İçindekiler · 16 Bölüm
AYT'de XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı'nın Yeri ve Soru Profili
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya (1909-1918), AYT Tarih müfredatının en yoğun ünitelerinden biridir. Bu konu, 1909 yılında II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi ve V. Mehmed Reşad'ın Meclis kararıyla tahta çıkmasıyla başlar; 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasıyla son bulur. On yıllık bu süreçte üç büyük savaş (Trablusgarp, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı), dokuz ayrı cephe (Kafkas, Kanal, Çanakkale, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin, Irak, Galiçya, Romanya, Makedonya), beş büyük antlaşma (Uşi, Londra, Bükreş, Brest-Litovsk, Mondros), iki büyük gizli antlaşma (Sykes-Picot, Saint Jean de Maurienne) ve Wilson İlkeleri ile şekillenen bir paradigma dönüşümü yaşanmıştır.
AYT'de bu konudan ortalama her sınavda 2-3 soru gelmektedir; bu rakam İnkılap Tarihi ünitelerinin başında yer alır. Sorular yedi ana kalıpta yoğunlaşır: "Mustafa Kemal'in cephe yolu" kalıbı (1911 Trablusgarp — gazeteci Şerif Bey takma adı, 1915 Çanakkale — Yarbay sonra Albay rütbesi ve Anafartalar Kahramanı unvanı, 1916 Doğu Cephesi — Tuğgeneral rütbesi ve Muş-Bitlis'in geri alınması, 1917-1918 Suriye-Filistin — Yıldırım Orduları), antlaşma-sonuç eşleştirmesi (1912 Uşi — Trablusgarp/Bingazi İtalya'ya, 1913 Londra — Midye-Enez hattı, 1913 Bükreş — Bulgaristan'ın 1. Balkan kazanımlarını kaybetmesi, 1918 Brest-Litovsk — Elviye-i Selâse'nin geri alınması, 1918 Mondros — Osmanlı'nın savaşı bitirmesi), cephe-amaç eşleştirmesi (Kafkas — Türklerin elinde olan Bakü Petrolleri ve Pantürkizm, Kanal — Mısır'ı geri almak ve İngiltere'nin sömürge bağlantısını kesmek, Çanakkale — Rusya'ya yardım götürmek ve Boğazları açmak, Irak — Hindistan seferini engellemek), "Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı vakalar" (Çanakkale ve Kûtulamâre), komutan-cephe eşleştirmesi (Enver Paşa — Sarıkamış, Cemal Paşa — Kanal/Suriye-Filistin, Cevat Çobanlı — Çanakkale Deniz Savaşları, Mustafa Kemal — Çanakkale Kara Savaşları, Halil Paşa — Irak/Kûtulamâre, Fahrettin Paşa — Medine, Nuri Paşa — Bakü/Kafkas İslam Ordusu), gizli antlaşmalar (Londra — İtalya'nın taraf değiştirmesi, Sykes-Picot — İngiliz-Fransız Orta Doğu paylaşımı, Saint Jean de Maurienne — İzmir ve çevresinin İtalya'ya verilmesi) ve Wilson İlkeleri (savaş tazminatı ve toprak alınmaması, Milletler Cemiyeti, manda-himaye sistemi).
AYT İpucu: Bu ünitenin en sevilen iki kalıbı "hangi padişah dönemi" ve cephe komutanı eşleştirmesidir. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı'nın padişahı kimdir? sorusunun yanıtı yaygın algıdaki Vahdettin değil, V. Mehmed Reşad'dır (1909-1918). Vahdettin (VI. Mehmed) yalnızca 30 Ekim 1918 Mondros'tan üç ay önce tahta çıkmıştır. Cephe komutanı kalıbında ise sıkça karıştırılan ikili Sarıkamış için Enver Paşa (yenilgi) ve Bakü için Nuri Paşa (zafer) ile Çanakkale Deniz Savaşı için Cevat Çobanlı, Çanakkale Kara Savaşı için Mustafa Kemal'dir. Bu beş eşleştirme doğru bilen aday üniteden 2 soruyu garanti alır.
Konunun Ana Eksenleri
- 1909-1913 İç ve Dış Olaylar: V. Mehmed Reşad'ın tahta çıkışı, 1909 Kanun-i Esasi değişikliği (padişah yetkilerinin kısıtlanması), 1911-1912 Trablusgarp Savaşı, 1912-1913 I. Balkan Savaşı, 1913 Bab-ı Âli Baskını, 1913 II. Balkan Savaşı.
- I. Dünya Savaşı'nın Genel Sebepleri: Sanayi Devrimi sonrası ham madde ve pazar arayışı, Sömürgecilik rekabeti, Fransız İhtilali'nden yayılan ulusçuluk akımı, İtalya ve Almanya'nın siyasi birliklerini geç tamamlayıp sömürge yarışına girmesi, devletler arası bloklaşma (İttifak vs İtilaf) ve silahlanma yarışı.
- Özel Sebepler: Almanya-Fransa arasındaki Alsas-Loren sorunu, Avusturya-Macaristan ile Rusya arasındaki Balkanlar mücadelesi, Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası (Panslavizm), Japonya'nın Uzak Doğu'daki Alman sömürgelerine göz dikmesi.
- Savaşın Kıvılcımı: 28 Haziran 1914 Saraybosna Suikastı — Sırp Gavrilo Princip'in Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand ve eşini öldürmesi.
- Osmanlı'nın Savaşa Girişi: Goeben (Yavuz Sultan Selim) ve Breslau (Midilli) gemilerinin sığınması, 29 Ekim 1914 Karadeniz Olayı (Sivastopol-Odessa-Novorossiysk bombalanması), 11 Kasım 1914 resmi savaş ilanı, V. Mehmed Reşad'ın Cihad-ı Mukaddes (kutsal cihat) ilanı.
- Cepheler — Taarruz: Kafkas Cephesi (Sarıkamış, 22 Aralık 1914), Kanal Cephesi (Katya ve Romani Muharebeleri, 1915-1916).
- Cepheler — Savunma: Çanakkale (Şubat 1915-Ocak 1916), Hicaz-Yemen (Şerif Hüseyin İsyanı, Medine Müdafaası), Irak (Selman-ı Pak ve Kûtulamâre), Suriye-Filistin (Gazze Muharebeleri, Nablus, Kudüs'ün kaybı).
- Cepheler — Yardım: Galiçya, Romanya, Makedonya — ağırlıklı olarak Rusya'ya karşı müttefiklere destek için.
- Diplomatik Süreç: Wilson'un 14 İlkesi (8 Ocak 1918), gizli antlaşmaların Sovyet Rusya tarafından "Sarı Kitap" ile dünyaya duyurulması, ABD'nin 1917'de savaşa girişi.
- Savaşın Bitişi: Bulgaristan-Selanik, Almanya-Rondes, Avusturya-Villa Giusti, Osmanlı-Mondros (30 Ekim 1918).
Bu Bölümün 90 Saniyelik Özeti (Sprint Modu)
Sınava 1 hafta kalmışsa şu 14 maddeyi ezberleyenler %85 net yapar:
- Dönem 1909-1918 arasıdır. Padişah V. Mehmed Reşad. Vahdettin (VI. Mehmed) ancak 1918'in son üç ayında tahta çıkar.
- 1911-1912 Trablusgarp Savaşı: İtalya saldırdı, biz karadan yardım gönderemediğimiz için 25 gönüllü subay (Mustafa Kemal — gazeteci Şerif Bey, Enver Bey — kuyumcu Hamdi) Mısır üzerinden geçti, Şeyh Ahmed Senûsî ve Arap aşiretleriyle direnildi. Sonu Uşi Antlaşması (18 Ekim 1912, İsviçre) — Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya, 12 Ada Balkan Savaşları sonuna kadar geçici olarak İtalya'ya bırakıldı.
- 1912-1913 I. Balkan Savaşı: Karadağ ilk saldırdı, ardından Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan saldırı dört devlet birden. Bulgar orduları Meriç'i aşıp Çatalca'ya kadar geldi. Sonu 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması — Midye-Enez hattı yeni sınır oldu, Osmanlı Edirne, Selanik, Arnavutluk, 12 Ada, Batı Trakya'yı kaybetti.
- 23 Ocak 1913 Bab-ı Âli Baskını: Enver Paşa, Talat Bey ve Cemal Bey'in Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa hükümetini silahla devirip İttihat ve Terakki'yi tek hâkim güç haline getirmesi. Sebep: Edirne'nin savaşsız bulgarlara verileceği söylentisi.
- 1913 II. Balkan Savaşı: Diğer dört devlet (Sırbistan, Yunanistan, Karadağ, Romanya) Bulgaristan'a karşı savaştı. Osmanlı bu durumdan yararlanarak Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'ı (Doğu Trakya) geri aldı. Enver Paşa'ya Edirne Fatihi unvanı verildi. Anlaşmalar: Bulgaristan'la İstanbul, Yunanistan'la Atina, Sırbistan'la İstanbul Antlaşması (sınır olmadığı halde azınlık hakları için).
- Hamidiye Kahramanı: Hüseyin Rauf Orbay, Hamidiye kruvazörüyle Yunan donanmasına büyük zararlar verdi. Aynı kişi sonradan Mondros'u Bahriye Nazırı sıfatıyla imzalayacak.
