen ABD mandası önerisi etrafında döndü. Halide Edip Adıvar'ın Mustafa Kemal'e yazdığı mektupta "ABD'nin mandasını kabul edersek bağımsızlığımızı koruyabiliriz, halkımız korkunç bir sefalete sürüklenmeden kalkınmamız mümkün olur" şeklinde gerekçeler ileri sürülüyordu. Aynı görüşü Halide Edip'in eşi Adnan Adıvar, Refik Halit Karay, Refet Bele de paylaşıyordu.
Mustafa Kemal'in cevabı net oldu: "Bağımsızlık, kayıtsız ve şartsız sahip olduğumuz haktır. Manda ya da himaye kabul edemeyiz. Eğer ABD bize karşılıksız yardım etmek istiyorsa, biz de minnettar oluruz; fakat bağımsızlığımızı kısıtlayacak hiçbir bağıyla bağlı değiliz." Bu tutum kongrede oybirliğine yakın çoğunlukla kabul edildi ve manda fikri tarihsel olarak Sivas Kongresi'nde reddedildi.
İstanbul Hükümeti İle Çatışma ve Damat Ferit'in Düşmesi
Sivas Kongresi sonrasında Heyet-i Temsiliye, İstanbul Hükümeti ile tüm haberleşmeyi keserek İstanbul üzerinde ekonomik ve siyasi baskı uyguladı. Bu durum Damat Ferit Paşa hükümetini zor durumda bıraktı. Padişah Vahdettin nihayet 30 Eylül 1919'da Damat Ferit'i azletti ve yerine Ali Rıza Paşa'yı sadrazamlığa atadı. Bu, Heyet-i Temsiliye'nin İstanbul Hükümeti'ne karşı kazandığı ilk siyasi başarı oldu.
AYT İpucu: Sivas Kongresi'nde alınan en önemli kararlar üç başlıkta toplanır: (1) Cemiyetlerin Birleşmesi — Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında. (2) Manda ve Himayenin Kesin Reddi — Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin ABD mandası önerisi reddedildi. (3) İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılması — Anadolu'da çıkarılan ilk milli mücadele gazetesi (Ankara'da çıkacak Hâkimiyet-i Milliye ile karıştırmamak gerekir).
Erzurum-Sivas Karşılaştırma Tablosu
| Özellik | Erzurum Kongresi (23 Tem - 7 Ağu 1919) | Sivas Kongresi (4-11 Eyl 1919) |
|---|---|---|
| Toplanma Şekli | Bölgesel (Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk + Trabzon Muhafaza-i Hukuk çağrısıyla) | Milli (tüm yurda Amasya Genelgesi ile çağrı) |
| Karar Niteliği | Milli (tüm yurdu kapsayıcı) | Milli (Erzurum kararlarını teyit + cemiyetleri birleştirme) |
| Mustafa Kemal'in Sıfatı | Sivil (8 Temmuz'da askerlikten istifa etti) | Sivil |
| Başkan Seçimi | Oybirliğine yakın | Oy çokluğu (rakip Rauf Orbay vs İsmail Fazıl Paşa) |
| Heyet-i Temsiliye Yetkisi | Yalnız Doğu Anadolu | Tüm Anadolu |
| Manda ve Himaye | İlk kez gündeme geldi, reddedildi | Kesinlikle reddedildi (Wilson Prensipleri Cemiyeti önerisi) |
| Cemiyet Birleştirmesi | Doğu cemiyetleri çatı altında (DAMHC) | Tüm milli cemiyetler tek çatı altında (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) |
20-22 Ekim 1919 Amasya Görüşmeleri ve 28 Ocak 1920 Misak-ı Milli
Sivas Kongresi sonrasında Heyet-i Temsiliye'nin İstanbul ile haberleşmeyi kesmesi sonucunda Damat Ferit Paşa istifa etmek zorunda kalmış (30 Eylül 1919), yerine Ali Rıza Paşa sadrazamlığa atanmıştı. Yeni hükümet, Anadolu'daki gücün gerçekliğini fark etmiş ve Heyet-i Temsiliye ile resmi düzeyde görüşme yapma kararı almıştı. Görüşme yeri olarak — Erzurum ve Sivas'tan sonra — bir kez daha Amasya seçildi.
Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)
Görüşmeler, İstanbul Hükümeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa arasında 20-22 Ekim 1919'da Amasya'da yapıldı. Üç gün süren görüşmelerde beş tutanak imzalandı; bunlardan üçü kamuya açıklandı, ikisi gizli tutuldu.
Amasya Görüşmeleri Kararları (Tutanaklar)
- İstanbul Hükümeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni resmen tanıdı. (Heyet-i Temsiliye'nin meşruiyetini İstanbul nezdinde kazanması.)
- Türk vatanının bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının her zaman ve her durumda korunacağı kabul edildi.
- Müslüman olmayan unsurlara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilemez ilkesi kabul edildi.
- İttihat ve Terakki bağlantısı olmayacak şekilde Mebusan Meclisi seçimleri derhal yapılacak.
- Mebusan Meclisi İstanbul dışında, güvenli bir yerde toplanmalıdır. (İstanbul'un işgal altında olması ve mebusların güvenlikleri gerekçe.)
- Hükümet, Heyet-i Temsiliye'nin uygun göreceği zamana kadar Sevr benzeri herhangi bir antlaşmaya imza koymayacaktı.
Görüşmelerin en kritik kazanımı, Heyet-i Temsiliye'nin İstanbul Hükümeti tarafından resmi olarak tanınmasıdır. Ancak hükümet "Mebusan Meclisi İstanbul dışında toplanmalı" maddesini onaylamadı; bu maddeyi reddetti. Salih Paşa şahsen kabul etse de hükümet İstanbul'da toplanmasında ısrar etti — bu ısrar, ileride mebusların İstanbul'da tutuklanmasına ve 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgaline yol açacaktı.
Sıkça Karıştırılan: Amasya Görüşmeleri vs Bilecik Görüşmeleri. İki görüşme de TBMM'nin İstanbul Hükümeti ile yaptığı karşılaşmalardır, ancak farklı dönemlere aittir. Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919): Salih Paşa - Mustafa Kemal arasında, Heyet-i Temsiliye'nin İstanbul tarafından tanındığı görüşmedir. Bilecik Görüşmeleri (5 Aralık 1920): TBMM artık açılmıştır; İstanbul Hükümeti adına Sadrazam Tevfik Paşa'nın gönderdiği Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa ve Hadi Paşa ile Mustafa Kemal Bilecik'te buluştu. TBMM bu görüşmede İstanbul Hükümeti'nin tek meşru temsilci olarak TBMM'yi tanımasını talep etti; heyet kararsız kalınca Ankara'ya götürülüp 80 gün gözaltında tutuldu. Yani Amasya tanınmayı, Bilecik tanınmanın bir adım ötesini (TBMM'nin tek meşru hükümet olduğunu) dayatmıştır.
Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'ya Geçişi (27 Aralık 1919)
Amasya Görüşmeleri'nden sonra Heyet-i Temsiliye 27 Aralık 1919'da Sivas'tan Ankara'ya geçti. Ankara'nın merkez seçilmesinin sebepleri:
- Coğrafi olarak Anadolu'nun ortasında olması (cephelerle iletişim kolay).
- İstanbul'a ve Mebusan Meclisi'ne yakın olması.
- 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Cebesoy'un etkin koruma sağlaması.
- Demiryolu bağlantılarının uygun olması.
Ankara'ya gelen Heyet-i Temsiliye, çalışmalarını Ziraat Mektebi'nde yürütmeye başladı. Aynı zamanda Hâkimiyet-i Milliye gazetesi 10 Ocak 1920'de Ankara'da çıkarıldı (Sivas'taki İrade-i Milliye'nin Ankara devamı niteliğinde).
Son Osmanlı Mebusan Meclisi (12 Ocak 1920) ve Felah-ı Vatan Grubu
Amasya Görüşmeleri sonucunda yapılan seçimlerde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adayları büyük çoğunlukla mebus seçildi. 12 Ocak 1920 günü Son Osmanlı Mebusan Meclisi İstanbul'da açıldı. Meclise katılan Müdafaa-i Hukukçu mebuslar — Mustafa Kemal'in talimatlarına uygun olarak — "Felah-ı Vatan Grubu" adıyla örgütlendi. (Mustafa Kemal başlangıçta "Müdafaa-i Hukuk Grubu" adını önermişti, ancak mebuslar Felah-ı Vatan adını tercih etti.)
Mustafa Kemal'in Mebusan Meclisi'nde olmamasının sebebi: kendisi Erzurum'dan mebus seçilmesine rağmen mecliste yer almadı; çünkü İstanbul'a giderse İngilizlerin tutuklayabileceği endişesi vardı. Aynı zamanda Heyet-i Temsiliye Başkanı sıfatıyla Anadolu'da kalması daha stratejikti.
28 Ocak 1920 Misak-ı Milli Kararları
Felah-ı Vatan grubu, Mustafa Kemal'in dikte ettirdiği taslak üzerinden 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli (Milli Yemin/Milli Ant) Kararları'nı kabul etti. Misak-ı Milli, Türk milletinin bağımsızlık ve sınır beyannamesidir. Altı maddeden oluşur:
- Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihinde düşman işgalinde bulunmayan ve Türk halkının çoğunlukta olduğu toprakların bütünlüğü esastır. (Türkiye'nin temel sınırlarını çizen madde.)
- Halkı serbestçe oylarını verdiği zaman anavatana katılmış olan üç sancak (Kars, Ardahan, Batum) için gerekirse halk oylaması yapılabilir.
- Batı Trakya'nın hukuki durumu da halk oylamasıyla belirlenmelidir.
- İstanbul ve Marmara Denizi'nin güvenliği sağlanmalı; Boğazların serbestliği ve ticaret özgürlüğü ilgili devletlerle birlikte kararlaştırılmalıdır.
- Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman halkın haklarıyla karşılıklılık ilkesi içinde güvence altına alınacaktır.
- Milli ve iktisadi gelişmemizin sağlanması için siyasi, adli, mali kapitülasyonlar kabul edilemez.
AYT İpucu: Misak-ı Milli'nin temel kazanımları üç başlıktadır: (1) Sınırlar — Mondros tarihindeki işgal dışı topraklar (Hatay, Musul, Batı Trakya, Elviye-i Selâse hariç). (2) Kapitülasyonların kaldırılması. (3) Boğazların Türk egemenliğinde serbestliği. Sınavda "Misak-ı Milli'nin tümüyle gerçekleşemeyen iki konusu hangileridir?" sorusunun cevabı Hatay (1939'da kazanıldı) ve Musul (1926'da Irak'a kaldı)'tur. Boğazlar 1936 Montrö ile, Batı Trakya hiç kazanılmadı (Yunanistan'da kaldı).
16 Mart 1920 İstanbul'un Resmen İşgali ve Mebusan Meclisi'nin Dağıtılması
Misak-ı Milli'nin kabulü, İtilaf Devletleri'ni (özellikle İngiltere'yi) çok rahatsız etti. 16 Mart 1920 sabah saat 10:00'da İngiliz askerleri Şehzadebaşı'ndaki askerî karakola baskın yaparak 6 askerimizi şehit etti. Aynı gün İstanbul resmen işgal edildi; Mebusan Meclisi basıldı, mebuslar dövüldü, Rauf Orbay, Vasıf Bey, Kara Vasıf, Şefik Bey, Numan Usta gibi mebuslar tutuklanıp Malta Adası'na sürüldü. 18 Mart 1920'de Mebusan Meclisi son toplantısını yaparak süresiz olarak dağıldı.
İstanbul'un işgali, Anadolu'da milli mücadeleyi hızlandıran ve TBMM'nin açılmasını mecburi kılan kritik olay oldu. Mustafa Kemal Paşa derhal harekete geçti: kongre teşkilatına seçim talimatı vererek 21 Nisan 1920'de Ankara'da yeni bir meclis açacağını ilan etti.
23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin Açılışı ve I. Dönem Özellikleri
İstanbul'un işgali ve Mebusan Meclisi'nin dağıtılması üzerine Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920'de yayımladığı genelgeyle "olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin Ankara'da açılacağını" ilan etti. Yapılan seçimlerle hem yeni mebuslar hem de İstanbul'dan kaçabilen Mebusan Meclisi mebusları bir araya geldi. 23 Nisan 1920 günü Cuma günü Ankara'da Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılındıktan sonra kuzu kurban edildi, dualarla Büyük Millet Meclisi açıldı.
Açılışın Sembolik Anlamı
- Cuma günü açılması — İslami sembolizm.
- Hacı Bayram Camii'nde namaz — meşruiyetin dini boyutu.