- I. Dünya Savaşı 1914-1918: Saraybosna Suikastı (28 Haziran 1914 — Gavrilo Princip) → Avusturya, Sırbistan'a savaş ilanı → bloklaşma sayesinde dünya savaşı. Üçlü İttifak: Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya. Üçlü İtilaf: İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya. İtalya taraf değiştiren tek devlettir (1915 Londra gizli antlaşmasıyla İtilaf'a katıldı).
- Osmanlı'nın Savaşa Girişi: Almanya'dan kaçan Goeben ve Breslau gemileri Marmara'ya sığındı, satın alındı, isimleri Yavuz Sultan Selim ve Midilli oldu. Alman Amiral Souchon komutasında 29 Ekim 1914 Karadeniz Olayı — Rus limanları (Sivastopol, Odessa, Novorossiysk) bombalandı. Rusya 11 Kasım 1914'te Osmanlı'ya savaş ilan etti. V. Mehmed Reşad Cihad-ı Mukaddes ilan etti, kapitülasyonlar tek taraflı kaldırıldı (en çok Almanya tepki gösterdi), Boğazlar İtilaf'a kapatıldı.
- 22 Aralık 1914 Sarıkamış Harekâtı: Enver Paşa'nın planı. Hasan İzzet Paşa kış şartları nedeniyle karşı çıktı, görevden alındı. Allahuekber Dağları'nda yaklaşık 30-90 bin asker (rakam tartışmalı) soğuktan, açlıktan, salgın hastalıktan ve Ermeni saldırılarından şehit oldu. Hedef: Elviye-i Selâse'yi (Kars-Ardahan-Batum) geri almak, Pantürkizm/Turancılık, Bakü Petrolleri.
- 1915 Olayları: Ermeni saldırıları üzerine 24 Nisan 1915'te Hınçak ve Taşnak başkanları tutuklandı (bugün soykırım iddialarının dayandığı tarih), 27 Mayıs 1915'te Sevk ve İskan Kanunu (Tehcir Kanunu) çıktı — Doğu ve Güneydoğu Anadolu Ermenileri savaş alanı dışına (Suriye, Halep, Lübnan) gönderildi. 31 Aralık 1918'de geri dönüş kararnamesi çıktı.
- 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi: Müstahkem mevki komutanı Cevat Çobanlı'nın emriyle Nusret Mayın Gemisi 26 mayını döşedi; Fransız Bouvet ve İngiliz Ocean gemileri battı. Cevat Çobanlı'ya 18 Mart Kahramanı ve İstanbul'u kurtaran birinci kişi unvanı verildi. Seyit Onbaşı, kırılan top mili olmasına rağmen 250-275 kg'lık mermiyi sırtında taşıyıp namluya sürdü.
- Anafartalar Kara Muharebeleri (Ağustos 1915): Yarbay Mustafa Kemal'in 19. Tümen ile 261 Rakımlı Tepe'den kaçan askerleri durdurup süngü taktırması, Conkbayırı'nda Liman von Sanders'in karşı görüşüne rağmen düşmanın çıkacağı yeri doğru tespit etmesi. Mustafa Kemal Albay rütbesine yükseldi, Anafartalar Kahramanı unvanı aldı. 9 Ocak 1916'da İtilaf çekildi. Mustafa Kemal'e meşhur "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" emri ve Bomba Sırtı Vakası bu cephededir.
- 29 Nisan 1916 Kûtulamâre Zaferi: Halil Paşa (Enver Paşa'nın amcası), İngiliz General Townshend ve 13.300 erin, 481 subayın teslim olmasını sağladı. Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı ikinci vaka (birincisi Çanakkale). Halil Paşa'ya Kûtulamâre Kahramanı ve Kut soyadı verildi. Yıllarca Kut Bayramı olarak kutlandı.
- 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması: 25 madde, ordu terhis (sınır birlikleri ve düzen koruma birlikleri hariç), Boğazlar İtilaf'a açık, Çanakkale-İstanbul-Toros Tünelleri-İskenderun-Adana işgali, ulaşım/haberleşme İtilaf denetimi, Ermeni vilayetleri (Doğu Anadolu) ile ilgili 24. madde. Osmanlı için fiili sonu, Milli Mücadele'nin başlangıcı.
Detaylar aşağıdaki bölümlerde tek tek işlenmiştir. Sınava 1-2 gün kalmışsa yukarıdaki 14 maddelik özet yeterli olacaktır.
Osmanlı'yı Kurtarma Fikir Akımları (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık)
XX. yüzyıl başlarında Osmanlı aydınları devleti dağılmaktan kurtarmak için dört ana fikir akımı geliştirdi: Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük (Turancılık) ve Batıcılık. AYT'de bu konudan ortalama 1-2 soru gelir; özellikle Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset" makalesi, akımların temsilcileri ve hangi olayla zayıfladıkları sıkça sorulur.
Yusuf Akçura ve "Üç Tarz-ı Siyaset" (1904)
Tatar kökenli Türk fikir adamı Yusuf Akçura, 1904 yılında Mısır'da yayımlanan Türk gazetesinde "Üç Tarz-ı Siyaset" başlıklı meşhur makalesini yayımladı. Bu makalede Osmanlı'nın önündeki üç siyasi seçeneği analiz etti: Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük. Akçura, ilk ikisinin uygulanabilirliğinin azaldığını, Türkçülüğün ise gelecekte en güçlü seçenek olacağını savundu. Bu makale Türkçülük akımının teorik temelini atan eser olarak tarihe geçti.
AYT İpucu: "Üç Tarz-ı Siyaset" makalesinde geçen üç akım Osmanlıcılık + İslamcılık + Türkçülük'tür. Batıcılık bu makalede yer almaz! Sınavda "Akçura'nın makalesinde geçmeyen akım" sorulursa cevap Batıcılık'tır.
Dört Fikir Akımı Karşılaştırma Tablosu
| Akım | Temel Görüş | Temsilciler | Hangi Olayla Zayıfladı |
|---|---|---|---|
| Osmanlıcılık | Tüm milletleri "Osmanlı vatandaşlığı" üst kimliğinde birleştirmek. Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) ile başladı. II. Meşrutiyet (1908) sonrası İttihat ve Terakki'nin başlangıçtaki politikası. | Mithat Paşa, Namık Kemal, Ziya Paşa, Şinasi (Genç Osmanlılar) | 1912-1913 Balkan Savaşları — Müslüman Arnavutluk'un da ayrılması |
| İslamcılık | Müslümanları halife etrafında birleştirip İttihad-ı İslam (İslam Birliği) kurmak. II. Abdülhamid döneminin (1876-1909) resmi devlet politikası. | Mehmet Akif Ersoy, Sait Halim Paşa, Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergileri | 1916 Şerif Hüseyin İsyanı — Mekke Emiri'nin İngilizlerle iş birliği yapıp halifeye karşı isyan etmesi |
| Türkçülük (Turancılık/Pantürkizm) | Tüm Türkleri (Osmanlı + Orta Asya + Kafkasya) tek bayrak altında birleştirmek. Önce dil ve edebiyat alanında ortaya çıktı, sonra siyasi boyut kazandı. | Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin, Türk Yurdu dergisi, Türk Ocakları | 1918 Mondros — I. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesi ve Sarıkamış faciası |
| Batıcılık | Osmanlı'nın geri kalmasının sebebi Batı'dan kopukluktur; Avrupa medeniyetini her yönüyle örnek almak gerekir. Sosyal-kültürel modernleşme. | Abdullah Cevdet, Celal Nuri, Süleyman Nazif, İçtihat dergisi | İmparatorluğun çöküşüyle akım sona ermez; Cumhuriyet inkılaplarının fikri zeminini oluşturur |
Türkçülük: Önce Dil, Sonra Siyaset
Türkçülük akımı ilk olarak dil ve edebiyat alanında ortaya çıkmıştır — bu AYT'nin sevdiği bir detaydır. Şinasi, Ahmet Vefik Paşa gibi isimlerle 19. yüzyıl ortasında dilde sadeleşme akımı başladı; Mehmet Emin Yurdakul "Türkçe Şiirler" kitabıyla (1898) "Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur" diyerek edebi Türkçülüğü taçlandırdı. Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'in "Yeni Lisan" hareketi (1911) ile dil sadeleşmesi sistemleştirildi.
Siyasi Türkçülük ise 1908 sonrası Türk Yurdu dergisi (1911) ve Türk Ocakları (1912) ile örgütlü hale geldi. Pantürkizm/Turancılık ise Türkçülüğün siyasi-coğrafi boyutudur: Osmanlı sınırları dışındaki Türkleri (Azerbaycan, Türkistan, Kırım, Kazan) tek devlet çatısı altında birleştirme idealidir. Enver Paşa'nın 1914 Sarıkamış Harekâtı bu idealin askeri yansımasıdır — başarısız olunca Türkçülük büyük yara aldı.
İslamcılık ve II. Abdülhamid Politikası
İslamcılık, II. Abdülhamid döneminin (1876-1909) resmi devlet politikasıdır. Abdülhamid bu politikayla Müslüman ahaliyi halifeye bağlayarak imparatorluğu ayakta tutmaya çalıştı. Hicaz Demiryolu bu politikanın en somut göstergesidir — Şam'dan Medine'ye uzanan tren hattı, Müslüman dünyaya birlik mesajı verdi. Ancak Balkan Savaşları'nda Müslüman Arnavutluk'un ayrılması ve I. Dünya Savaşı'nda halife adına kutsal şehirleri yöneten Şerif Hüseyin'in İngilizlerle iş birliği yapması, İslamcılığı tamamen iflas ettirdi.
Cumhuriyet Sonrası Akımların Akıbeti
Üç akımdan ikisi (Osmanlıcılık ve İslamcılık) imparatorluk dönemi olaylarıyla zayıfladı. Türkçülük, Pantürkizm boyutunu kaybedip ulusçuluk (millî kimlik) olarak Atatürk inkılaplarının temel ilkelerinden biri haline geldi. Batıcılık ise Cumhuriyet ile birlikte modernleşme/laiklik/inkılaplar şeklinde devlet politikası oldu. Mustafa Kemal'in "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz; en hakiki mürşit ilimdir" sözü Batıcı bir bakışın yansımasıdır.
Sıkça Karıştırılan: AYT'de en kritik nokta "Hangi akım hangi olayla zayıfladı?" eşleştirmesidir. Doğru hatırlama: Osmanlıcılık → Balkan Savaşları (1912-1913), İslamcılık → Şerif Hüseyin İsyanı (1916), Türkçülük/Pantürkizm → Sarıkamış (1914) ve Mondros (1918). Soruda "İslamcılık zayıfladı" gördüğünüzde tek başına Arnavutluk değil Şerif Hüseyin aklınıza gelmeli — çünkü halife (İslam birliği) iddiasına en büyük darbe oradan geldi.
V. Mehmed Reşad Dönemi ve 1909 Sonrası İç Siyaset
1909 yılı Osmanlı tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. 13 Nisan 1909'da (rumi takvime göre 31 Mart 1325) İstanbul'da çıkan ve tarihimizde 31 Mart Vakası adıyla bilinen rejim karşıtı isyan, Selanik'ten İstanbul'a yürüyen Hareket Ordusu tarafından bastırıldı. Hareket Ordusu'nun komutanı Mahmud Şevket Paşa, kurmay başkanı ise Yarbay Mustafa Kemal'di — "Hareket Ordusu" ismi de bizzat Mustafa Kemal tarafından verilmişti.
II. Abdülhamid'in Tahttan İndirilmesi
İsyanın bastırılmasının ardından Meclis-i Mebusan, 27 Nisan 1909 tarihinde tarihi bir karar aldı: Sultan II. Abdülhamid Meclis kararıyla tahttan indirildi. Bu, Osmanlı tarihinde Meclis kararıyla tahttan indirilen ilk padişahtır. Yerine, 33 yıllık şehzadelik döneminden sonra V. Mehmed Reşad tahta geçti. II. Abdülhamid önce Selanik'teki Alatini Köşkü'ne sürgüne gönderildi; Balkan Savaşları sırasında Selanik'in tehlikeye düşmesi üzerine 1912'de İstanbul'daki Beylerbeyi Sarayı'na getirildi ve burada 1918'de vefat edene kadar yaşadı.
1909 Kanun-i Esasi Değişikliği
V. Mehmed Reşad'ın tahta çıkışından sonra 1876 Kanun-i Esasi'sinde köklü değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerin temel amacı padişahın yetkilerini sınırlandırmak ve Meclis'in egemenliğini güçlendirmekti. Yapılan değişikliklerin başlıcaları şunlardı: (1) Padişahın Meclis'i fesih yetkisi belli koşullara bağlandı. (2) Hükümet padişaha değil, Meclis'e karşı sorumlu hale getirildi. (3) Anayasa'da değişiklik yapma yetkisi tamamen Meclis'e bırakıldı. (4) Padişahın ant içme zorunluluğu getirildi — yeni padişah tahta çıkışında Meclis huzurunda anayasaya bağlılık yemini edecekti. (5) Sansür kaldırıldı, basın özgürlüğü genişletildi. (6) Yabancılara sürgün yetkisi padişahın elinden alındı.
AYT İpucu: 1909 Kanun-i Esasi değişikliği AYT'de "Meşrutiyet rejiminin gerçek anlamda kurulduğu" değişiklik olarak tanımlanır. 1876'da ilan edilen anayasanın metni padişahın yetkilerini fazlasıyla geniş tutuyordu; 1909 değişikliğiyle bu yetkiler sınırlandı ve modern parlamenter sistemin temelleri atıldı. Bu nedenle "Meşrutiyetin gerçekleştiği yıl 1908 değil, 1909'dur" görüşü akademik literatürde sıkça kullanılır.
İttihat ve Terakki'nin Yükselişi
1909 sonrasında Osmanlı siyasetine damgasını vuran güç İttihat ve Terakki Cemiyeti'dir (1908 sonrası fırka olarak da örgütlendi). İttihat ve Terakki, 1889'da Askeri Tıbbiye'de İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, İshak Sükuti ve Mehmed Reşid tarafından kurulan gizli bir cemiyet olarak başladı; 1908 II. Meşrutiyet'i ilan ettiren güç olarak siyasi sahneye çıktı. 1909-1913 arası Osmanlı siyasetinde belirleyici ama tek hâkim olmayan bir güçtür; Hürriyet ve İtilaf Fırkası gibi muhalefet partileriyle rekabet halindedir. Ancak 1913 Bab-ı Âli Baskını sonrasında tek parti yönetimi haline gelecektir.
Dönemin Üç Büyük Paşası: Enver, Talat, Cemal
İttihat ve Terakki'nin son döneminde gücü elinde tutan üç isim Enver, Talat ve Cemal Paşa'lardır. Enver Paşa Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili olarak askeri politikaları, Talat Paşa önce Dahiliye Nazırı sonra Sadrazam olarak iç siyaseti ve idari kararları, Cemal Paşa ise Bahriye Nazırı ve Suriye Cephesi komutanı olarak deniz kuvvetlerini ve Suriye-Filistin politikasını yönetiyordu. Üçü de I. Dünya Savaşı'nın kayıp savaş olarak bitmesi ve Mondros sonrasında Almanya'ya kaçtı; sonradan suikastler sonucu öldürüldüler (Talat Paşa 1921 Berlin, Cemal Paşa 1922 Tiflis, Enver Paşa 1922 Tacikistan).
Trablusgarp Savaşı (1911-1912): Mustafa Kemal'in İlk Cephesi
Trablusgarp Savaşı Mustafa Kemal'in askeri kariyerinde fiilen savaştığı ilk cephedir ve aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprağını kaybettiği savaştır. Savaşın arka planı, İtalya'nın siyasi birliğini geç tamamlayıp sömürgecilik yarışına girmesinde yatar. İtalya'nın 1861'de Carbonari Cemiyeti faaliyetleriyle siyasi birliğini kurmasından sonra İngiltere ve Fransa'nın çoktan paylaşmış olduğu sömürge pazarına geç katılması, ona Osmanlı'nın zayıflamış eyaletlerine yönelmek dışında seçenek bırakmadı. Önce 1880'lerde Habeşistan'a saldıran ama başarısız olan İtalya, gözünü Trablusgarp'a çevirdi.
Trablusgarp'ın Stratejik Önemi
İtalya için Trablusgarp üç açıdan kritik öneme sahipti. Birincisi: Trablusgarp'ın altında Habeşistan vardı; oradan ileriye doğru sömürge yayılması sağlanabilirdi. İkincisi: Trablusgarp'ın zengin ham madde yatakları (özellikle petrol) sanayisi gelişen İtalya için stratejik kaynaklardı. Üçüncüsü: Trablusgarp coğrafi olarak İtalya'nın hemen altında, Akdeniz'in karşı kıyısında bulunuyordu; deniz gücüyle kolayca işgal edilebilirdi.
1909 Racconigi Anlaşması: İtalya-Rusya Pazarlığı
İtalya saldırıdan önce diplomatik zemini hazırlamak istedi. 1909 yılında Rusya ile Racconigi Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre Rusya, İtalya'nın Trablusgarp'ı işgal etmesine ses çıkarmayacak; karşılığında İtalya, Rusya'nın Boğazlar üzerindeki ileride ortaya çıkabilecek egemenlik taleplerine onay verecekti. İngiltere ve Fransa ise tarafsız kalacaklarını duyurdu — İngiltere, "İtalya'ya hayır dersek bu sefer Mısır üzerine çullanır" mantığıyla onaylamayı tercih etti.
Saldırı: 24 Saatlik Nota ve İşgal
İtalya, 28 Eylül 1911'de Osmanlı'ya 24 saatlik bir nota verdi. Notada İtalyan tüccarlara kötü davranıldığı, Hristiyanların hac ziyaretlerine engel olunduğu ve bölgenin medeniyet açısından geri kaldığı gerekçesiyle Trablusgarp'ın İtalya'ya devredilmesi isteniyordu. Osmanlı bu notaya yanıt vermeden 29 Eylül 1911'de İtalyan donanması Trablusgarp limanlarını bombalamaya başladı. Önce kıyı bandındaki Trablusgarp, Bingazi, Tobruk ve Derne şehirleri işgal edildi.
Osmanlı'nın Zorluğu: Karadan Yardım Gönderememe
Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp'a yardım gönderebilmesi için iki yol vardı. Birinci yol denizden: Çanakkale Boğazı'ndan Akdeniz'e açılıp Trablusgarp'a ulaşmak. Ancak İtalyan donanması Çanakkale'yi de tehdit ettiği için bu yol kapalıydı. İkinci yol karadan: Anadolu üzerinden Suriye-Mısır hattıyla Trablusgarp'a ulaşmak. Ancak Mısır 1882'den beri İngiltere'nin işgali altındaydı; İngiltere "tarafsız" olduğunu ilan ettiği için Osmanlı ordusunun Mısır'dan geçmesine izin vermiyordu.