- Kuzu kurban — geleneksel Türk-İslam adetlerine uyum.
- Meclis binası olarak İttihat ve Terakki'nin eski Ankara Kulübü'nün kullanılması (bugün Birinci TBMM Binası ve Kurtuluş Savaşı Müzesi).
Meclisin başkanlığına en yaşlı mebus Sinop Mebusu Şerif Bey geçici olarak seçildi (kıdem geleneği). 24 Nisan 1920'de yapılan seçimde Mustafa Kemal Paşa meclis başkanlığına seçildi.
I. TBMM'nin Yapısı ve Üye Profili
I. TBMM, 120 Ankara seçilmiş mebus + 90 İstanbul Mebusan Meclisi'nden gelen mebuslar = yaklaşık 390 mebus ile çalışmaya başladı. Üye profili çok çeşitliydi:
- Eski Mebusan Meclisi mebusları (Müdafaa-i Hukuk grubu).
- Eski askerler ve subaylar (Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, İsmet Bey, Fevzi Çakmak vb.).
- Aşiret reisleri (Doğu illerinden).
- Din adamları (müftüler, ulema).
- Hukukçular, gazeteciler, eğitimciler.
I. TBMM'nin Temel Özellikleri
- Olağanüstü meclis: I. TBMM hem yasama hem yürütme hem de yargı yetkilerini elinde toplayan, savaş şartlarına özel bir meclistir (Güçler Birliği ilkesi).
- Kurucu meclis: 20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nu (1921 Anayasası) yapan ve devletin temel ilkelerini belirleyen bir meclistir.
- İhtilalci meclis: İstanbul Hükümeti'nin meşruiyetini reddederek "millet egemenliği" ilkesini esas almıştır.
- Bakanlar (Vekiller) meclis tarafından seçilir; bakanlar meclise karşı sorumludur.
- Hükümet başkanı yoktur; meclis başkanı (Mustafa Kemal Paşa) aynı zamanda hükümet başkanıdır.
- Saltanat ve hilafet konusunda doğrudan tutum almamıştır; bunlar 23 Nisan 1920 tarihinde resmen sürmektedir, Mustafa Kemal "bunların geleceği daha sonra ele alınacaktır" tavrını korumuştur.
AYT İpucu: I. TBMM'nin "olağanüstü, kurucu, ihtilalci" üç sıfatı sınavda sıkça sorulur. Olağanüstü çünkü güçler birliği esasına dayanır; kurucu çünkü 1921 Anayasası'nı yapmıştır; ihtilalci çünkü İstanbul Hükümeti'nin meşruiyetini reddetmiştir. Ayrıca I. TBMM'nin adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi" değil, sadece "Büyük Millet Meclisi"'dir (Türkiye sıfatı 1921'de Teşkilat-ı Esasiye ile eklenmiştir).
I. TBMM'nin Hükümet Sistemi: Meclis Hükümeti Sistemi
I. TBMM döneminde uygulanan hükümet biçimi Meclis Hükümeti Sistemi'dir. Bu sistemin özellikleri:
- Bakanlar (vekiller) tek tek meclis tarafından oylanarak seçilir; başbakan tarafından önerilmez.
- Meclis Başkanı aynı zamanda hükümet başkanıdır (Mustafa Kemal Paşa hem meclis başkanı hem hükümet başkanı).
- Bakanlar topluca değil, bireysel olarak meclise karşı sorumludur.
- Yasama, yürütme ve yargı yetkileri tek elde — meclise — aittir (güçler birliği ilkesi).
- Bu sistem savaş ve olağanüstü dönem için uygundur; karar alma hızlıdır, fakat günlük yönetim açısından verimsizdir.
Meclis Hükümeti Sistemi 29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilanı ile sona erdi; yerine Kabine Sistemi (Parlamenter Sistem) getirildi. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı, Başbakanı atadı ve hükümet meclisten ayrı bir kurum oldu. Türkiye 1924 Anayasası, 1961 Anayasası ve 1982 Anayasası boyunca parlamenter sistemi sürdürdü; 2017 referandumuyla başkanlık sistemine geçildi.
İlk Yasalar ve Açılış Sonrası Süreç
Açılışın hemen ardından TBMM hızla çalışmaya başladı. İlk haftalarda kabul edilen yasalar:
- 24 Nisan 1920: Ağnam Vergisi (küçükbaş hayvan vergisi) hakkında kanun — I. TBMM'nin çıkardığı ilk kanun. Savaşın finansmanı için Osmanlı'dan kalan ağnam vergisi dört katına çıkarıldı (4 kat artırma kararı). İlk yasanın bir vergi yasası olması, TBMM'nin egemenlik hakkını (vergi koyma) kullandığının sembolüdür.
- 2 Mayıs 1920: İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) kuruldu — 11 bakanlık.
- 3 Mayıs 1920: Hıyanet-i Vataniye Kanunu — TBMM'ye karşı çıkanlara idam cezası getiren yasa.
- 11 Eylül 1920: İstiklâl Mahkemeleri Kanunu — TBMM milletvekillerinden seçilen, idam yetkili olağanüstü mahkemeler. Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulamak için kuruldu; iç isyanları bastırmada belirleyici rol oynadı. (TBMM'nin yargı yetkisini de elinde tuttuğunun en somut göstergesi.)
- 11 Mayıs 1920: Padişah Vahdettin'in fetvası ve Damat Ferit'in idam cezası — TBMM'nin başkanı Mustafa Kemal'i ve ona bağlı kişileri "vatan haini" ilan ederek idam fetvası (Şeyhülislam Dürrizade Abdullah'ın fetvasıyla) çıkardı. Bu fetvaya karşılık TBMM Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi'nin karşı fetvası ile cevap verdi.
- 7 Haziran 1920: İstanbul Hükümeti'nin Mondros'tan sonra yaptığı tüm antlaşmaların geçersizliği kararı.
- 10 Eylül 1920: Firariler hakkında kanun.
- 29 Nisan 1920: İstiklâl Mahkemeleri'nin kurulması (TBMM kararıyla seçilen yargıçlardan oluşan, idam yetkisiyle donatılmış olağanüstü mahkemeler).
20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)
I. TBMM'nin en önemli eseri, 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'dur. Bu yasa Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasası sayılır (yalnız 23 maddeden ibaret, kısa ve "savaş anayasası" olarak nitelendirilir). Temel maddeleri:
- "Hâkimiyet bila kayd ü şart milletindir." — Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. (Cumhuriyet'in temel ilkesi.)
- Yasama, yürütme ve yargı yetkileri TBMM'ye aittir. (Güçler birliği ilkesi.)
- İcra Vekilleri Heyeti TBMM tarafından seçilir.
- Devletin adı ilk kez "Türkiye Devleti" olarak resmiyet kazandı (TBMM adı da bu yasa ile "Türkiye Büyük Millet Meclisi" oldu).
- Türkiye Devleti, TBMM tarafından idare olunur.
- Şeriat hükümlerinin uygulanması meclisin görevidir. (Halifelik ve şeriat henüz kaldırılmamıştı.)
1921 Anayasası, padişah ve halifenin geleceğini belirsiz bırakmıştır. Padişahlık ve hilafet konusu 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması ile çözülecekti. 1923'te Cumhuriyet ilanı ve 1924'te Hilafetin Kaldırılması ile süreç tamamlanacaktı.
Sıkça Karıştırılan: Misak-ı Milli (28 Ocak 1920) sınır manifestosudur ve Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Teşkilat-ı Esasiye (20 Ocak 1921) ilk anayasadır ve TBMM tarafından kabul edilmiştir. İkisinin tarihi de Ocak ayında olduğundan AYT sıkça karıştırır.
TBMM'ye Karşı İç İsyanlar ve Düzenli Ordunun Kuruluşu
TBMM'nin 23 Nisan 1920'de açılışından sonra ortaya çıkan en büyük tehdit, dış cephelerden önce iç isyanlar oldu. Bu isyanları üç ana grupta toplamak gerekir: (1) İstanbul Hükümeti tarafından desteklenen isyanlar, (2) Hilafet ve şeriat adına çıkarılan isyanlar, (3) Kuvayı Milliye komutanlarının kişisel rekabetlerinden çıkan isyanlar.
İstanbul Hükümeti Tarafından Desteklenen İsyanlar
- Anzavur (Hilafet Ordusu) İsyanları: İlki 1919 sonbaharında, ikincisi 1920'de Marmara bölgesinde (Balıkesir, Karacabey, Susurluk, Manyas) çıkmış; Çerkez Ahmet Anzavur isimli emekli jandarma yarbayı tarafından yönetilmiştir. Ali Fuat Cebesoy ve Çerkez Ethem kuvvetleri tarafından bastırıldı.
- Kuva-yi İnzibatiye (Halifelik Ordusu): 18 Nisan 1920'de İstanbul Hükümeti tarafından kurulmuş, Anadolu'daki direnişçilere karşı kullanılan resmi bir ordu. Süleyman Şefik Paşa komutasında, çoğunlukla İngiliz desteğiyle silahlandırılmıştı. İzmit, Adapazarı, Bolu çevresinde TBMM kuvvetleriyle çatıştı; nihayetinde dağıldı, askerleri Ali Fuat Cebesoy'a teslim oldu.
Hilafet ve Şeriat Adına Çıkarılan İsyanlar (Padişah-Halife Yanlısı)
- Bolu-Düzce-Hendek-Adapazarı İsyanı (1920 Mayıs-Eylül): Önce Düzce'de, ardından Bolu, Hendek, Adapazarı, Geyve'ye yayıldı. Kuva-yi İnzibatiye ile ortak hareket etti. Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele tarafından bastırıldı.
- Yozgat İsyanı (Çapanoğlu İsyanı, Mayıs-Haziran 1920): Çapanoğlu Edip Bey, Celal ve Salih kardeşler tarafından çıkarıldı. Yozgat civarında etkili oldu. Çerkez Ethem komutasındaki Kuva-yi Seyyare bastırdı (özellikle bu isyanın bastırılmasında Çerkez Ethem önemli rol oynadı).
- Konya İsyanı (Delibaş Mehmet İsyanı, Ekim 1920): Bozkır ve civarında, eski Bozkır kaymakamı Delibaş Mehmet tarafından çıkarıldı. Konya birkaç gün isyancıların elinde kaldı. Refet Bele'nin Mürettep Süvari Tümeni tarafından bastırıldı.
- Afyon-Kütahya İsyanları: Lokal nitelikli, kısa süreli ayaklanmalar.
- Şeyh Eşref İsyanı (Bayburt, Eylül-Ekim 1919): Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan Şeyh Eşref ayaklanması; Halit Paşa kuvvetleriyle bastırıldı.
Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar
- Pontus Rumları İsyanı: Karadeniz'de Samsun, Trabzon, Bafra, Çarşamba, Terme civarında Rum çetelerinin sürdürdüğü uzun süreli isyan. Topal Osman Ağa (Giresun) ve sonradan kurulan Merkez Ordusu (Komutan: Nurettin Paşa) tarafından bastırıldı. Pontus meselesi 1923 Mübadele Antlaşması ile büyük ölçüde sona erdi.
- Ermeni İsyanları: Doğu Anadolu'da, özellikle Doğu Cephesi'nde Ermeni çete saldırıları. Kâzım Karabekir Paşa kuvvetleri bastırdı.
- Koçgiri İsyanı (Mart-Haziran 1921): Sivas-Erzincan-Tunceli üçgeninde Alevi Kürt aşiretlerinin (Koçgiri aşireti, Alişer ve Nuri Dersimi liderliğinde) çıkardığı, özerklik talepli isyan. Nurettin Paşa'nın Merkez Ordusu tarafından sert şekilde bastırıldı.
Kuvayı Milliye Komutanlarının Çıkardığı İsyanlar
- Demirci Mehmet Efe İsyanı (Aralık 1920): Aydın, Denizli civarında etkili Demirci Mehmet Efe, düzenli orduya katılmaya direnerek isyan etti. Refet Bele tarafından bastırıldı.
- Çerkez Ethem (Kuva-yi Seyyare) İsyanı (Aralık 1920 - Ocak 1921): İlk dönemde TBMM'ye büyük hizmetler etmiş Çerkez Ethem ve kardeşleri (Tevfik, Reşit), düzenli orduya katılmayı reddederek başkaldırdı. I. İnönü Muharebesi sırasında (6-10 Ocak 1921) İsmet Paşa kuvvetleri tarafından bastırıldı; Ethem ve kardeşleri Yunan tarafına sığındı. Bu olay düzenli orduya geçişin sembolik kapanışıdır.