25 Gönüllü Subay ve Takma Adlar
Osmanlı bu çıkmaz karşısında pratik bir çözüm üretti: 25 gönüllü Osmanlı subayı, sivil kıyafet ve takma adlarla Mısır üzerinden gizlice Trablusgarp'a geçecekti. Bu subayların başında ileride Türk tarihinde yer alacak isimler vardı: Mustafa Kemal — gazeteci Şerif Bey takma adıyla, Enver Bey — kuyumcu (bazı kaynaklara göre Tüccar) Hamdi takma adıyla, Nuri Conker, Ali Fethi (Okyar) ve daha birçok isim. Geçişi düzenleyen kişi, ileride Teşkilât-ı Mahsusa'nın (Osmanlı istihbaratının) başına geçecek olan Kuşçubaşı Eşref Bey'di.
Cephedeki Görev Dağılımı
Trablusgarp'ta görev paylaşımı şöyle oldu: Mustafa Kemal — Tobruk ve Derne bölgelerinde, Enver Paşa — Bingazi bölgesinde komutanlık üstlendi. Bölgedeki direnişin temel gücü ise yerel Arap aşiretleri ve Senûsî tarikatıydı. Senûsî tarikatının lideri Şeyh Ahmed Senûsî (Şeyh Sünûsî olarak da yazılır) Mustafa Kemal ile yakın bir dostluk kurdu. Mustafa Kemal'in bölgede çekilmiş sakallı fotoğraflarının sebebi de Arap kültürüne saygı göstermek ve manevi yakınlık kurmaktı. Şeyh Ahmed Senûsî, ileride Milli Mücadele yıllarında Anadolu'ya gelecek ve Mustafa Kemal'in yakın dostlarından biri olacaktır.
AYT İpucu: AYT'de Trablusgarp'tan en sık sorulan dört bilgi şudur: (1) Mustafa Kemal'in gazeteci Şerif Bey takma adıyla katıldığı ilk savaş Trablusgarp'tır. (2) Tarihte ilk defa savaş uçağı bu savaşta kullanılmıştır — İtalyanlar bu yeniliği uygulamıştır. (3) Bu savaşla Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da, hatta tüm Afrika kıtasında toprağı kalmamıştır. (4) 12 Ada Balkan Savaşları'nın sonuna kadar geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır ama İtalya bunları sonradan da iade etmemiş; ancak 1947 Paris Antlaşması ile geri verilmiş ama Türkiye almayı kabul etmemiş, Yunanistan'a kalmıştır.
İlk Savaş Uçağı Kullanımı
Trablusgarp Savaşı tarihte birçok "ilk"e sahne olmuştur. Bunların en önemlisi dünya tarihinde ilk defa savaş uçağı kullanılmasıdır. İtalya, gözetleme ve bombalama amacıyla uçaklarını bu savaşta seferber etti. O döneme kadar uçak savaşta kullanılmamıştı; bu uygulama hava savaşının başlangıcı olarak tarihe geçti.
Çanakkale Bombardımanı ve 12 Ada İşgali
Cephede ilerleyemeyen İtalya, Osmanlı'yı barışa zorlamak için iki taktik denedi. Birincisi: Çanakkale Boğazı'na saldırmak. İtalyan donanması Çanakkale'yi topa tuttu; ancak II. Abdülhamid döneminde döşenen mayınlar sayesinde iki İtalyan gemisi battıktan sonra İtalya geri çekildi. Çanakkale'nin geçilemeyeceği bu olayla anlaşıldı (bu deneyim 1915 Çanakkale Savaşı'nda da etkili olacaktı). İkincisi: Ege'deki 12 Ada'yı işgal etmek. İtalya'nın işgal ettiği adaların gerçek sayısı 12 değil, irili ufaklı 16-25 arasında değişen bir takımadadır (en büyüğü Rodos). 12 Ada ifadesi sembolik bir ad olarak tarihe geçmiştir.
Uşi Antlaşması (18 Ekim 1912)
Trablusgarp Savaşı sırasında Karadağ'ın Osmanlı'ya saldırıp I. Balkan Savaşı'nı başlatması üzerine Osmanlı için tek seçenek kaldı: ya İtalya ile masaya oturup Trablusgarp'tan vazgeçecek ya da Balkanları kaybedecekti. Mantık gereği, İstanbul'a ve devletin kalbine yakın olan Balkanlar tercih edildi. 25 gönüllü subay geri çağrıldı, Trablusgarp'taki direniş ise Şeyh Ahmed Senûsî ve sonradan başına geçecek Çöl Aslanı lakaplı Ömer Muhtar'a bırakıldı.
Antlaşma 18 Ekim 1912'de İsviçre'nin Uşi (Ouchy) kentinde imzalandı. Maddeler şöyleydi:
- Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakılacak. Böylece Osmanlı Devleti'nin Afrika kıtasında toprağı kalmadı.
- Trablusgarp halkı dini ve kültürel açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalmaya devam edecek (1774 Küçük Kaynarca'da Kırım için kullanılan formülün tarihteki ikinci kullanımı).
- 12 Ada, Balkan Savaşları'nın sonuna kadar geçici olarak İtalya'ya bırakılacak.
- İtalya, Trablusgarp'ın Düyun-u Umumiye'deki borcunu ödemeyi ve ileride kapitülasyonların kaldırılmasına yardım etmeyi taahhüt edecek.
Sıkça Karıştırılan: Uşi Antlaşması ile 1923 Lozan ve 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesinin ortak özelliği üçünün de İsviçre'de imzalanmış olmasıdır. İsviçre tarafsız bir ülke olduğu için uluslararası antlaşmaların imzalanma yeri olarak tercih edilmiştir. AYT'de "Aşağıdakilerden hangisi İsviçre'de imzalanmamıştır?" şeklinde soru gelirse Uşi-Lozan-Montrö dışında verilen seçenek doğru cevaptır.
Mustafa Kemal'in Stratejik Öngörüsü
Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal'in askeri dehasının ilk kanıtıdır. Yerel Arap aşiretlerinden eğittiği savaşçılarla, kendisinden sayıca ve teknolojik olarak çok üstün bir İtalyan ordusunu bölgede tutmayı başardı. 1911-1912 yılları, daha 1920'lerde Milli Mücadele'de Mustafa Kemal'in Yunan ordusuna karşı vereceği savaşın bir habercisi sayılabilir. Bu ünitede AYT'de en sık sorulan eşleştirme kalıplarından biri Mustafa Kemal'in cephe yolculuğudur: 1911 Trablusgarp → 1915 Çanakkale → 1916 Doğu Cephesi → 1917-1918 Suriye-Filistin.
I. Balkan Savaşı (1912-1913): Dört Devletin Saldırısı
Trablusgarp Savaşı sürerken Balkanlardaki dört Osmanlı azınlık devleti — Karadağ, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan — Rusya'nın da kışkırtmasıyla aralarındaki sorunları çözüp Osmanlı'ya karşı ortak bir saldırı planı yaptılar. Bu dört devletin uzun süredir aralarında "kiliseler sorunu" adıyla bilinen bir anlaşmazlık vardı: Rum Ortodoks, Sırp Ortodoks, Bulgar Ortodoks gibi farklı kiliselerin yetki alanları konusunda çatışıyorlardı. Rusya'nın Panslavizm politikası çerçevesinde bu sorunlar çözüldü ve dört devlet bir blok halinde Osmanlı'ya saldırı için hazırlandı.
Savaşın Sebepleri
- Rusya'nın kışkırtması ve Osmanlı'yı Avrupa'dan atma planı (Şark Meselesi'nin Balkan ayağı).
- Balkan ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkların (kilise sorunu) çözülmüş olması — Rusya'nın aracılığıyla.
- Osmanlı'nın Trablusgarp Savaşı ile meşgul olması — birçok asker ve donanma bölgede.
- İttihat ve Terakki'nin orduyu modernleştirme adı altında 65-75 bin tecrübeli askeri Savaş öncesi terhis etmesi — büyük taktik hata.
- Ordu içine siyasetin girmesi — İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası arasındaki mücadelenin "alaylı-mektepli" çatışması haline gelerek subayları bölmesi.
Avrupa'nın "Sınırlar Değişmeyecek" Garantisi
Savaş başlamadan önce Avrupa'nın büyük devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya) bir araya gelip bir karar aldı: "Bu savaşı Karadağ gibi küçük bir devlet kazanamaz, kesin Osmanlı kazanır. O halde kim kazanırsa kazansın, savaştan sonra Balkan haritasındaki sınırlar değişmeyecek." Bu Avrupa kararı İttihat ve Terakki yöneticilerini ve özellikle Almanya yanlısı subayları yanlış bir güvene sevk etti — "Nasıl olsa sınırlar değişmeyecek, kazansak da kaybetsek de aynı şey" mantığı, ordunun ciddiyetini düşürdü.
Savaşın Başlangıcı: Karadağ'ın Saldırısı (8 Ekim 1912)
I. Balkan Savaşı'nı resmi olarak başlatan devlet, dört devletin en küçüğü olan Karadağ'dır. 8 Ekim 1912'de Karadağ Osmanlı'ya savaş ilan etti; ardından Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan da peşpeşe savaş ilanı yaptı. Osmanlı Devleti, dört cephede birden savaşmak zorunda kaldı.
Cephelerin Çöküşü
Dört cephede birden savaşmak zorunda kalan Osmanlı, art arda büyük yenilgiler aldı:
- Sırp ve Karadağ Cephesi: Ordumuz Makedonya'ya doğru çekildi.
- Arnavutluk Cephesi: Arnavutlar bu fırsatı kullanarak 28 Kasım 1912 tarihinde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Arnavutluk, Osmanlı Devleti'nden ayrılan son Balkan ülkesidir — bu AYT'nin en sevdiği bilgilerden biridir. Ayrılan halkın yüzde 60-65'i Müslüman olduğu için bu olay aynı zamanda İslamcılık politikasının ilk büyük darbesidir (İslamcılığın iflas ettiği nokta ise 1916 Şerif Hüseyin İsyanı olacaktır).
- Yunan Cephesi: Yunan ordusu Selanik ve Ege Adaları'nın neredeyse tamamını işgal etti (yalnız Bozcaada ve Gökçeada bizde kaldı).
- Bulgar Cephesi: En büyük tehdit Bulgaristan'dan geldi. Bulgar orduları Osmanlı sınırı olan Meriç nehrini aşıp İstanbul'un dibindeki Çatalca'ya kadar geldi.
İngiltere'nin Müdahalesi: Londra Konferansı
Bulgar ordularının İstanbul'un dibine kadar gelmesi İngiltere'yi alarma geçirdi. İngiltere'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik ve Doğu Akdeniz dengeleri açısından Bulgaristan'ın İstanbul'u alması kabul edilemezdi. İngiltere derhal müdahale ederek tarafları masaya oturttu — bu durumun en iyi göstergesi yapılacak antlaşmanın yerinin İstanbul ya da Sofya değil, Londra olarak belirlenmiş olmasıdır.
30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması
Birinci Balkan Savaşı'nın sonunu getiren Londra Antlaşması, Osmanlı tarihinin en ağır kayıpları arasındadır. Maddeleri şunlardı:
- Osmanlı-Bulgaristan sınırı Midye-Enez hattı olarak yeni baştan çizildi. Osmanlı bu hattın batısında kalan tüm topraklarını kaybetti.
- Bunun anlamı: Doğu Trakya (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), Batı Trakya (Gümülcine, Dedeağaç, Kavala), Selanik, Makedonya, Arnavutluk ve Ege Adaları'nın tamamı Osmanlı'dan ayrılıyordu.
- Bulgaristan ilk defa Ege Denizi'ne çıkış hakkı kazandı — savaşın en karlı çıkan devleti oldu.
Birinci Balkan Savaşı'nın Sonuçları
- Osmanlıcılık politikası tamamen iflas etti. Yıllardır "Osmanlı vatandaşıyız, dilimiz dinimiz farklı olsa bile" söylemiyle yürütülen politika, Müslüman Arnavutluk'un da ayrılmasıyla sona erdi.
- Türkçülük akımı güçlendi. Balkanlardan Anadolu'ya yüz binlerce Türk göçü, demografik ve kültürel açıdan Türkçü düşünceyi kuvvetlendirdi.
- Batı Trakya azınlık sorunu ortaya çıktı — günümüze kadar süren bu sorun, Balkan Savaşları'ndan miras kalan en uzun ömürlü meseledir.
- İslamcılık ilk darbeyi yedi. Müslüman Arnavutluk'un ayrılması, bu fikir akımının zayıfladığını gösterdi.
- Bab-ı Âli Baskını için zemin hazırlandı. Edirne'nin Bulgaristan'a verileceği söylentisi, İttihat ve Terakki'nin darbe yapmasına bahane oldu.
- Hamidiye Kahramanı Hüseyin Rauf Orbay ortaya çıktı. Hamidiye kruvazörünün komutanı Rauf Bey, Yunan donanmasına karşı verdiği başarılı mücadeleler nedeniyle bu unvanı aldı.
Sıkça Karıştırılan: AYT'de en kritik nokta, "Doğu Trakya"nın 1. Balkan Savaşı'nda kaybedilip 2. Balkan Savaşı'nda geri alınmış olmasıdır. Soruda "Birinci Balkan Savaşı'nda kaybedilen yerler" derse cevaba Doğu Trakya da dahildir; soruda "Balkan Savaşları sonunda kaybedilen yerler" (çoğul ek!) derse Doğu Trakya cevaba dahil değildir, çünkü 2. Balkan'da geri alınmıştır. Bu çoğul/tekil ayrımına AYT sıkça başvurur.
Bab-ı Âli Baskını ve II. Balkan Savaşı (1913)
1. Balkan Savaşı sürerken İstanbul'da Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa hükümeti, Bulgaristan ile barış görüşmeleri yapıyor ve Edirne'nin Bulgaristan'a savaşsız bırakılacağı söylentileri yayılıyordu. Bu durum İttihat ve Terakki için kabul edilemezdi — Edirne sembolik açıdan kritikti, üstelik İttihat ve Terakki'nin temel çıkış noktası olan Selanik zaten kaybedilmişti.
23 Ocak 1913 Bab-ı Âli Baskını
İttihat ve Terakki, 23 Ocak 1913'te tarihte Bab-ı Âli Baskını olarak bilinen darbe girişimini gerçekleştirdi. Operasyonun mimarları Enver Bey, Talat Bey ve Cemal Bey'di. Sadrazamlık binası olan Bab-ı Âli'ye silahla baskın yapan grup, kabine toplantısı sırasında Harbiye Nazırı Nazım Paşa'yı öldürdü, Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa'yı istifaya zorladı. Yerine Mahmud Şevket Paşa sadrazam oldu. Bu darbeyle İttihat ve Terakki, 1913-1918 arasında Osmanlı siyasetinin tek hâkim gücü haline geldi; muhalefet partileri (özellikle Hürriyet ve İtilaf Fırkası) susturuldu.
Mahmud Şevket Paşa Suikastı (Haziran 1913)
Bab-ı Âli Baskını'ndan sonra muhalefet karşılığında Mahmud Şevket Paşa'ya bir suikast düzenledi ve Sadrazam Haziran 1913'te öldürüldü. Bunun üzerine İttihat ve Terakki sıkıyönetim ilan ederek muhalefeti tamamen tasfiye etti. Said Halim Paşa sadrazam oldu, ama gerçek güç Enver-Talat-Cemal triumvirası elindeydi.
Bab-ı Âli Baskını'nın Anlamsızlaşması
Bab-ı Âli Baskını'nın asıl amacı Edirne'nin Bulgaristan'a verilmesini önlemekti. Ancak baskından sadece dört ay sonra imzalanan 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması'yla Edirne zaten Bulgaristan'a bırakıldı. Yani darbe pratik olarak hedefine ulaşamadı; ancak Edirne'yi geri alma sözünü tutmak için Enver Paşa kısa süre sonra büyük bir hamle yapacaktı.
II. Balkan Savaşı: Bulgaristan'a Karşı (Haziran-Ağustos 1913)
1. Balkan Savaşı'nda en büyük kazancı sağlayan devlet Bulgaristan'dı — Ege Denizi'ne çıkış hakkı kazanmıştı. Bu durum diğer Balkan devletlerinde rahatsızlık yarattı. Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ, yanlarına Romanya'yı da alarak Bulgaristan'a savaş ilan etti. II. Balkan Savaşı bu dört devletin Bulgaristan'a karşı savaşıdır; Osmanlı bu savaşta tarafsızdır, yalnız fırsattan yararlanmıştır.
AYT İpucu: AYT'de Romanya ile ilgili klasik soru kalıbı şudur: "Aşağıdakilerden hangisi 1. Balkan Savaşı'nda yer almamasına rağmen 2. Balkan Savaşı'nda yer almıştır?" Cevap: Romanya. Romanya 1. Balkan'da hiç savaşmadı, 2. Balkan'da Bulgaristan'a karşı savaştı.
Enver Paşa'nın Edirne Hamlesi
Bulgaristan dört devletle birden savaşa tutuşunca Enver Paşa fırsatı değerlendirdi. Osmanlı ordusunu toparlayıp Midye-Enez hattını aştı ve Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerini (Doğu Trakya) Bulgaristan'dan geri aldı. Bu hareket aynı zamanda 1. Balkan Savaşı'nın sonunu getiren Londra Antlaşması'nı tek taraflı feshettiği anlamına geliyordu. Enver Paşa'ya bu zaferden dolayı Edirne Fatihi unvanı verildi.
Sonuçlar ve Antlaşmalar
II. Balkan Savaşı, Osmanlı'nın Doğu Trakya'yı geri almasıyla bitti. Ancak Batı Trakya, Selanik, Arnavutluk, Makedonya ve Ege Adaları geri alınamadı; bunlar kalıcı kayıp olarak tarihe geçti. Savaşın sonunda Osmanlı, sınır komşusu olduğu üç devletle ayrı ayrı antlaşmalar imzaladı:
- İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913) — Bulgaristan ile: Yeni sınır olarak Meriç nehri esas alındı; Bulgaristan'da kalan Türklerin azınlık hakları görüşüldü.
- Atina Antlaşması (14 Kasım 1913) — Yunanistan ile: Sınır belirlendi ve Yunanistan'da kalan Türklerin azınlık hakları görüşüldü.
- İstanbul Antlaşması (Mart 1914) — Sırbistan ile: Osmanlı-Sırp sınırı bulunmadığı halde imzalandı; sadece Sırbistan'daki Türk azınlığın hakları görüşüldü.