Düzenli Ordunun Kurulması
İç isyanlar gösterdi ki Kuva-yi Milliye birlikleri zaferden zafere koşamaz; merkezi disiplini olmayan, komutanları arasında rekabet bulunan ve yerel çıkarlarla hareket eden milis kuvvetleri uzun vadeli savaşı kazanamazdı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, 8 Kasım 1920'de TBMM kararıyla düzenli ordunun kurulması kararını aldı. Düzenli ordu birlikleri:
- Batı Cephesi: Eski 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Cebesoy'un Batı Cephesi Komutanlığı sırasında 24-25 Ekim 1920'de Yunanlılara karşı Gediz Taarruzu başarısız oldu. Ali Fuat Bey 9 Kasım'da Moskova Büyükelçiliği'ne atandı; Batı Cephesi ikiye bölündü: kuzey kanat İsmet Bey (İnönü), güney kanat Refet Bele'ye verildi.
- Doğu Cephesi: Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordu (resmi adı XV. Kolordu) Doğu Cephesi olarak yeniden örgütlendi.
- Güney Cephesi: Düzenli ordu kurulmadan önce Kuvayı Milliye direnişi sürdürüldü; sonradan Albay Selahattin Adil komutasında düzenlendi.
Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) — Uygulanmamış Antlaşma
San Remo Konferansı (Nisan 1920) ile son şekli verilen Sevr Antlaşması, 10 Ağustos 1920'de Paris yakınlarındaki Sevr kasabasında imzalandı. Osmanlı tarafında Damat Ferit Paşa hükümetinin imzacıları (Hadi Paşa, Rıza Tevfik, Reşat Halis), İtilaf Devletleri tarafında ise İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya ve diğerleri imzaladı.
Sevr'in Önemli Maddeleri (433 madde)
- Boğazlar: Uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; tüm gemilere — savaş ya da ticaret — açık olacak.
- İstanbul: Osmanlı'nın başkenti olarak kalacak, ancak antlaşma şartları yerine getirilmezse İstanbul Türklerden alınabilecek.
- Ordu: Osmanlı askeri 50.700 kişiyle sınırlandırılacak (jandarma + padişah muhafızları + sınır askerleri dahil); donanma kullanılmayacak; askeri uçak yasak.
- Kapitülasyonlar: Mevcut kapitülasyonlar genişletilerek tüm İtilaf Devletleri'ne tanındı.
- Ekonomik denetim: Maliye, gümrük, posta, bütçe gibi konular İtilaf Devletleri'nin denetimine bırakılacak.
- Toprak Kayıpları: Doğu Trakya ve Batı Anadolu'nun büyük kısmı (Edirne, Gelibolu, İzmir ve çevresi) Yunanistan'a; Doğu Anadolu'nun büyük kısmı bağımsız bir Ermenistan'a; Güneydoğu Anadolu'nun bir kısmı Kürt özerk bölgesine; Suriye Fransa'ya; Mezopotamya (Irak), Filistin İngiltere'ye; Antalya ve çevresi İtalya'ya bırakıldı.
- Azınlık hakları: Geniş kapsamlı azınlık güvenceleri ve İtilaf Devletleri'nin bunları denetleme yetkisi.
Çok Önemli: Sevr Antlaşması hiçbir zaman uygulanmamıştır. Sebepler: (1) Padişah Vahdettin'in resmen onaylamaması (Saltanat Şurası kararıyla "Damat Ferit imzalasın" denmesi). (2) TBMM'nin antlaşmayı reddetmesi ve Sevr'i imzalayanları "vatan haini" ilan etmesi. (3) Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'yla antlaşmayı geçersiz kılması. AYT'de "Sevr uygulanmış mıdır?" sorusu sorulduğunda cevap kesinlikle Hayır, uygulanmamıştır. Bunun yerine 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.
Sevr'in Tarihi Önemi
Sevr Antlaşması "ölü doğmuş bir antlaşma" olarak tarihe geçti. Bununla birlikte iki önemli işlevi oldu: (1) Türk milletinin Milli Mücadele'ye katılım azmini kuvvetlendirdi (Sevr'in ne kadar yıkıcı olduğunu gören halk TBMM'ye sıkıca bağlandı). (2) Lozan Antlaşması'nın müzakeresinde "Sevr eşik olarak alınacak" tehdidiyle baskı oluşturma aracı oldu (TBMM heyeti Lozan'da bu psikolojik avantajı kullandı).
Doğu Cephesi — Kâzım Karabekir ve 3 Aralık 1920 Gümrü Antlaşması
Milli Mücadele'nin ilk askeri zafer cephesi Doğu Cephesi olmuştur. Bu cephede TBMM kuvvetleri Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordu (sonradan Doğu Cephesi olarak yeniden adlandırıldı) ile Ermenilere karşı savaştı. Doğu cephesindeki zafer, Türk-Sovyet ilişkilerinin gelişmesinin de önünü açtı.
Cephe Açılma Sebepleri
- Sevr Antlaşması Doğu Anadolu'nun büyük kısmını "Bağımsız Ermenistan" sınırlarına dahil etmiştir.
- Ermeniler, antlaşma şartlarını fiili durum haline getirmek için Kars-Erzurum-Sarıkamış üçgeninde Müslüman halka karşı katliam ve baskınlara girişmişti.
- Wilson'un 12. ilkesinde Türk olmayan halklara özerklik öngörülmüş; Ermeniler bu maddeye dayanarak Doğu Anadolu'da hak iddia etmişti.
- Brest-Litovsk Antlaşması (3 Mart 1918) ile Osmanlı'nın aldığı Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum), Mondros sonrası tekrar tehdit altına girmişti.
Kâzım Karabekir Paşa'nın Saldırısı
Kâzım Karabekir Paşa, 9 Haziran 1920'de Doğu Cephesi Komutanı olarak görevlendirildi. 28-29 Eylül 1920'de Sarıkamış'ı, ardından 30 Ekim 1920'de Kars'ı, son olarak 7 Kasım 1920'de Gümrü'yü ele geçirdi. Ermeniler ağır yenilgiye uğradı; ateşkes istemek zorunda kaldılar.
3 Aralık 1920 Gümrü Antlaşması
Kâzım Karabekir Paşa ile Ermeni Cumhuriyeti delegeleri arasında imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM'nin imzaladığı ilk uluslararası antlaşmadır.
- Ermenistan, Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kabul etti.
- Doğu sınırı: Aras Nehri, Çıldır Gölü ve Arpaçay olarak belirlendi.
- Kars, Sarıkamış, Iğdır, Kağızman, Kulp ve Bayazıt yöresi Türklere bırakıldı.
- Ermenistan, askeri kuvvetlerini sınırlı tutmayı kabul etti.
- İki ülke arasında siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulacaktı.
Ancak antlaşma imzalandığı sırada Ermenistan Sovyetler tarafından işgal edildi (Bolşevik Sovyetler 2 Aralık 1920'de Erivan'a girmişti); bu yüzden Gümrü Antlaşması Ermenistan tarafından resmen onaylanmadı. Ne var ki Türkiye için bağlayıcılığı vardı çünkü doğu sınırını fiilen çiziyordu. Sınır, daha sonra 16 Mart 1921 Moskova ve 13 Ekim 1921 Kars Antlaşmaları ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile resmen kesinleşti.
AYT İpucu: Gümrü Antlaşması üç açıdan önemlidir: (1) TBMM'nin imzaladığı ilk uluslararası antlaşma. (2) Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini bir devletin (Ermenistan) ilk kez kabul ettiği antlaşma. (3) Doğu Cephesi'nin kapanışı. "TBMM'nin uluslararası alanda ilk askeri ve siyasi başarısı" sorusunun cevabı Gümrü'dür. "Sovyetlerle imzalanan antlaşma" sorusunun cevabı ise Moskova ve Kars'tır — Gümrü Sovyetlerle değil, Ermenistan'la imzalanmıştır.
16 Mart 1921 Moskova Antlaşması ve 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması
Doğu cephesinin kapanmasıyla birlikte TBMM'nin Sovyet Rusya ile ilişkileri hızla gelişti. Sovyetler, "yeni-emperyalist" Batı'ya karşı Türkiye'yi stratejik müttefik olarak gördü; Türkiye'ye 10 milyon altın ruble, silah ve cephane yardımı yaptı. Bu yardımların karşılığında iki büyük antlaşma imzalandı:
- 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması (Sovyet Rusya ile, I. İnönü zaferi sonrası): Sovyetler Sevr Antlaşması'nı tanımadığını bildirdi. Misak-ı Milli'nin doğu sınırını destekledi. Batum'un Gürcistan'a bırakılması kabul edildi (Türkiye'nin Misak-ı Milli'den verdiği tek taviz). Boğazlar konusunda Karadeniz devletlerine danışılması esası kabul edildi.
- 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ile, Sakarya zaferi sonrası): Moskova Antlaşması'nın tamamlayıcısı niteliğindedir. Türkiye'nin doğu sınırı resmen ve kesin olarak belirlenmiş oldu. Bu sınır günümüzde de geçerlidir.
Hem Moskova hem de Kars Antlaşmaları, TBMM'nin diplomatik kazanımlarını da askeri zaferlere bağlayan önemli örneklerdir. I. İnönü zaferi Moskova Antlaşması'nı, Sakarya zaferi Kars Antlaşması'nı getirdi.
Güney Cephesi — Kuvayı Milliye Direnişi ve 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması
Güney Cephesi'nin en önemli özelliği, düzenli bir TBMM ordusunun değil, halkın kendi imkanlarıyla örgütlediği Kuvayı Milliye birliklerinin savaştığı tek cephe olmasıdır. Bu cephede önce İngilizler (8 Aralık 1918 Adana), ardından 30 Nisan 1919'dan itibaren Fransızlar (Suriye İtilafnamesi sonucu) işgal kuvveti olarak yer almıştır. Ermeni Lejyonu da Fransız kuvvetlerinin yanında savaşa girmiştir.
Bölgesel Direnişler
Maraş Direnişi (Kasım 1919 - 12 Şubat 1920)
Maraş'ta 31 Ekim 1919'da bir Fransız askeri Müslüman bir kadının çarşafını yırttı; bu olayın ardından Sütçü İmam Fransız askerine ateş açtı (ilk kurşun kabul edilir). Kasım 1919'dan itibaren halk silahlandı; Müftü Hayrullah Efendi, Hacı Mehmet Efendi, Doktor Mustafa Efendi liderliğinde direniş örgütlendi. 22 Şubat 1920'de Maraş Fransız ve Ermeni kuvvetlerinden temizlendi. Bu direniş Anadolu'da büyük bir moral kaynağı oldu; Maraş'a 1973'te "Kahramanmaraş" unvanı verildi.
Antep Direnişi (1 Nisan 1920 - 9 Şubat 1921)
Antep'te direnişin önderi Şahin Bey (Mehmet Sait) oldu; Şahin Bey, Antep'e Fransız takviyelerini engellemek için Kilis-Antep arasındaki Elmalı Boğazı'nda yaptığı pusuda 28 Mart 1920'de şehit düştü. Direniş 11 ay sürdü; halk açlık ve hastalıklara rağmen şehri savundu. Ancak nihayetinde Antep 9 Şubat 1921'de Fransızların eline geçti. Antep, kahramanlığı için 1921'de "Gaziantep" unvanı aldı (Türkiye'de "Gazi" unvanı alan ilk şehir Antep'tir; Şahin Bey'in adı Gaziantep merkezindeki bir mahalleye verildi).
Urfa Direnişi (Şubat-Nisan 1920)
Urfa'da Ali Saip Ursavaş liderliğindeki direniş, Fransız kuvvetlerini şehirden çıkarmayı başardı. 11 Nisan 1920'de Urfa Fransız işgalinden kurtarıldı. Urfa, kahramanlığı için 1984'te "Şanlıurfa" unvanı aldı.
Adana ve Çukurova Direnişi
Adana ve Çukurova bölgesinde Fransız işgali ve Ermeni Lejyonu'nun katliamlarına karşı Tufan Bey, Saimbeyli, Pozantı, Karaisalı, Feke gibi yörelerde Kuvayı Milliye birlikleri direndi. 5 Ağustos 1920 Pozantı zaferi bu cephenin en önemli olayıdır. Adana'nın resmen işgalden kurtuluşu ise 1921 Ankara Antlaşması'nı bekleyecekti.
20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması (Fransa ile)
Sakarya Meydan Muharebesi'nde TBMM'nin kazandığı zafer, Fransa'nın tutumunu değiştirmesine yol açtı. Fransa, hem savaşı sürdürmenin maliyetinden kaçınmak hem de İngiltere ile rekabet halinde Türkiye'yi kazanmak için TBMM ile ayrı bir antlaşma yapmaya razı oldu. Fransız Hariciye Bakanı Bekir Sami Bey ile rakip Henry Franklin-Bouillon, Ankara'da yaptığı görüşmeler sonucunda 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması'nı imzaladı.