Sıkça Karıştırılan: Sırbistan ile yapılan İstanbul Antlaşması özel bir yere sahiptir. Osmanlı'nın Sırbistan ile sınırı yoktur (arada Bulgaristan ve Yunanistan vardır); buna rağmen antlaşma imzalanmıştır. Sebebi: Sırbistan'da kalan Türklerin azınlık haklarının hukuki olarak güvence altına alınmasıdır. AYT'de "sınırı olmadığı halde antlaşma imzalanan devlet" sorusu Sırbistan cevabıyla karşımıza çıkar. Ayrıca Bulgar ülkeleri arasındaki Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913), Bulgaristan'ın 1. Balkan kazanımlarını kaybetmesini içerir; Bulgaristan'ı I. Dünya Savaşı'na sevk eden temel nedendir.
İki Balkan Savaşı'nın Bilanço Tablosu
| Kriter | I. Balkan Savaşı | II. Balkan Savaşı |
|---|---|---|
| Tarih | 8 Ekim 1912 - 30 Mayıs 1913 | 29 Haziran 1913 - 10 Ağustos 1913 |
| Taraflar | Osmanlı vs Karadağ-Sırbistan-Yunanistan-Bulgaristan | Bulgaristan vs Sırbistan-Yunanistan-Karadağ-Romanya |
| Osmanlı'nın durumu | Aktif savaşan, ağır mağlup | Tarafsız, fırsattan yararlanan |
| Antlaşma | Londra Antlaşması (Midye-Enez hattı) | Bükreş (Balkan ülkeleri arası), İstanbul-Atina (Osmanlı tarafından) |
| En karlı çıkan | Bulgaristan | Sırbistan ve Yunanistan |
| Osmanlı kazanımı | Yok | Doğu Trakya (Edirne-Kırklareli-Tekirdağ) |
I. Dünya Savaşı'nın Sebepleri ve Bloklaşma
I. Dünya Savaşı (1914-1918), insanlık tarihinde o güne kadar görülmemiş ölçekte bir küresel savaştı. Yaklaşık 10 milyon kişinin hayatını kaybettiği bu savaşın sebepleri tek bir olaya indirgenmek yerine, 19. yüzyılın sonundan başlayan bir dizi yapısal gelişmenin birikiminde aranmalıdır.
Genel Sebepler (Tüm Dünyayı İlgilendiren)
- Sanayi Devrimi sonrası ham madde ve pazar arayışı: Sanayileşen ülkeler (İngiltere, Fransa ve sonradan Almanya, İtalya) hammadde ve mamul mal pazarı arıyordu. Sömürge yarışı buradan doğdu.
- Sömürgecilik rekabeti: Dünyanın geri kalan kısımlarının paylaşılmasında geç kalan İtalya ve Almanya, mevcut sömürge sahibi devletlerle rekabete girdi.
- Fransız İhtilali'nden yayılan ulusçuluk akımı: Tüm dünyada her millet kendi ulus devletini kurma arayışına girdi; çok uluslu imparatorluklar (Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Çarlık Rusya) içeriden çözülmeye başladı.
- İtalya ve Almanya'nın siyasi birliklerini geç tamamlayıp sömürge yarışına girmesi: İtalya 1870, Almanya 1871'de siyasi birliğini kurdu; geç kaldıkları için saldırgan dış politika izlediler.
- Devletler arası bloklaşma ve silahlanma yarışı: Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf bloklarının kurulması, savaşı kaçınılmaz kıldı.
Özel Sebepler (İki Devlet Arası)
- Almanya-Fransa arasında Alsas-Loren sorunu: Almanya, 1870-1871 Sedan Savaşı'nda Fransa'dan Alsas-Loren'i (kömür havzası) almıştı. Fransa bu bölgeyi geri almak istiyordu.
- Avusturya-Macaristan ile Rusya arasında Balkanlar mücadelesi: Her iki imparatorluk da Balkanlarda nüfuz alanı genişletmek istiyordu. Avusturya-Macaristan 1908'de Bosna-Hersek'i ilhak etti; Rusya Panslavizm ile Slav uluslarını destekledi.
- Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası: Rusya Boğazları ele geçirip Akdeniz'e açılmak istiyordu — yüzyıllık politikası.
- Japonya'nın Uzak Doğu'da Alman sömürgelerine göz dikmesi: Çin'in bir kısmı, Singapur, Hong Kong, Vietnam gibi bölgelerdeki Alman sömürgelerini Japonya almak istiyordu.
İki Blok: Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf
| Üçlü İttifak (Bağlaşma) | Üçlü İtilaf (Anlaşma) |
|---|---|
| Almanya | İngiltere |
| Avusturya-Macaristan | Fransa |
| İtalya (1915'te taraf değiştirdi) | Çarlık Rusya (1917 Bolşevik İhtilali sonrası çekildi) |
| Sonradan: Osmanlı, Bulgaristan | Sonradan: Sırbistan, Karadağ, Belçika, Yunanistan, Romanya, Japonya, ABD, Brezilya, Çin, Portekiz ve daha çok devlet |
Savaşın Kıvılcımı: Saraybosna Suikastı (28 Haziran 1914)
Tüm bu sebepler ortaya çıkmış olsa da, savaşın fiilen başlamasını sağlayan tek bir olay vardır: Saraybosna Suikastı. 28 Haziran 1914 günü, Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Sophie, Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da resmi bir ziyarette bulundular. Sırp gizli örgütü Mlada Bosna'nın (Genç Bosna) üyesi Gavrilo Princip adlı 19 yaşındaki Sırp genci tarafından bir köprü üzerinde gerçekleştirilen suikastta veliaht ile eşi öldürüldü.
Bu suikast üzerine olaylar zinciri şöyle gelişti:
- Avusturya-Macaristan, Sırbistan'a savaş ilan etti.
- Slav koruyucusu Rusya, Avusturya-Macaristan'a savaş ilan etti.
- Avusturya-Macaristan'ın müttefiki Almanya, Rusya'ya savaş ilan etti.
- Rusya'nın müttefiki Fransa, Almanya ile karşı karşıya geldi.
- Almanya, Fransa'ya saldırmak için Belçika'yı işgal etti.
- Belçika'nın bağımsızlığını garanti eden İngiltere, Almanya'ya savaş ilan etti.
Böylece bir kıvılcım, üç hafta içinde dünya savaşına dönüştü.
Savaşa Katılan Devletler ve Stratejik Notlar
- İtalya — Savaşta taraf değiştiren tek devlet: Üçlü İttifak'ın üyesi olmasına rağmen, başlangıçta tarafsız kaldı. 1915 Londra gizli antlaşmasıyla kendisine 12 Ada, Antalya çevresi ve sonradan İzmir vaat edilince İtilaf bloğuna geçti. AYT'de en sık sorulan bilgilerden biri: "1. Dünya Savaşı'nda taraf değiştiren devlet hangisidir?" Cevap: İtalya.
- Japonya — Savaştan ilk çekilen devlet: Uzak Doğu'daki Alman sömürgelerini ele geçirdikten sonra savaştan çekildi.
- ABD — Savaşın süresini kısaltan devlet: 1917'de İtilaf yanında savaşa girdi. Ekonomik gücü ve insan kaynağı sayesinde İtilaf bloğunu zafere taşıdı.
- Osmanlı — Savaşın süresini uzatan devlet: Yeni cepheler açılmasına ve Almanya'nın savaş yükünün hafiflemesine neden oldu. Eğer Osmanlı savaşa girmeseydi savaş muhtemelen 1916'da bitebilirdi.
Osmanlı Devleti'nin Savaşa Girişi (Ekim-Kasım 1914)
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı başladığında ilk başta tarafsızlığını ilan etti. Ancak gerçek durum farklıydı: İttihat ve Terakki yöneticileri Almanlarla savaş öncesi gizli bir anlaşma yapmıştı. Bu anlaşmaya göre Almanya savaşa girdikten en geç 6 ay içinde Osmanlı da Almanya'nın yanında savaşa girecek, karşılığında Almanya Osmanlı'ya silah, malzeme ve mali yardımı yapacaktı.
Osmanlı'nın Almanya Yanında Savaşa Girme Sebepleri
- Siyasi yalnızlıktan kurtulmak. 1908'de Osmanlı, İtilaf bloğuna katılmak için başvurmuş ama Rusya'nın vetosuyla reddedilmişti. İtilaf yolu kapalıydı; geriye Almanya kalıyordu.
- İttihat ve Terakki yöneticilerinin Alman hayranlığı. Enver Paşa Almanya seyahatinden tank, uçak, top gibi silahları görerek "Almanya kesin kazanır" inancıyla dönmüştü.
- Kaybedilen toprakları geri alma isteği. Balkan Savaşları'nda kaybedilen Doğu Trakya batısı, Ege Adaları, Mısır, Kıbrıs, 12 Ada gibi yerler savaş kazanılırsa geri alınabilirdi.
- Almanya'nın Müslüman ve Türk sömürgesi olmaması. Bütün sömürgeleri Uzak Doğu'da olan Almanya, Osmanlı için "düşman olmayan" tek büyük güçtü.
- Almanya'nın savaşı kazanacağına olan inanç. Teknolojik gücü yakından gören İttihatçılar bu kanıdaydı.
- II. Abdülhamid'ten beri Almanya ile yakın ilişki. Demir yolları imtiyazı (3B Projesi: Berlin-Bizans-Bağdat), askeri eğitim, generaller — uzun süreli stratejik ortaklık.
Almanya'nın Osmanlı'yı İsteme Sebepleri
- Yeni cepheler açtırarak savaş yükünü hafifletmek. Osmanlı savaşa girerse Kafkas, Kanal, Çanakkale gibi yeni cepheler açılacaktı.