Ankara Antlaşması'nın Maddeleri
- Türkiye-Suriye sınırı belirlendi: Payas'tan başlayıp Çobanbey, Karkamış, Nusaybin'e uzanan bir hat. Hatay (İskenderun Sancağı) Suriye sınırları içinde kaldı; ancak Hatay'da özerk bir yönetim ve Türkçenin resmi dil olması garanti edildi.
- Hatay'da yaşayan Türklerin kültürel hakları güvence altına alındı; Türk bayrağına benzer bir bayrak kullanma hakkı tanındı.
- Adana, Mersin, Tarsus dahil Çukurova bölgesi Fransız işgalinden kurtarıldı.
- Caber Kalesi (Süleyman Şah Türbesi) Türk toprağı kabul edildi; bayrak çekme hakkı tanındı.
- Fransa, TBMM'yi ve Anadolu'daki yeni Türk hükümetini resmen tanıdı.
AYT İpucu: Ankara Antlaşması üç açıdan önemlidir: (1) İlk büyük İtilaf devletinin (Fransa'nın) TBMM'yi resmen tanıdığı antlaşma. (2) Güney Cephesi'nin kapanışı. (3) Hatay sorununun ortaya çıkışı — Hatay 1921'de Türkiye sınırları dışında kaldı, 1939'da Hatay Devleti'nin Türkiye'ye katılmasıyla çözüldü. AYT'de "Hatay neden Misak-ı Milli'de gerçekleşmedi?" sorusunun cevabı Ankara Antlaşması'dır.
Güney Cephesi'ndeki direnişte özellikle kadınların rolü çok büyüktür. Maraş'ta cephane taşıyan, Antep'te savaşan kadınlar (örnek: Kara Fatma, Erzurumlu Cemilya, Tayyar Rahmiye) Türk kadınının milli mücadeleye katılımının sembolü olmuştur.
Batı Cephesi I — I. ve II. İnönü Muharebeleri (Düzenli Ordunun İlk Sınavı)
Milli Mücadele'nin kaderini belirleyen cephe Batı Cephesi olmuştur. Bu cephede Yunan ordusu, İngiltere'nin desteğiyle Mondros sonrası giderek genişleyen bir işgal politikası izledi. Yunan stratejisi, Eskişehir-Afyon hattını alıp Ankara'yı düşürerek TBMM'yi yıkmaktı. Türk ordusu ise Batı Cephesi'nde önce I. İnönü, II. İnönü ile savunma savaşlarını kazandı; ardından Eskişehir-Kütahya yenilgisi, sonra Sakarya zaferi ve nihayet Büyük Taarruz ile zaferi tamamladı.
Yunan Ordusu'nun İlerleyişi (1920)
Yunanlılar 22 Haziran 1920'de büyük bir taarruz başlattı. Düzenli orduya henüz geçilmemişti; Kuvayı Milliye birlikleri ve eski Osmanlı ordusu kalıntıları savundu. Yunanlılar kısa sürede Bursa, Uşak, Manisa, Salihli, Akhisar, Balıkesir, Bilecik ve İnegöl'ü ele geçirdi. 24-25 Ekim 1920 Gediz Taarruzu Türk tarafının ilk ciddi karşı saldırısı oldu, ancak başarısız oldu. Bu yenilgi Ali Fuat Cebesoy'un Batı Cephesi Komutanlığı'ndan alınmasına yol açtı; cephe ikiye bölündü: kuzey kanat İsmet Bey (İnönü), güney kanat Refet Bele'ye verildi.
I. İnönü Muharebesi (6-10 Ocak 1921) — Düzenli Ordunun İlk Zaferi
Yunan ordusu 1921 yılına Eskişehir'i alıp Ankara'ya doğru ilerleme planıyla başladı. 6 Ocak 1921'de Bursa'dan hareket eden Yunan kuvvetleri 8 Ocak'ta İnönü mevzilerine ulaştı. Albay İsmet Bey komutasındaki düzenli ordu, kuzeyden Çerkez Ethem'in isyan ihaneti tehdidi altında savunma yaptı. 10 Ocak 1921'de Yunanlılar Bursa'ya geri çekilmek zorunda kaldı — düzenli ordunun kazandığı ilk askeri zafer.
I. İnönü'nün Sonuçları
- Düzenli ordunun ilk askeri zaferi oldu; düzenli ordu sisteminin doğru bir karar olduğu kanıtlandı.
- Albay İsmet Bey, generalliğe (mirlivalığa) terfi ettirildi.
- Çerkez Ethem ihanetinin bastırılması; Çerkez Ethem ve kardeşleri Yunan tarafına sığındı.
- TBMM'ye karşı moral patlaması yaşandı; İstiklâl Marşı için yarışma açıldı ve 12 Mart 1921'de Mehmet Akif Ersoy'un eseri kabul edildi.
- 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) kabul edildi.
- İtilaf Devletleri TBMM'yi tanımak için 21 Şubat - 12 Mart 1921 Londra Konferansı'na davet etti.
- 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması imzalandı (Sovyet Rusya ile).
- 12 Mart 1921 Bekir Sami - Sforza Antlaşması (İtalya) — TBMM tarafından onaylanmadı (egemenlik haklarıyla çeliştiği için reddedildi). Buna rağmen İtalya, Antalya bölgesinden askerlerini fiilen Mart-Temmuz 1921 arasında çekti.
Londra Konferansı (21 Şubat - 12 Mart 1921)
İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya), I. İnönü zaferinden sonra Sevr Antlaşması'nın değiştirilmesi gerektiğini fark ettiler. Hem İstanbul Hükümeti (Sadrazam Tevfik Paşa) hem de TBMM (Bekir Sami Bey başkanlığında) ayrı ayrı davet edildi. Tevfik Paşa konferansta toplantıya başlar başlamaz "söz Türk milletinin gerçek temsilcisi olan TBMM heyetine aittir" diyerek konuşmayı Bekir Sami Bey'e bıraktı — bu, TBMM'nin uluslararası bir konferansta ilk kez resmi olarak tanınması anlamına geliyordu.
Konferansta Sevr'in bazı maddelerinde değişiklik önerildiyse de TBMM'nin Misak-ı Milli ile çelişen şartları kabul edemeyeceği belli olunca somut bir sonuç çıkmadı. Ancak konferans:
- TBMM'nin uluslararası alanda ilk diplomatik tanınmasını sağladı.
- Türk-Sovyet ilişkilerinin güçlenmesinin önünü açtı (Moskova Antlaşması bu sırada imzalandı).
- İtilaf Devletleri arasında çelişkilerin görülmesini sağladı (özellikle İngiltere-Fransa-İtalya rekabeti).
II. İnönü Muharebesi (23 Mart - 1 Nisan 1921)
Londra Konferansı'nın sonuçsuz kalmasının ardından Yunanlılar yeniden taarruza geçti. Bu kez hedef yine Eskişehir'di. 23 Mart 1921'de başlayan Yunan saldırısı, İsmet Paşa komutasındaki düzenli ordu tarafından Metristepe'de durduruldu. 1 Nisan 1921'de Yunanlılar bir kez daha geri çekildi.
Mustafa Kemal Paşa'nın İsmet Paşa'ya gönderdiği meşhur telgraf bu zafer üzerine yazılmıştır: "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz." Bu cümle Türk askeri tarihinin en ünlü cümlelerinden biridir.
II. İnönü'nün Sonuçları
- Düzenli ordunun zaferinin bir tesadüf olmadığı kanıtlandı.
- İtalya, Antalya'dan tamamen çekildi (5 Temmuz 1921).
- Fransa, Zonguldak'tan çekildi.
- İngiltere'de ise Yunan yanlısı tutum sertleşti; Lloyd George Yunanlılara daha güçlü destek vereceğine söz verdi.
- Yunan ordusu yenilgiyi telafi etmek için büyük bir taarruz hazırlığına girişti — Eskişehir-Kütahya Muharebeleri.
Eskişehir-Kütahya Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921) — Türk Tarafının Geçici Yenilgisi
İki İnönü zaferinden sonra moral kazanan Türk komutanları, Yunan ordusunu Bursa'da kuşatmak için Aslıhanlar (8-9 Nisan 1921) ve Dumlupınar (Birinci) Taarruzlarını denedi; ikisi de başarısız oldu. Yunan tarafı bu kez İngiliz desteği ve takviye birliklerle 15 tümenlik büyük bir kuvvetle 10 Temmuz 1921'de Eskişehir-Afyon hattına saldırdı.
Türk ordusu sayıca ve donanım olarak yetersizdi. Yunanlılar Afyon'u (13 Temmuz), Kütahya'yı (17 Temmuz), Eskişehir'i (19-20 Temmuz) ele geçirdi. Türk ordusu, Mustafa Kemal Paşa'nın stratejik kararıyla 24 Temmuz 1921'de Sakarya Nehri'nin doğusuna geri çekildi. Bu, Türk ordusunun savaşı kaybetmemek için bilinçli yaptığı bir geri çekiliş manevrasıydı; ancak halk üzerinde büyük bir moral çöküntüsüne yol açtı. Ankara büyük tehlikedeydi; TBMM'nin Kayseri'ye taşınma planları yapıldı.
Maarif Kongresi (15-21 Temmuz 1921) — Cephe Açıkken Eğitim
Eskişehir-Kütahya muharebeleri tüm şiddetiyle sürerken Mustafa Kemal Paşa, eğitim ve kültür alanındaki devrim hazırlıklarını ertelemedi. 15 Temmuz 1921'de Ankara'da I. Maarif Kongresi toplandı. Anadolu'nun her köşesinden gelen 250 kadar öğretmen ve eğitimci, Mustafa Kemal'in bizzat cepheden gelerek yaptığı açılış konuşmasıyla kongreye başladı. Mustafa Kemal'in meşhur sözü:
"Silahıyla olduğu gibi dimağıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti, ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur."
Kongre, savaşın en zor günlerinde toplandı; Yunan ordusu Ankara'ya 100 km mesafedeydi. Buna rağmen kongrenin toplanması TBMM'nin uzun vadeli devrim vizyonunun ve eğitime verdiği önemin sembolüdur. Kongrede yeni Türk eğitim sisteminin temelleri tartışıldı; ulusal müfredat, ders kitaplarının Türkçeleşmesi, kız çocuklarının eğitimi gibi konular ele alındı.
AYT İpucu: Sınavda "Eskişehir-Kütahya Muharebeleri devam ederken Ankara'da hangi kongre toplandı?" sorulduğunda cevap Maarif (Eğitim) Kongresidir (Temmuz 1921). Mustafa Kemal'in cepheden gelip açılışı yapması bu kongrenin AYT için en sevilen detayıdır. İktisat Kongresi ile karıştırmamak gerekir — İktisat Kongresi savaşın bitiminden sonra 17 Şubat - 4 Mart 1923'te İzmir'de toplanmıştır.
Kritik Karar: Eskişehir-Kütahya yenilgisinden sonra TBMM'de Mustafa Kemal'e karşı sert eleştiriler yükseldi; meclis "geri çekilmenin nedenini" sordu. Mustafa Kemal Paşa, milletvekillerine yaptığı açıklamada "Sakarya nehrinin doğusuna kadar geri çekilerek düşmanı uzun ikmal hatları üzerinde zorlayıp Sakarya'da kesin sonucu alacağız" dedi. Bu kabul görünce Mustafa Kemal'e Başkomutanlık önerildi.
5 Ağustos 1921 Başkomutanlık, Tekalif-i Milliye ve 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 Sakarya Meydan Muharebesi
Eskişehir-Kütahya yenilgisinin ardından Türk ordusu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmiş; Yunan ordusu Ankara'ya 100 km mesafede bekliyordu. TBMM'de tartışmalar gergindi. Bu kritik anda Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlığa seçilmesi, Tekalif-i Milliye Emirleri'yle halkın savaşa seferber edilmesi ve Sakarya Meydan Muharebesi'nde kazanılan zafer Milli Mücadele'nin kaderini değiştirdi.
5 Ağustos 1921 Başkomutanlık Yasası
4-5 Ağustos 1921'de TBMM'de yapılan görüşmeler sonucunda 3 ay süreyle TBMM'nin tüm yetkilerini şahsında toplaması koşuluyla Mustafa Kemal Paşa Başkomutan seçildi. Yasa altı maddedir; en önemlileri:
- Mustafa Kemal Paşa'ya, ordunun maddi ve manevi gücünü artırmak ve sevk-idaresini bir elden yürütmek üzere TBMM'nin yetkilerini fiilen kullanma yetkisi 3 ay süreyle verildi.