- Padişah-halifenin cihat ilan etme gücünden yararlanmak. Dünyadaki Müslümanların 2/3'ü İngiltere ve Fransa sömürgelerinde yaşıyordu; halife cihat ilan ederse bu sömürgelerde isyan çıkması bekleniyordu.
- Osmanlı'nın demografik gücünden yararlanmak. Geniş nüfus, asker kaynağı demektir.
- Osmanlı'nın jeopolitik öneminden yararlanmak. Boğazlar üzerinde kontrol, Karadeniz ve Akdeniz stratejik kontrolü, Süveyş Kanalı yakınlığı.
Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) Olayı
İttihat ve Terakki Almanlara verdiği sözü tutmak için bir bahane bekliyordu. Bu bahane Goeben ve Breslau adlı iki Alman zırhlısının Akdeniz'de İngiliz takibinden kaçarak Çanakkale Boğazı'nı geçip Marmara'ya sığınmasıyla ortaya çıktı (Ağustos 1914). Tarafsızlık ilkesi gereği bu gemileri ya geri vermek ya da savaş sonuna kadar limanda tutmak gerekiyordu. Ancak Osmanlı, gemileri Almanya'dan satın aldığını ilan etti — para ödemeden — ve isimlerini değiştirdi: Goeben → Yavuz Sultan Selim, Breslau → Midilli.
İngiltere'nin Sessizliği: Reşadiye ve Sultan Osman Gemileri
İngiltere bu satın alma hilesine sessiz kalmak zorundaydı. Çünkü Osmanlı 1910'larda İngiltere'ye iki savaş gemisi siparişi vermişti: Reşadiye (V. Mehmed Reşad'dan) ve Sultan Osman (Genç Osman'dan). Bu gemilerin parası Osmanlı Donanma Cemiyeti tarafından halktan toplanmış ve İngiltere'ye ödenmişti. Ancak savaş başlayınca İngiltere bu gemileri kendi donanmasına aldı, parayı geri vermedi. Osmanlı bu olayı bahane göstererek "Siz Reşadiye ve Sultan Osman'ı vermediğiniz için biz de Goeben ve Breslau'yu satın aldık" dedi. İngiltere haklı olarak susmak zorunda kaldı.
29 Ekim 1914 Karadeniz Olayı
İttihat ve Terakki Almanya'ya verdiği savaşa girme sözünü tutmak için harekete geçti. 29 Ekim 1914 gecesi, Yavuz Sultan Selim ve Midilli zırhlıları, üzerlerinde hem Osmanlı hem Alman bayrağı taşıyacak şekilde Karadeniz'e açıldı. Alman Amiral Wilhelm Souchon komutasında, Rus limanları olan Sivastopol, Odessa ve Novorossiysk bombalandı. Padişah V. Mehmed Reşad'ın bu operasyondan haberi yoktu; sabah Rus elçisi savaş ilanını getirdiğinde olayı öğrendi.
Önemli Bilgi: AYT'de "Osmanlı 1. Dünya Savaşı'na fiilen ne zaman girdi?" sorusunun yanıtı 29 Ekim 1914'tür (Karadeniz Olayı). Resmi savaş ilanı ise 11 Kasım 1914'tedir (Rusya'nın savaş ilanı 31 Ekim, İngiltere ve Fransa'nın savaş ilanı 5 Kasım).
Cihad-ı Mukaddes (Kutsal Cihat) İlanı
Osmanlı resmi olarak savaşa girdikten sonra, padişah ve halife sıfatıyla V. Mehmed Reşad Cihad-ı Mukaddes (Kutsal Cihat) ilan etti (14 Kasım 1914). Bu ilan dünyadaki tüm Müslümanları, halifenin etrafında toplanıp İtilaf devletlerine karşı savaşmaya çağırıyordu. Almanya'nın umduğu büyük etkiye ulaşmadı — sömürge altındaki Müslümanlar büyük çoğunlukla isyan etmedi. Hatta İngiltere, Hindistan'daki Müslümanlara "halife İttihatçılar tarafından esir alındı, biz onu kurtarmaya gidiyoruz" propagandasıyla 900 binden fazla Hintli Müslüman askerini Çanakkale'ye, Sina'ya, Mezopotamya'ya getirdi.
Osmanlı'nın Savaşa Girmesinin Sonuçları
- Yeni cepheler açıldı, Almanya'nın savaş yükü hafifledi.
- Kapitülasyonlar tek taraflı kaldırıldı (1 Ekim 1914). En çok tepkiyi şaşırtıcı şekilde Almanya gösterdi — "ben yanındayım, bana niye?" mantığıyla. Ama Osmanlı tüm devletlere uygulayacağını bildirdi.
- Boğazlar İtilaf devletlerine kapatıldı.
- Seferberlik ilan edildi.
- V. Mehmed Reşad Cihad-ı Mukaddes ilan etti.
- Savaşın süresi en az iki yıl uzadı.
Kafkas Cephesi: Sarıkamış Faciasından Brest-Litovsk'a
Osmanlı'nın ilk açtığı taarruz cephesi Kafkas Cephesi'dir. Bu cephenin amacı üç temel hedefte özetlenebilir:
- Elviye-i Selâse'yi geri almak: 1878 Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılan Kars, Ardahan ve Batum illeri (üç il anlamına gelen Elviye-i Selâse) Rus işgali altındaydı; geri alınmak isteniyordu.
- Pantürkizm/Turancılık: Kafkasya üzerinden geçerek Orta Asya Türkleriyle birleşmek, Rusya'yı içeriden çökertmek.
- Bakü Petrolleri: Hazar kıyısındaki Bakü'nün petrol yataklarına ulaşmak; modern savaşın yakıt ihtiyacı buradan karşılanabilirdi.
Hasan İzzet Paşa - Enver Paşa Anlaşmazlığı
Cephenin başlangıcında Erzurum'da görev yapan komutan Hasan İzzet Paşa'dır. Hasan İzzet Paşa, kış şartlarının çok ağır olması, askerlerin (özellikle güneyden gelen Antep, Halep, Şam askerlerinin) kış kıyafetlerinin yetersiz olması ve tüfeklerin soğukta donması nedeniyle harekâtın Mart-Nisan ayına ertelenmesini önerdi. Ancak Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, "Ruslar bizden önce harekete geçecek, beklemek hata olur" diyerek bu öneriyi reddetti. Hasan İzzet Paşa görevden alındı; harekâtı bizzat Enver Paşa yönetmek üzere Erzurum'a geldi.
22 Aralık 1914 Sarıkamış Harekâtı
Yaklaşık 150.000 askerle başlatılan harekât, kuzeyden ve güneyden iki kuşatma kolu halinde Rusları çevirmeyi hedefliyordu. Allahuekber Dağları, Kop Dağları gibi 2500-3000 metre yükseklikteki dağlık arazide -25 °C'lere düşen sıcaklıklarda yapılan bu harekât, askeri tarihte "Sarıkamış Faciası" olarak anılır. Asker kayıpları bazı kaynaklara göre 30.000, bazılarına göre 40.000-90.000 arasındadır (Türk kaynakları ağırlıklı olarak 90.000, Rus kaynakları 41.000 derken modern akademik araştırmalar 27.000-36.000 arasında bir sayı vermektedir). Asker kayıplarının büyük kısmı çatışmadan değil donma, açlık, salgın hastalık ve Ermeni saldırılarından kaynaklandı.
Sarıkamış Sonrası Rus İlerleyişi
Sarıkamış Harekâtı'nın başarısız olması üzerine Ruslar tersine harekete geçti ve Doğu Anadolu'da geniş bir alan işgal etti: Trabzon, Rize, Bayburt, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Van, Hakkari. Bu işgaller sırasında bölgedeki Ermeniler Ruslarla birlikte hareket ederek geniş çaplı katliamlara katıldı. Van'da geçici olarak Vilayet-i Sitte'de (Bitlis-Erzurum-Sivas-Van-Elazığ-Diyarbakır) bir Ermenistan devleti kurma hayali peşinde olan örgütler aktif oldu.
24 Nisan 1915 Kararnamesi ve Sevk ve İskan Kanunu
İttihat ve Terakki hükümeti, bölgedeki Ermeni saldırılarına ve Hınçak ve Taşnaksutyun gibi terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı iki adım attı. Birinci adım — 24 Nisan 1915: Kararname ile Hınçak ve Taşnak gibi örgütlerin başkanları İstanbul'da tutuklandı, gazeteleri kapatıldı. Bu tarih bugün diasporadaki Ermeniler tarafından "soykırım günü" olarak anılmaktadır. İkinci adım — 27 Mayıs 1915: Sevk ve İskan Kanunu (halk arasında Tehcir Kanunu) çıkarıldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Ermeniler savaş alanından uzaklaştırılarak Suriye, Halep, Lübnan gibi savaşın olmadığı bölgelere göç ettirildi. Yaklaşık 690.000 - 1 milyon kişiyi kapsayan bu uygulama, ilk kez ülke içinde sistemli bir nüfus hareketinin örneğidir.
Önemli not: Tüm Ermeniler tehcire tabi tutulmamıştır. Kütahya, İznik, Bursa, İstanbul gibi savaş alanına uzak bölgelerdeki Ermeniler kaldı; bu yüzden günümüzde bu illerde hâlâ Ermeni nüfusu vardır. Tehcir, savaş alanı ve isyan bölgeleriyle sınırlı bir önlemdi. 31 Aralık 1918'de hükümet geri dönüş kararnamesi çıkardı; tehcire tabi tutulup hayatta kalanlar yurtlarına dönmeye davet edildi.