- Bu yetki 5 Mayıs 1922'ye kadar (toplam 9 ay) iki kez uzatıldı. Sonradan 20 Temmuz 1922'de süresiz hale getirildi.
- Mustafa Kemal Paşa, daha önce askerlikten istifa etmiş bir sivildi; bu yasa ile fiilen ordunun başına geçti.
7-8 Ağustos 1921 Tekalif-i Milliye Emirleri
Başkomutanlık yetkisini alır almaz Mustafa Kemal Paşa, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 10 maddelik Tekalif-i Milliye Emirleri'ni yayımladı. "Milli vergiler/mükellefiyetler" anlamına gelen bu emirler, Türk halkını topyekün savaşa seferber etti:
- Her ev birer takım çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp Milli Müdafaa Vekâleti emrine verecekti.
- Tüccar ve halk elindeki kumaş, bez, deri, çamaşır, kösele, çorap, çarık vb. malzemenin %40'ını hazır olarak vergiye verecekti — karşılığında bir bedel alacaktı.
- Halk elindeki mevcut buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kuru sebze, peynir, et, şeker, soğan, sıvı yağ ve sabunun %40'ını verecekti.
- Halkın elinde bulunan tüm silah ve cephane 3 gün içinde teslim edilecekti.
- Halk binek ve yük hayvanlarının (deve, at, eşek, manda, öküz) %20'sini verecekti.
- Tüm motorlu, motorsuz taşıt araçları ve binek hayvanları belirtilen güzergahta ayda 100 km ücretsiz nakliyat yapacaktı.
- Sahipsiz mallara el konulacaktı.
- Demirciler, marangozlar, terziler, saraçlar gibi zanaatkarlar 30 günü geçmeyecek şekilde devlet için çalışacaktı.
- Halkın elindeki tüm motorlu araçlar ulaşım hizmetlerine verilecekti.
- Bu emirleri uygulamak üzere her bölgede Tekalif-i Milliye Komisyonları kurulacaktı.
Tekalif-i Milliye Emirleri Türk halkının topyekün savaş ruhunun en somut ifadesidir; emir uygulamayanlar İstiklâl Mahkemeleri'nde yargılandı. Beş günde 6.000 set elbise, 18.000 çift çorap, 19.000 çift çarık, 8.000 takım pantolon, 8.000 ceket orduya teslim edildi. Tekalif-i Milliye, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında belirleyici bir rol oynadı.
23 Ağustos 1921 — Yunan Saldırısının Başlaması
Yunan Kralı I. Konstantin'in komutasındaki Yunan ordusu, 23 Ağustos 1921 sabah saat 05:30'da Sakarya Nehri'nin doğusundaki Türk savunma hatlarına saldırmaya başladı. Yunan kuvvetleri:
- 120.000 asker, 286 top, 18 uçak.
- Eskişehir'den hareketle Sakarya Nehri'nin doğusuna geçti.
- Hedefi Türk ordusunu yok ederek Ankara'yı düşürmek ve TBMM'yi yıkmaktı.
Türk ordusu ise sayı olarak daha azdı (96.000 asker, 169 top, 5 uçak); ancak "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" savunma stratejisiyle her metrekareye savaşmayı planlamıştı.
"Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır"
Mustafa Kemal Paşa'nın Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde verdiği kritik emir Türk askeri tarihinin en ünlü emri olarak tarihe geçti:
"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz. Onun için küçük büyük her birlik, bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana cephe kurarak savaşa devam eder. Yanındaki birliğin geri çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler, ona uyarak geri çekilemezler. Bulundukları mevzide sonuna kadar dayanmaya zorunludur."
Bu emir, Sakarya boyunca yapılan savunmayı belirledi; her tepe, her köy, her vadi savaş alanı oldu.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin Cereyanı (23 Ağustos - 13 Eylül 1921, 22 Gün 22 Gece)
Muharebe 22 gün 22 gece hiç durmaksızın sürdü. Önemli aşamalar:
- 23-26 Ağustos: Yunan ordusu Sakarya'yı geçti, Mangaltepe ve Çal Dağı'na yöneldi.
- 27 Ağustos - 2 Eylül: Türk savunması Mangaltepe'de kırıldı; Yunan ordusu Polatlı'ya doğru ilerledi. Beylik Köprü, Çal Dağı, Karaağaç Tepe, Yıldız Tepe gibi tepeler defalarca el değiştirdi. Mustafa Kemal Paşa'nın atı tökezledi, kemiği kırıldı; kaburga kemiği kırığına rağmen savaşı yönetmeye devam etti.
- 3-9 Eylül: Yunan ordusu Polatlı'ya 50 km mesafedeki Çal Dağı'na ulaştı; ancak ikmal hatları zayıfladığından ilerleyemedi.
- 10-13 Eylül: Türk ordusu karşı saldırıya geçti; Yunan ordusu nihai geri çekiliş için Sakarya'nın batısına çekildi. 13 Eylül 1921 sabahı Türk ordusu Sakarya Nehri'nin doğu kıyısını tamamen temizledi; muharebe Türk zaferiyle sonuçlandı.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin Sonuçları
- 1683 II. Viyana bozgunundan beri Türk ordusunun kazandığı ilk kesin savunma zaferi oldu (yaklaşık 238 yıl sonra).
- Türk ordusunun saldırı yeteneği kazanmadığı bir savaşta kazandığı son savunma zaferidir; bundan sonraki muharebeler Türk taarruzu niteliğinde olacaktı.
- 19 Eylül 1921'de TBMM, Mustafa Kemal Paşa'ya "Gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verdi. (Mustafa Kemal'in adı bundan sonra "Gazi Mustafa Kemal Paşa" olarak anıldı.)
- Fevzi Çakmak Paşa'ya da Mareşal rütbesi verildi.
- 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması imzalandı (Sovyet Cumhuriyetleri ile, doğu sınırı kesinleşti).
- 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması imzalandı (Fransa ile, Güney Cephesi kapandı).
- İngiltere ile Esir Mübadelesi Antlaşması imzalandı (23 Ekim 1921, Malta sürgünleri serbest bırakıldı).
- Yunan ordusu Eskişehir-Afyon hattına çekildi; bir daha taarruza geçemedi.
- İtilaf Devletleri arasında çelişkiler arttı; İngiltere giderek yalnızlaştı.
- Halk savaşmaya inandı, TBMM'nin meşruiyeti kesin olarak kabul gördü.
AYT İpucu: Sakarya Meydan Muharebesi'nin AYT'de en sevilen üç bilgisi: (1) 22 gün 22 gece sürdü. (2) "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" emri bu savaşta verildi. (3) 1683 II. Viyana bozgunundan beri kazanılan ilk savunma zaferidir. Mustafa Kemal Paşa'nın Gazi unvanı ve Mareşal rütbesi bu zafer sonrasında verildi (19 Eylül 1921). Fevzi Çakmak da bu sayede Mareşal oldu.
26 Ağustos - 18 Eylül 1922 Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi
Sakarya zaferinden sonra Türk ordusu yaklaşık bir yıl boyunca taarruz hazırlığı yaptı. Bu süre boyunca Mustafa Kemal Paşa, ordusunu silah, cephane, asker, eğitim, ulaşım ve istihbarat bakımından mükemmel hazırladı. Yunanlılar bu süreyi savunma hatlarını güçlendirmekle değil, iç çatışmalar ve siyasi krizlerle geçirdi (Kral I. Konstantin'in görevden alınma çağrıları, Yunan ordusunda komutan değişiklikleri vb.). Bu hazırlık asimetrisi, Büyük Taarruz'un başarısının zeminini oluşturdu.
Büyük Taarruz Hazırlıkları (Eylül 1921 - Ağustos 1922)
- Türk ordusu yapısal yenilenme yaşadı; yeni Tabur, Alay, Tümen düzenlemesi yapıldı.
- İstanbul'dan getirilen silahlar, Rusya'dan alınan yardımlar ve Tekalif-i Milliye'nin sağladığı kaynaklar bir araya getirildi.
- Mustafa Kemal Paşa, taarruzun yer ve zamanını gizli tuttu; Yunan istihbaratını yanıltmak için sahte kuvvet hareketleri yaptırdı.
- 5 Mayıs 1922'de Başkomutanlık yetkisi 3 ay daha uzatıldı.
- 20 Temmuz 1922'de Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlık yetkisi süresiz hale getirildi.
- Başkomutan, Genelkurmay Başkanı (Fevzi Çakmak) ve Batı Cephesi Komutanı (İsmet Paşa) Konya'da gizlice toplandı; taarruzun planı son şeklini aldı.
26 Ağustos 1922 — Taarruzun Başlaması (Kocatepe'den Komuta)
Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte 26 Ağustos 1922 sabah saat 05:30'da Kocatepe'ye çıktı. Türk topçusunun açtığı şiddetli ateşle taarruz başladı. Yunan savunma hattı (Afyon-Kütahya hattı) iki gün içinde aşıldı.
30 Ağustos 1922 — Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar Zaferi)
Yunan ordusu Dumlupınar civarında çember içine alındı; 30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı. Yunan Başkomutanı General Trikupis esir alındı; Yunan ordusunun büyük kısmı imha edildi. Bu zafer "Başkomutanlık" sıfatı altında yönetilen tek meydan muharebesidir; bu yüzden 30 Ağustos günü Türkiye'de "Zafer Bayramı" olarak kutlanır.
"Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!"
1 Eylül 1922 günü Mustafa Kemal Paşa'nın orduya verdiği meşhur emir, taarruzun nihai amacını ortaya koydu:
"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"
Şehirlerin Kurtuluşu
Türk ordusu hızla batıya ilerledi. Kurtarılan şehirler ve tarihler:
- 27 Ağustos: Afyon
- 2 Eylül: Eskişehir, Uşak
- 5 Eylül: Manisa, Salihli, Akhisar
- 9 Eylül 1922: İzmir kurtarıldı (2. Süvari Tümeni öncü kuvveti komutanı Yüzbaşı Şerafettin Bey sabah Hükümet Konağı'na ulaşıp Türk bayrağını çekti; sonradan "Şerafettin İzmir" soyadı verildi, Atatürk'ten Buhara kılıcı ödülü aldı).
- 10 Eylül: Mustafa Kemal Paşa İzmir'e geldi; Yunan Yüksek Komiseri Stergiadis ortadan kayboldu.
- 11-18 Eylül: Bandırma, Bursa ve Marmara çevresi kurtarıldı.
- 18 Eylül 1922: Anadolu'da Yunan kuvveti kalmadı; Büyük Taarruz tamamen bitti.
İzmir'in Kurtuluşu Özeti: 9 Eylül 1922 sabahı saat 10:30'da 2. Süvari Tümeni öncü kuvveti komutanı Yüzbaşı Şerafettin Bey (sonradan "Şerafettin İzmir" soyadını alan, Atatürk'ten Buhara kılıcı ödülü kazanan kahraman) Hükümet Konağı'na ulaşarak Türk bayrağını çekti. Türk bayrağı Hükümet Konağı'na çekildi. Mustafa Kemal Paşa 10 Eylül'de İzmir'e geldi; Mehmet Akif Ersoy İzmir'e gönderildi. Bu olay, "13 Kasım 1918'de İstanbul Boğazı'na giren İtilaf donanmasını gören Mustafa Kemal'in geldikleri gibi giderler sözü"nün yaklaşık dört yıl sonra gerçekleşmesidir.
İstanbul ve Boğazlar Krizi (Eylül 1922)
Anadolu'nun batısı kurtulduğu halde İstanbul ve Doğu Trakya hâlâ İtilaf Devletleri ile Yunan kontrolü altındaydı. Mustafa Kemal Paşa, Boğazlara doğru ilerleme emri verdi. Çanakkale'de Türk-İngiliz kuvvetleri karşı karşıya geldi (Çanakkale Krizi ya da İzmit Krizi). İngiliz Başbakanı Lloyd George Türk ordusuna karşı savaş açma çağrısı yaptı; ancak ne Fransa ne de İtalya bunu desteklemedi. Hatta Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada gibi sömürgeler de İngiltere'nin yanında savaşa girmeyi reddetti. Bu durum İngiltere'yi diplomatik olarak yalnız bıraktı; Lloyd George istifa etmek zorunda kaldı (Ekim 1922).
11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi
İngiltere'nin geri adım atmasıyla birlikte İtilaf Devletleri ateşkes önerisinde bulundu. Mudanya'da yapılan görüşmelere TBMM adına Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa başkanlık etti; İngiltere adına General Sir Charles Harington, Fransa adına General Charpy, İtalya adına General Monbelli katıldı. 11 Ekim 1922 sabaha karşı saat 06:00'da Mudanya Mütarekesi imzalandı. Yunanistan müzakerelere katılmadı, ancak antlaşmayı sonradan kabul etti.
Mudanya Mütarekesi'nin Maddeleri
- Yunan ordusu 15 gün içinde Doğu Trakya'yı (Meriç Nehri'ne kadar) tahliye edecek.
- Türk ordusu Boğazları geçmeden Anadolu'da kalacak; Boğazlar bölgesi geçici olarak İtilaf Devletleri'nin denetiminde tutulacak.
- Doğu Trakya, jandarma ve askeri olmayan TBMM yönetimine devredilecek.
- İstanbul ve Boğazlar bölgesinin TBMM'ye geri verilmesi Lozan Barış Konferansı'nın sonucuna bağlı olacak.
- Çanakkale ve İstanbul'da Türk-İngiliz çatışması önlendi; savaş kesin olarak bitti.
Mudanya'nın Önemi
- Türk ordusu tek kurşun atmadan Doğu Trakya'yı geri aldı (Misak-ı Milli'nin önemli bir kazanımı).
- İstanbul fiilen — kısmi olarak — TBMM yönetimine geçti; Refet Bele İstanbul'a vali olarak atandı (19 Ekim 1922).
- Saltanat ve Halifelik sorununu acil hale getirdi (İstanbul'a hem padişah hem TBMM yönetimi var olmazdı).
- 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması kararı bu sürecin doğal sonucu oldu.
- 17 Kasım 1922'de Vahdettin İngiliz savaş gemisi Malaya ile İstanbul'dan kaçtı; Osmanlı saltanatı tamamen son buldu.
- 18 Kasım 1922'de Abdülmecid Efendi halife olarak seçildi (siyasi yetkisi olmayan, sadece dini sıfat).
AYT İpucu: Mudanya Mütarekesi ile Mondros Ateşkes Antlaşması'nı karıştırmamak gerekir. Mondros (30 Ekim 1918) Osmanlı'nın yenilgi belgesidir; 25 madde, ordu terhisi, Boğazlar açık, 7. madde işgal hakkı. Mudanya (11 Ekim 1922) ise TBMM'nin zafer belgesidir; Yunan ordusunun çekilmesi, Doğu Trakya'nın TBMM'ye geçişi, Lozan'a doğru yönlendirme. Aynı zamanda Mudanya, Saltanatın Kaldırılması'nın gerekçesi oldu — çünkü İstanbul'da hem Padişah hem TBMM yönetimi olamazdı.
24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması — Milli Mücadele'nin Diplomatik Tamamlanışı
Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri, hem TBMM'yi hem de İstanbul Hükümeti'ni Lozan Konferansı'na ayrı ayrı davet etti. Mustafa Kemal Paşa, "iki başlı yönetim" istemediğini açıkça gösterdi: 1 Kasım 1922'de TBMM Saltanatı Kaldırma Kararı aldı, 17 Kasım'da Vahdettin İngiliz savaş gemisiyle ülkeyi terk etti. Böylece Osmanlı yönetimi sona erdi; Lozan'a tek meşru temsilci olarak TBMM Hükümeti katıldı.
Lozan Konferansı (20 Kasım 1922 - 24 Temmuz 1923)
Lozan Konferansı sekiz aydan uzun sürdü. TBMM heyetinin başında Hariciye Vekili (Dışişleri Bakanı) İsmet Paşa (sonradan İnönü) yer aldı; yardımcıları arasında Rıza Nur ve Hasan Saka vardı. İtilaf Devletleri tarafında İngiltere'den Lord Curzon başkanlık etti; Fransa, İtalya, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya, Bulgaristan, Belçika, Portekiz, Japonya delegeleri katıldı; bazı maddelerde Sovyet Rusya, ABD ve Suudi Arabistan da temsilciler gönderdi.
Konferansın İki Aşaması
- Birinci Aşama (20 Kasım 1922 - 4 Şubat 1923): Toplam 73 oturum yapıldı. Boğazlar, kapitülasyonlar, savaş borçları, azınlık hakları gibi temel konularda anlaşmazlıklar ortaya çıktı. 4 Şubat 1923'te konferans kesintiye uğradı; İsmet Paşa Türkiye'ye döndü.
- Ara Dönem (Şubat - Nisan 1923): Türkiye'de iç tartışmalar yaşandı; Mustafa Kemal Paşa'nın Halk Fırkası'nı kurma hazırlıkları (9 Eylül 1923'te resmi kurulacaktı), seçim hazırlıkları yapıldı.
- İkinci Aşama (23 Nisan - 24 Temmuz 1923): Konferans yeniden açıldı; üç ay süren müzakerelerden sonra 24 Temmuz 1923 günü Lozan Antlaşması imzalandı. Antlaşma 23 Ağustos 1923'te TBMM'de onaylandı.
Lozan Antlaşması'nın Kazanımları
| Konu | Lozan Çözümü |
|---|---|
| Sınırlar | Doğu sınırı (Kars Antlaşması esas), güney sınırı (Ankara Antlaşması esas, Hatay sorunu), Türkiye-Bulgaristan sınırı (Meriç Nehri), batı sınırı (Yunanistan ile İmroz, Bozcaada Türkiye'de; diğer 12 Adalar İtalya'da; Karaağaç ile birlikte Doğu Trakya Türkiye'de). Karaağaç istasyonu Türkiye'ye savaş tazminatı yerine verildi. |
| Kapitülasyonlar | Tüm kapitülasyonlar tamamen ve kesin olarak kaldırıldı. Türkiye tam ekonomik egemenlik kazandı. |
| Boğazlar | Boğazlar Komisyonu kuruldu (Türk başkanlığında, fakat askersizleştirildi). Türk askeri Boğazlar bölgesinde tutulamayacak; sınırlı bir geçiş özgürlüğü tanındı. 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar tam Türk egemenliğine geçti. |
| Osmanlı Borçları (Düyun-ı Umumiye) | Borçlar Osmanlı'dan ayrılan ülkelere paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen pay taksitler halinde ödenecek (1954'te tamamen ödendi). Düyun-ı Umumiye İdaresi kaldırıldı. |
| Patrikhane | Fener Rum Patrikhanesi sadece din işleriyle ilgilenecek; siyasi rolü kaldırıldı, İstanbul'da kalmasına müsaade edildi. |
| Azınlıklar | Türkiye'deki azınlıklar Türk vatandaşı kabul edildi; din ve dil özgürlükleri tanındı; özel ayrıcalıklar kaldırıldı (Türk vatandaşı statüsünde eşit muamele). |
| Mübadele | 30 Ocak 1923 Lozan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi: İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri istisna; diğer Anadolu Rumları Yunanistan'a, Yunanistan Türkleri Türkiye'ye gönderildi. Yaklaşık 1.5 milyon insan göç etti. |
| Savaş Tazminatı | Türkiye'den hiçbir savaş tazminatı talep edilmedi. Yunanistan'ın ödemesi gereken tazminat yerine Karaağaç istasyonu Türkiye'ye verildi. |
Lozan'da Çözüme Kavuşamayan Sorunlar
- Hatay (İskenderun Sancağı): 1921 Ankara Antlaşması'nda Suriye sınırlarında bırakılmıştı; Lozan'da da Türkiye'ye verilmedi. 1939'da Hatay Devleti'nin Türkiye'ye katılmasıyla çözüldü.
- Musul: İngiltere ile yapılan müzakerelerde sonuç çıkmadı; antlaşmada 9 ay içinde ikili görüşmelerle çözülmesi kararlaştırıldı. 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Musul Irak'a (yani fiilen İngiltere'ye) bırakıldı; karşılığında Türkiye, Musul petrolünden 25 yıl boyunca %10 pay aldı.
- Boğazlar: 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne kadar Türkiye Boğazlar üzerinde tam egemen değildi.
- Yabancı Okullar ve Patrikhane: Bazı statü sorunları sonradan ortaya çıktı.
- 12 Adalar (Onikiada): Lozan'da İtalya'ya bırakıldı (II. Dünya Savaşı sonrası 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan'a verildi; günümüz Türk-Yunan kıta sahanlığı sorununun altyapısını oluşturdu).
- Batı Trakya: Yunanistan'da kaldı; Misak-ı Milli'nin gerçekleşmeyen tek toprak parçasıdır.
Lozan Antlaşması'nın Tarihi Önemi
- Türkiye'nin uluslararası alanda bağımsızlığını ve egemenliğini kesin olarak kabul ettiren ilk antlaşmadır.
- Yeni Türk Devleti'nin doğum belgesidir; 29 Ekim 1923'te ilan edilen Cumhuriyet, Lozan'la güvence altına alınmış uluslararası tanınma temeline dayanır.
- Sevr Antlaşması'nın tüm yıkıcı maddeleri reddedildi; "Sevr'in yırtılması" olarak tarihe geçti.
- Kapitülasyonların kaldırılması, Türk ekonomisinin tam bağımsızlığını sağladı.
- Misak-ı Milli'nin büyük ölçüde gerçekleşmesini sağladı (Hatay, Musul, 12 Ada hariç).
- Atatürk Lozan'ın imzalanmasından sonra şu sözü söyledi: "Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilen büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır."
AYT İpucu: Lozan Antlaşması ile ilgili AYT'de en sevilen üç sorulan: (1) Lozan'da çözüme kavuşturulamayan sorunlar — Hatay, Musul, Boğazlar (geçici çözüm), 12 Adalar, Batı Trakya. (2) Lozan'ın en büyük ekonomik kazanımı — kapitülasyonların tamamen kaldırılması. (3) Lozan-Sevr karşılaştırması — Sevr 433 madde, ölü antlaşma; Lozan 143 madde, yaşayan antlaşma. Karaağaç istasyonu, Yunanistan'ın savaş tazminatı yerine verildi.
30 Ocak 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi
Lozan Konferansı sırasında, 30 Ocak 1923 günü Türkiye ve Yunanistan arasında özel bir sözleşme imzalandı: Lozan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi. Bu sözleşmeyle:
- Türkiye'deki Rumlar (İstanbul Rumları hariç) Yunanistan'a, Yunanistan'daki Türkler (Batı Trakya Türkleri hariç) Türkiye'ye gönderildi.
- Mübadele dini esasa dayalıydı (etnik değil); Türk Müslümanlar Türkiye'ye, Yunan Ortodoks Hristiyanlar Yunanistan'a göç ettirildi.
- Yaklaşık 500.000 Türk Yunanistan'dan Türkiye'ye, 1.200.000 Rum Türkiye'den Yunanistan'a gitti.
- Karadeniz Bölgesi'nin (Trabzon, Samsun, Giresun) Hristiyan demografisi sona erdi; bunun karşılığında Anadolu'ya Trakya, Selanik, Yanya, Kavala kökenli Türkler yerleşti.
Mübadele, 20. yüzyıl Türk demografisinin en büyük olaylarından biri olarak kabul edilir.
Milli Mücadele Antlaşmaları Karşılaştırma Tablosu ve Sıkça Karıştırılan Konular
Milli Mücadele döneminde imzalanan antlaşmaların kronolojik sırası, imzalandıkları yer-taraf-amaç bilgileri sıkça karıştırılan konulardır. Aşağıdaki tablo bu kalıbı netleştirmeye yardımcı olur.
Milli Mücadele Antlaşmaları Kronolojisi
| Tarih | Antlaşma | Taraf | Önemi |
|---|---|---|---|
| 30 Ekim 1918 | Mondros | Osmanlı - İtilaf (Calthorpe) | Osmanlı'nın yenilgi belgesi, ordu terhisi, 7. madde işgal hakkı |
| 10 Ağustos 1920 | Sevr | Damat Ferit Hükümeti - İtilaf | Uygulanmamış antlaşma, Türkiye'yi parçalama planı |
| 3 Aralık 1920 | Gümrü | TBMM - Ermenistan | TBMM'nin ilk uluslararası antlaşması, Doğu Cephesi kapanışı |
| 9 Mart 1921 | Antalya (İtalya) | TBMM - İtalya | İtalya'nın Antalya'dan çekilme süreci başladı |
| 16 Mart 1921 | Moskova | TBMM - Sovyet Rusya | Sovyetler Misak-ı Milli'yi tanıdı, Batum Gürcistan'a verildi |
| 13 Ekim 1921 | Kars | TBMM - 3 Sovyet Cumh. | Doğu sınırı kesin, günümüz sınırı |
| 20 Ekim 1921 | Ankara | TBMM - Fransa | Fransa'nın TBMM'yi tanıması, Güney Cephesi kapanışı, Hatay sorunu |
| 11 Ekim 1922 | Mudanya Mütarekesi | TBMM - İngiltere/Fransa/İtalya | Doğu Trakya tek kurşun atılmadan alındı, Lozan'a yönlendirme |
| 30 Ocak 1923 | Mübadele Sözleşmesi | TBMM - Yunanistan | Türk-Yunan nüfus değişimi, dini esas, ~1.7 milyon kişi |
| 24 Temmuz 1923 | Lozan Barış Antlaşması | TBMM - İtilaf + diğer devletler | Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması, kapitülasyonların kaldırılması |
Sıkça Karıştırılan Kongreler ve Belgeler
| Karıştırılan | Doğru Bilgi |
|---|---|
| Erzurum Kongresi vs Sivas Kongresi | Erzurum: 23 Tem - 7 Ağu 1919, bölgesel toplandı milli karar aldı, 56 delege, sadece Doğu Anadolu Heyet-i Temsiliye yetkisi. Sivas: 4-11 Eyl 1919, milli toplandı milli karar aldı, 38 delege, tüm Anadolu yetkisi, cemiyetler birleşti. |
| Amasya Genelgesi vs Amasya Görüşmeleri | Amasya Genelgesi: 22 Haziran 1919, Mustafa Kemal-Rauf-Refet-Ali Fuat-Karabekir, ihtilal beyannamesi, Sivas çağrısı. Amasya Görüşmeleri: 20-22 Ekim 1919, Salih Paşa - Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye İstanbul tarafından kabul. |
| Misak-ı Milli vs Teşkilat-ı Esasiye | Misak-ı Milli: 28 Ocak 1920, Mebusan Meclisi tarafından, sınır manifestosu (Felah-ı Vatan grubu). Teşkilat-ı Esasiye: 20 Ocak 1921, TBMM tarafından, ilk anayasa (23 madde). |
| I. İnönü vs II. İnönü vs Sakarya | I. İnönü: 6-10 Ocak 1921, savunma, düzenli ordunun ilk zaferi. II. İnönü: 30 Mart-1 Nisan 1921, savunma, "milletin makus talihi" sözü. Sakarya: 23 Ağu - 13 Eyl 1921, savunma, 22 gün 22 gece, 1683'ten beri ilk zafer. |
| Sevr vs Lozan | Sevr: 10 Ağustos 1920, 433 madde, ölü antlaşma (uygulanmadı), Damat Ferit imzaladı. Lozan: 24 Temmuz 1923, 143 madde, yaşayan antlaşma, İsmet Paşa imzaladı. |
| Mondros vs Mudanya | Mondros: 30 Ekim 1918, Osmanlı-İtilaf, Limni Adası, yenilgi belgesi. Mudanya: 11 Ekim 1922, TBMM-İtilaf, Bursa Mudanya, zafer belgesi. |
| Wilson Prensipleri vs Wilson Prensipleri Cemiyeti | Wilson'un 14 İlkesi (8 Ocak 1918): ABD Başkanı'nın savaş sonrası barış programı. Wilson Prensipleri Cemiyeti: zararlı Türk cemiyeti, ABD mandası savunan, Sivas Kongresi'nde reddedildi. |
| İrade-i Milliye vs Hâkimiyet-i Milliye | İrade-i Milliye: Sivas Kongresi gazetesi (14 Eylül 1919, Sivas). Hâkimiyet-i Milliye: Heyet-i Temsiliye Ankara'ya geçtikten sonra çıkarılan gazete (10 Ocak 1920, Ankara). |
| Gazi Mareşal sıfatı | Mustafa Kemal'e Gazi unvanı + Mareşal rütbesi 19 Eylül 1921'de Sakarya zaferi sonrasında verildi. Fevzi Çakmak da Sakarya sonrası Mareşal oldu. Bu iki kişi Türkiye'nin tek mareşalleridir. |
En Sık Yapılan Hata: "TBMM'nin imzaladığı ilk antlaşma" sorulduğunda iki seçenek karıştırılır: Gümrü (3 Aralık 1920) mi Moskova (16 Mart 1921) mı? Doğru cevap Gümrü'dür çünkü Moskova'dan 3 ay önce imzalandı. Moskova ise Sovyet Rusya ile imzalanan ilk antlaşmadır.
Çözümlü AYT Örnek Soruları (Milli Mücadele 1918-1923)
Aşağıdaki örnek sorular, Milli Mücadele konusunda AYT'de en sık karşılaşılan kalıpları yansıtmaktadır.
Örnek Soru 1 — Cemiyet Ayrımı
Soru: Aşağıdaki cemiyetlerden hangisi, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Anadolu'da kurulan milli (yararlı) cemiyetlerden biri değildir?
A) Trakya Paşaeli B) Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk C) Wilson Prensipleri Cemiyeti D) Trabzon Muhafaza-i Hukuk E) Kilikyalılar
Cevap: C — Wilson Prensipleri Cemiyeti, Halide Edip ve Refik Halit gibi aydınların kurduğu ve ABD mandasını savunan zararlı Türk cemiyetidir. Sivas Kongresi'nde manda önerisi reddedildi. Diğer dört cemiyet hepsi vatanın bütünlüğünü savunan milli (yararlı) cemiyetlerdir.
Örnek Soru 2 — Erzurum-Sivas Karşılaştırması
Soru: Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresi'ni karşılaştırırken aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Erzurum bölgesel toplandı, milli kararlar aldı; Sivas hem toplanışı hem kararları milliydi. B) Erzurum'da kurulan Heyet-i Temsiliye yalnız Doğu Anadolu'yu temsil ediyordu; Sivas'ta yetkisi tüm Anadolu'ya genişletildi. C) Manda ve himaye Erzurum'da gündeme geldi, Sivas'ta kesinlikle reddedildi. D) Mustafa Kemal her iki kongreye de askeri sıfatla katıldı. E) Sivas'ta tüm milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirildi.
Cevap: D — Mustafa Kemal, 8 Temmuz 1919 gece yarısı askerlikten istifa ettiği için Erzurum Kongresi'ne (23 Temmuz 1919'da başladı) sivil sıfatla katıldı. Bu kongre Mustafa Kemal'in sivil olarak başkanlığını yaptığı ilk kongredir. Sivas'ta da sivil olarak başkanlık etti.
Örnek Soru 3 — Belge-Karar Eşleştirmesi
Soru: "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." cümlesi aşağıdaki belgelerin hangisinde yer alır?
A) Havza Genelgesi B) Amasya Genelgesi C) Erzurum Kongresi Beyannamesi D) Sivas Kongresi Beyannamesi E) Misak-ı Milli
Cevap: B — Bu cümle Amasya Genelgesi'nin üçüncü maddesinde yer alır ve Milli Mücadele'nin yöntemini ifade eder. Aynı zamanda halk egemenliği ilkesinin ilk resmi ifadesidir; bu yüzden Amasya Genelgesi "ihtilal beyannamesi" olarak adlandırılır.
Örnek Soru 4 — Misak-ı Milli
Soru: Misak-ı Milli kararlarında yer almasına rağmen Lozan Antlaşması ile Türkiye'ye bırakılmayan toprak parçası aşağıdakilerden hangisidir?
A) Doğu Trakya B) Kars-Ardahan C) Hatay (İskenderun Sancağı) D) Boğazlar E) İzmir ve çevresi
Cevap: C — Hatay (İskenderun Sancağı) 1921 Ankara Antlaşması ile Suriye sınırlarına bırakılmış, Lozan'da da Türkiye'ye verilmemişti. Hatay sorunu 1939'da Hatay Devleti'nin Türkiye'ye katılması ile çözüldü. Diğer seçenekler Lozan'da Türkiye sınırlarına dahil edildi (Boğazlar 1936 Montrö ile tam Türk egemenliğine geçti).
Örnek Soru 5 — Sakarya Meydan Muharebesi
Soru: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır." emri aşağıdaki muharebelerin hangisinde verilmiştir?
A) I. İnönü B) II. İnönü C) Sakarya Meydan Muharebesi D) Eskişehir-Kütahya E) Başkomutanlık Meydan Muharebesi
Cevap: C — Bu emir, Mustafa Kemal Paşa tarafından 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Muharebesi'nin başlangıcında verildi. 22 gün 22 gece süren muharebede her tepe, her vadi ayrı bir savaş alanı oldu. Sakarya zaferi 1683 II. Viyana bozgunundan beri Türk ordusunun kazandığı ilk savunma zaferidir.
Örnek Soru 6 — Antlaşma-Sonuç Eşleştirmesi
Soru: Aşağıdakilerden hangisi I. İnönü Muharebesi'nin uluslararası sonuçlarından biri değildir?
A) Moskova Antlaşması'nın imzalanması B) Londra Konferansı'na davet C) Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabulü D) İtalya ile Antalya Antlaşması'nın yapılması E) İstiklâl Marşı'nın kabulü için yarışma açılması
Cevap: C — Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (20 Ocak 1921) ulusal/iç bir sonuçtur (TBMM'nin kendi anayasasını yapması). Diğer seçenekler dış dünya ile ilgili sonuçlardır: Moskova (Sovyetlerle), Londra (İtilafla), Antalya (İtalya ile). E seçeneği biraz tartışmalı görünebilir; "marş yarışması" iç bir sonuç olduğu için E de iç sonuçtur. Bu sınav klasik formatında C ve E iç sonuçtur, ancak çok seçenekli sınavlarda tek "iç sonuç" olarak C tercih edilir.
Örnek Soru 7 — Kronolojik Sıralama
Soru: Aşağıdaki olayların doğru kronolojik sıralaması hangisidir?
I. Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı II. Sivas Kongresi III. Misak-ı Milli'nin kabulü IV. TBMM'nin açılışı V. Mondros Ateşkes Antlaşması
A) V-I-II-III-IV B) I-V-III-II-IV C) V-III-I-II-IV D) I-II-III-V-IV E) V-II-I-III-IV
Cevap: A — Doğru sıralama: V. Mondros (30 Ekim 1918) → I. Samsun (19 Mayıs 1919) → II. Sivas (4-11 Eylül 1919) → III. Misak-ı Milli (28 Ocak 1920) → IV. TBMM (23 Nisan 1920).
Örnek Soru 8 — Komutan-Cephe Eşleştirmesi
Soru: Aşağıdaki komutan-cephe eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Doğu Cephesi — Kâzım Karabekir Paşa B) Batı Cephesi (kuzey kanat) — İsmet İnönü Paşa C) Batı Cephesi (güney kanat) — Refet Bele Paşa D) Güney Cephesi — Ali Fuat Cebesoy Paşa E) Genelkurmay Başkanlığı — Fevzi Çakmak Paşa
Cevap: D — Güney Cephesi'nde düzenli ordu yoktu; halk Kuvayı Milliye birlikleriyle direndi (Maraş, Antep, Urfa). Ali Fuat Cebesoy ise önce Batı Cephesi Komutanlığı yaptı, ardından 9 Kasım 1920'de Moskova Büyükelçiliği'ne atandı. Güney Cephesi'ni özel bir komutan değil, yerel halk önderleri (Sütçü İmam, Şahin Bey, Ali Saip) yönetti.
Örnek Soru 9 — Lozan Antlaşması
Soru: Aşağıdakilerden hangisi Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye'nin elde ettiği kazanımlardan biri değildir?
A) Kapitülasyonların kaldırılması B) Boğazların tam Türk egemenliğine geçmesi C) Doğu Trakya'nın Türkiye'ye verilmesi D) Karaağaç istasyonunun Türkiye'ye verilmesi E) Düyun-ı Umumiye İdaresi'nin kaldırılması
Cevap: B — Boğazlar Lozan'da tam Türk egemenliğine bırakılmadı; uluslararası bir komisyon kuruldu, Türk askeri bölgede tutulamadı. Boğazların tam egemenliğe geçişi 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile gerçekleşti. Diğer seçeneklerin hepsi Lozan kazanımıdır.
Örnek Soru 10 — Mudanya Mütarekesi
Soru: Mudanya Mütarekesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır. B) TBMM adına İsmet Paşa görüşmelere başkanlık etmiştir. C) Doğu Trakya tek kurşun atılmadan TBMM'ye geçmiştir. D) Yunanistan müzakerelere doğrudan katılmıştır. E) İstanbul ve Boğazlar bölgesinin geleceği Lozan'a bırakılmıştır.
Cevap: D — Mudanya'ya İngiltere, Fransa ve İtalya generalleri katıldı; Yunanistan müzakerelere katılmadı, ancak antlaşmayı sonradan kabul etti. Yunan ordusunun yenilgisi ardından, Yunan Hükümeti İtilaf Devletleri'nin kararına uymak zorunda kaldı.
Bu Makaleden
Anahtar Bilgiler
- Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918'de Limni Adası Mondros Limanı'nda imzalandı; Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay (Hamidiye Kahramanı) ile İngiliz Amiral Calthorpe arasında. 25 madde, ordu terhisi, Boğazlar açık, 7. madde herhangi bir bölgenin işgal hakkı, 24. madde Vilayât-ı Sitte (Doğu Anadolu) Ermeni vilayetleri.
- Mondros sonrası ilk işgaller: 3 Kasım 1918 Musul (İngiliz), 6 Kasım Çanakkale-İstanbul Boğazları istihkâmları, 13 Kasım 1918 İstanbul İtilaf donanmasının Boğaz'a girişi, 8 Aralık 1918 Adana (Fransız), 22 Şubat 1919 Maraş (İngiliz), 24 Mart 1919 Urfa (İngiliz), 28 Nisan 1919 Antalya (İtalyan), 15 Mayıs 1919 İzmir (Yunan, Hasan Tahsin'in ilk kurşunu).
- Zararlı azınlık cemiyetleri: Mavri Mira (Yunan), Pontus Rum, Etnik-i Eterya, Hınçak ve Taşnak (Ermeni). Zararlı Türk cemiyetleri: Sulh ve Selamet, Hürriyet ve İtilaf, İngiliz Muhipleri Cemiyeti (Sait Molla, Damat Ferit), Teali İslam (Mustafa Sabri), Wilson Prensipleri Cemiyeti (Halide Edip-Refik Halit, ABD mandası savunan), Kürt Teali Cemiyeti.
- Milli (yararlı) cemiyetler: Trakya Paşaeli (Edirne, ilk), İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye (Reddi İlhak Kongresi), Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (Erzurum Kongresi çağrısı), Trabzon Muhafaza-i Hukuk, Kilikyalılar (Adana), Milli Kongre Cemiyeti (Esat Paşa, basın yayın yoluyla mücadele), Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti (Sivas, ilk Türk Kadın Birliği). Tüm milli cemiyetler Sivas Kongresi'nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirildi.
- 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal'in Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkışı: 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla geniş yetkilerle, görünürdeki amaç Karadeniz'de Pontus tehdidine karşı asayiş, gerçek niyet milli direnişi örgütlemek.
- 28 Mayıs 1919 Havza Genelgesi: İşgallere karşı tüm yurtta protesto mitingleri ve telgraflar; Sultanahmet Mitingi, Halide Edip'in ünlü konuşması bu süreçtedir. (Halka mal eden ilk belge, program değildir.)
- 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi: Mustafa Kemal-Hüseyin Rauf-Refet Bele-Ali Fuat Cebesoy-Kâzım Karabekir imzalı ihtilal beyannamesi; Milli Mücadele'nin gerekçesi (vatanın bütünlüğü tehlikede), amacı (vatanın istiklali), yöntemi (milletin azim ve kararı) belirlendi. Sivas'ta milli kongre çağrısı yapıldı.
- 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi: Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çağrısıyla bölgesel toplandı, milli kararlar aldı. Manda ve himaye reddedildi (ilk kez), "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür" cümlesi belirlendi, geçici hükümet öngörüsü, Heyet-i Temsiliye seçildi (9 kişi, başkan Mustafa Kemal — sivil olarak başkanlık ettiği ilk kongre).
- 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi: Tüm yurda Amasya Genelgesi ile çağrı, milli toplandı milli kararlar aldı. Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin ABD mandası önerisi tartışıldı kesinlikle reddedildi. Tüm milli cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" çatısı altında birleştirildi. İrade-i Milliye gazetesi çıkarıldı (Sivas, 14 Eylül 1919).
- 20-22 Ekim 1919 Amasya Görüşmeleri: Salih Paşa - Mustafa Kemal arasında 5 tutanak. Heyet-i Temsiliye İstanbul Hükümeti tarafından resmen tanındı; Mebusan Meclisi seçim hazırlığı kararlaştırıldı. Heyet-i Temsiliye 27 Aralık 1919'da Sivas'tan Ankara'ya geçti, Hâkimiyet-i Milliye gazetesi çıkarıldı.
- Son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de İstanbul'da açıldı; Felah-ı Vatan grubu kuruldu. 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli (Milli Yemin/Milli Ant) kabul edildi: Mondros tarihinde işgal dışı toprakların bütünlüğü esası, kapitülasyonların reddi, Boğazlar Türk egemenliğinde serbestlik, azınlık haklarında karşılıklılık.
- 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgali: İngiliz askerleri Şehzadebaşı Karakolu'na baskın yaptı (6 askerimiz şehit), Mebusan Meclisi basıldı, Rauf Orbay-Vasıf Bey-Kara Vasıf gibi mebuslar Malta'ya sürüldü. 18 Mart 1920'de Mebusan Meclisi son toplantısını yaparak süresiz dağıldı.
- 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılışı: Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı sonrası kuzu kurban, Mustafa Kemal başkan. I. TBMM olağanüstü-kurucu-ihtilalci özelliklerde, güçler birliği ilkesi (yasama-yürütme-yargı meclise ait). 20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası, 23 madde) — egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, devlet adı "Türkiye Devleti", meclis adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi".
- TBMM'ye karşı isyanlar: Anzavur (Hilafet Ordusu, Marmara), Kuva-yi İnzibatiye (İstanbul Hükümeti destekli), Bolu-Düzce-Hendek-Adapazarı, Yozgat (Çapanoğulları), Konya (Delibaş Mehmet), Pontus Rumları, Koçgiri (Aleviler), Demirci Mehmet Efe, Çerkez Ethem (I. İnönü'de bastırıldı, Yunan tarafına sığındı). Düzenli ordunun kuruluşu ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu (3 Mayıs 1920) ile bastırıldı.
- 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması: Damat Ferit Paşa hükümeti imzaladı, padişah resmen onaylamadı, TBMM reddetti — uygulanmamış antlaşma. 433 madde, Doğu Trakya Yunanistan'a, Doğu Anadolu Ermenistan'a, askeri sınırlama 50.700 kişi, kapitülasyonlar genişletildi. Türk milletinin Milli Mücadele'ye katılım azmini kuvvetlendirdi.
- Doğu Cephesi: Kâzım Karabekir Paşa komutasında 15. Kolordu (sonradan Doğu Cephesi). 28-29 Eylül 1920 Sarıkamış, 30 Ekim 1920 Kars, 7 Kasım 1920 Gümrü ele geçirildi. 3 Aralık 1920 Gümrü Antlaşması Ermenistan ile — TBMM'nin imzaladığı ilk uluslararası antlaşma, Sevr'in geçersizliğini ilk kabul eden devlet (Ermenistan).
- 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması (Sovyet Rusya): Sovyetler Misak-ı Milli'yi tanıdı, Batum Gürcistan'a verildi (Misak-ı Milli'den verilen tek taviz). 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması (3 Sovyet Cumhuriyeti — Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan) — doğu sınırı kesin ve günümüzde de geçerli.
- Güney Cephesi (düzenli ordu yok, Kuvayı Milliye direnişi): Maraş (Sütçü İmam, 12 Şubat 1920 kurtuluş, "Kahramanmaraş" 1973), Antep (Şahin Bey, 11 ay direniş, "Gaziantep" 1921), Urfa (Ali Saip, 11 Nisan 1920 kurtuluş, "Şanlıurfa" 1984), Adana-Pozantı (5 Ağustos 1920). 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması — Fransa ile, Hatay hariç güney sınırı, Fransa'nın TBMM'yi tanıması.
- Batı Cephesi: 24-25 Ekim 1920 Gediz Taarruzu başarısız, Ali Fuat Cebesoy Moskova'ya, cephe ikiye bölündü (kuzey İsmet Bey, güney Refet Bele). 6-10 Ocak 1921 I. İnönü (düzenli ordunun ilk zaferi, İsmet Bey mirliva oldu, Çerkez Ethem isyanı bastırıldı). 21 Şubat - 12 Mart 1921 Londra Konferansı (TBMM uluslararası alanda ilk tanınma). 23 Mart - 1 Nisan 1921 II. İnönü ("milletin makus talihini yendiniz" - Mustafa Kemal'in İsmet Paşa'ya telgrafı).
- 10-24 Temmuz 1921 Eskişehir-Kütahya yenilgisi (Türk ordusu Sakarya'nın doğusuna çekildi, Ankara tehlikede). 5 Ağustos 1921 Mustafa Kemal Başkomutan seçildi (3 ay süreyle, sonradan uzatıldı). 7-8 Ağustos 1921 Tekalif-i Milliye Emirleri (10 madde, halkın topyekün seferberliği — yiyecek, giyecek, taşıt, hayvan, silahın %20-40'ı orduya).
- 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 Sakarya Meydan Muharebesi (22 gün 22 gece): "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" emri. 1683 II. Viyana bozgunundan beri Türk ordusunun kazandığı ilk savunma zaferi. 19 Eylül 1921'de TBMM Mustafa Kemal'e Gazi unvanı + Mareşal rütbesi verdi (Fevzi Çakmak da Mareşal oldu — Türkiye'nin tek 2 Mareşali).
- 26 Ağustos - 18 Eylül 1922 Büyük Taarruz: Mustafa Kemal Kocatepe'den komuta. 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar, Yunan Başkomutan Trikupis esir alındı, Zafer Bayramı). 1 Eylül 1922 "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emri. 9 Eylül 1922 İzmir kurtarıldı. 18 Eylül 1922 Anadolu'da Yunan kuvveti kalmadı.
- 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi: TBMM adına İsmet Paşa, İngiltere General Harington, Fransa General Charpy, İtalya General Monbelli (Yunanistan katılmadı, sonradan kabul etti). Doğu Trakya tek kurşun atılmadan TBMM'ye geçti (15 gün içinde tahliye), İstanbul-Boğazlar Lozan'a bırakıldı. 1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması, 17 Kasım Vahdettin'in İngiliz savaş gemisiyle ülkeyi terk etmesi, 18 Kasım Abdülmecid Efendi halife seçildi.
- 20 Kasım 1922 - 24 Temmuz 1923 Lozan Konferansı: TBMM adına İsmet Paşa baş delege, İngiltere'den Lord Curzon. İki aşamalı (4 Şubat 1923 kesinti, 23 Nisan tekrar açılış). Kazanımlar: kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı, Doğu Trakya-İmroz-Bozcaada Türkiye'de, Karaağaç savaş tazminatı yerine Türkiye'ye, Düyun-ı Umumiye İdaresi kaldırıldı, patrikhane sadece din işleriyle. Çözümsüz: Hatay (1939), Musul (1926 Ankara Antlaşması ile Irak'a, %10 petrol payı), Boğazlar (1936 Montrö), 12 Adalar İtalya'da.
- 30 Ocak 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi: dini esasa dayalı, İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri istisna, ~500 bin Türk Yunanistan'dan, ~1.2 milyon Rum Türkiye'den göç. Karadeniz Bölgesi'nin Hristiyan demografisi sona erdi.
- Sıkça karıştırılan: Erzurum (bölgesel-milli) vs Sivas (milli-milli), Amasya Genelgesi (1919 ihtilal beyannamesi) vs Amasya Görüşmeleri (1919 İstanbul ile), Misak-ı Milli (28 Ocak 1920, Mebusan Meclisi, sınır manifestosu) vs Teşkilat-ı Esasiye (20 Ocak 1921, TBMM, ilk anayasa), Sevr (10 Ağustos 1920, ölü antlaşma) vs Lozan (24 Temmuz 1923, yaşayan antlaşma), Mondros (30 Ekim 1918 yenilgi) vs Mudanya (11 Ekim 1922 zafer).
Öğrendiklerini Pekiştir
Bu konuda kendini sına
Sıkça Sorulanlar
Bu konuda merak edilenler
Mondros'tan TBMM'ye — Milli Mücadele (1918-1923) konusu AYT sınavında çıkar mı?
Evet, Mondros'tan TBMM'ye — Milli Mücadele (1918-1923) konusu AYT sınav müfredatında yer almaktadır. SoruCozme'de bu konuya özel test soruları ve konu anlatımı bulunmaktadır.
Mondros'tan TBMM'ye — Milli Mücadele (1918-1923) konusunda test çözebilir miyim?
Evet, Mondros'tan TBMM'ye — Milli Mücadele (1918-1923) konusunda SoruCozme platformunda ücretsiz test soruları mevcuttur. Konu anlatımını okuduktan sonra hemen test çözerek öğrendiğinizi pekiştirebilirsiniz.
SoruCozme'de kaç soru ve kaç konu var?
SoruCozme platformunda 16.000+ soru ve 474 konu bulunmaktadır. KPSS, DGS, YDS, TYT, Ehliyet, İngilizce ve Açık Öğretim sınavlarına yönelik tüm içerikler ücretsizdir.
İlgili Video Anlatımları
Bu konunun videosu henüz hazır değil; benzer Tarih konularını izleyebilirsin.