Mustafa Kemal'in Doğu Cephesi Görevi (1916)
Çanakkale Savaşı sonrasında Albay rütbesine yükselen Mustafa Kemal, Mart 1916'da Diyarbakır'a tayin edildi ve Tuğgeneral (Mirliva) rütbesine yükseldi. Diyarbakır'da 16. Kolordu komutanı olarak görev yapan Mustafa Kemal, Ağustos 1916'da Muş ve Bitlis'i Ruslardan geri aldı. Bu zaferler sayesinde Mustafa Kemal'in askeri itibarı bir kez daha pekişti.
1917 Bolşevik İhtilali ve Brest-Litovsk
Şubat-Ekim 1917'de Rusya'da yaşanan Bolşevik İhtilali, Çarlık rejimini deviren ve Sovyet rejimini başa getiren büyük dönüşümdür. Lenin önderliğindeki Bolşevikler, "barış, ekmek, toprak" sloganıyla iktidara gelir gelmez I. Dünya Savaşı'ndan çekilme kararı aldı. Önce 18 Aralık 1917'de Erzincan'da Osmanlı ile Erzincan Mütarekesi (Ateşkes) imzalandı. Ardından kapsamlı barış görüşmeleri yapıldı.
Sonuçta 3 Mart 1918'de Brest-Litovsk Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre:
- Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) Osmanlı Devleti'ne geri verildi.
- Sovyet Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Baltık ülkeleri üzerindeki haklarından vazgeçti.
- Sovyetler savaştan çekildi.
AYT İpucu: Brest-Litovsk Antlaşması, Osmanlı için son derece önemli iki sonuç içerir: (1) Kafkas Cephesi'ni kapatan antlaşmadır. (2) Osmanlı bu cephede askeri olarak başarısız olduğu halde, Rusya'daki ihtilal sayesinde toprak kazanımı sağlamıştır — bu paradoksu AYT sıkça sorar. Ayrıca Kafkas Cephesi en erken açılan ama en geç kapanan cephedir (Aralık 1914'te açıldı, Mart 1918'de kapandı).
Kafkas İslam Ordusu ve Bakü Fatihi Nuri Paşa
Brest-Litovsk'tan sonra Kafkasya'da yeni bir gelişme yaşandı. Bolşevik İhtilali sonrası Çarlık Rusya'nın çökmesiyle Kafkasya'da üç devlet kuruldu: Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan. Ancak Ermeniler, Azerbaycan Türklerine karşı saldırılara başladı; Mart 1918 olayları olarak tarihe geçen 3 günlük katliamda 12.000 Azerbaycanlı Türk şehit edildi (Azerbaycan parlamentosu bunu soykırım olarak tanımıştır).
Azerbaycan'ın ilk cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzade Osmanlı'dan yardım istedi. Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa (Killigil) komutasında Kafkas İslam Ordusu'nu kurdu. Bu ordu, vura vura Bakü'ye kadar ilerledi ve 15 Eylül 1918'de Bakü'yü Ermenilerden geri aldı. Nuri Paşa'ya bu zaferden dolayı Bakü Fatihi unvanı verildi. Mondros Ateşkesi imzalanıp Osmanlı çekilmek zorunda kalınca, Kafkas İslam Ordusu birlikleri Erzurum'da Kazım Karabekir'in 15. Kolordu'suna katıldı — bu birlikler ileride Milli Mücadele'nin Doğu Cephesi'nin temelini oluşturacaktı.
Kanal ve Suriye-Filistin Cepheleri (Sina Cephesi)
Osmanlı Devleti'nin ikinci taarruz cephesi Kanal Cephesi'dir. Bu cephenin başlatılması büyük ölçüde Almanya'nın isteği üzerine olmuştur — AYT'de en sık sorulan bilgilerden biridir.
Kanal Cephesi'nin Açılma Sebepleri
- Mısır'ı geri almak: 1882'den beri İngiliz işgali altında olan Mısır kurtarılmak isteniyordu. Mısır halkı Müslüman olduğu için cihat çağrısıyla yanımıza çekileceği umuluyordu.
- Süveyş Kanalı'nı ele geçirmek: 1869'da açılan ve İngiltere-Fransa kontrolündeki bu kanal, sömürgelerle bağlantının kalbiydi.
- İngiltere'nin Hindistan-Avustralya bağlantısını kesmek: Anzak askerleri (Avustralya ve Yeni Zelanda) ile Hint askerleri Süveyş üzerinden Akdeniz'e ve oradan cephelere taşınıyordu. Süveyş kapatılırsa İngiltere'nin sömürge gücü çökecekti.
- Almanya'nın isteği: İngiltere'nin sömürge gücünü zayıflatacak her cephe Almanya'nın işine geliyordu.
Komutan: Cemal Paşa
Cephenin komutanı Bahriye Nazırı Cemal Paşa'dır. Cemal Paşa aynı zamanda Suriye-Filistin Cephesi'nin de komutanıydı; bu iki cephenin ortak adı Sina Cephesi'dir. AYT'de "Sina Cephesi" terimi seçeneklerde görülürse, Kanal ve Suriye-Filistin'in ortak adı olduğu hatırlanmalıdır.
Katya Muharebesi ve Romani Faciası
Cephe iki büyük muharebeye sahne oldu:
- Katya Muharebesi (Nisan 1916): Osmanlı bu muharebede İngilizleri yendi, ancak Süveyş'i geçemedi.
- Romani Muharebesi (Ağustos 1916): Sina çölünün tam ortasında yapılan bu muharebede Osmanlı kötü bir mağlubiyet aldı. Yaklaşık 35.000 asker — Sarıkamış'taki donma ve açlığın tersine — sıcaktan, susuzluktan, tifüs ve koleradan hayatını kaybetti. Romani, Sarıkamış'ın Sina çölündeki eşdeğeridir; tarih kitaplarında çok az anlatılan ama çok sayıda şehit verilen bir cephedir.
Suriye-Filistin Cephesi: Üç Gazze Muharebesi
Romani'den sonra İngilizler Sina çölünü geçip Filistin'e ilerlemeye başladı. İngiliz komutan General Edmund Allenby, üç ayrı saldırıyla Gazze'yi almaya çalıştı:
- I. Gazze Muharebesi (Mart 1917): Osmanlı kazandı.
- II. Gazze Muharebesi (Nisan 1917): Osmanlı tekrar kazandı.
- III. Gazze Muharebesi (Kasım 1917): Allenby beraberindeki gücü artırdı; Gazze düştü.
Kudüs'ün Düşmesi (9 Aralık 1917)
Gazze'den sonra ilerleyen İngiliz ordusu 9 Aralık 1917'de Kudüs'ü ele geçirdi. General Allenby, Hristiyanlığın kutsal şehri olan Kudüs'e atla girmek istemedi; saygı göstergesi olarak atından inip 11 Aralık 1917'de yürüyerek Kudüs kapısından geçti. Kudüs üç semavi din için (Yahudilik, Hristiyanlık, İslamiyet) kutsal şehir konumundaydı.
Balfour Deklarasyonu (2 Kasım 1917)
Kudüs'ün İngiliz eline geçmesinden bir ay önce, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Yahudi lider Lord Rothschild'a gönderdiği mektupta, dünyadaki Yahudilere Filistin'de bir "ulusal yurt" kurma sözü verdi. Bu mektup tarihte Balfour Deklarasyonu olarak bilinir ve günümüzdeki İsrail-Filistin sorununun temellerini atan belgedir. AYT'de "Filistin sorununun başlangıcı" olarak sorulur.
Yıldırım Orduları ve Mustafa Kemal
Suriye-Filistin Cephesi'nde Osmanlı, çekilen kuvvetleri toparlamak için Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nı kurdu (Temmuz 1917). Bu grubun başında önce Alman General Falkenhayn, sonra Liman von Sanders bulunuyordu. Mustafa Kemal 7. Ordu Komutanı olarak bu yapıda görev aldı. Falkenhayn ile uyumsuzluk yaşadığı için bir süre istifa etti, ardından geri döndü.
Nablus Muharebesi ve Sonun Başlangıcı (Eylül 1918)
Eylül 1918'de yapılan Nablus Muharebesi'nde Osmanlı 7. ve 8. Orduları İngilizler tarafından dağıtıldı. İngilizler hızla ilerleyerek Şam, Beyrut, Halep'i ele geçirdi. Mustafa Kemal'in 7. Ordusu, Halep'in kuzeyinde Hatay sınırında — bugünkü Katma Mevzii'nde — son savunma çizgisini kurdu ve İngilizleri durdurdu. Bu, Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşı'ndaki son savaşıydı; aynı zamanda Anadolu'nun güneyden işgalinin engellenmesinin son zaferiydi.
Falih Rıfkı Atay'ın "Zeytindağı" Eseri
Cemal Paşa'nın yaveri olarak Suriye-Filistin Cephesi'nde bulunan gazeteci-yazar Falih Rıfkı Atay, bu cephedeki gözlemlerini "Zeytindağı" adlı kitabında topladı. Zeytindağı, Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın doğusunda yer alan bir tepedir ve Yahudi inanışına göre kıyamet gününde diriliş buradan başlayacaktır. AYT'de Falih Rıfkı Atay ve "Zeytindağı" eseri, Suriye-Filistin Cephesi ile ilgili soruların favori detaylarıdır.
AYT İpucu: AYT'de "Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı adlı eseri hangi cepheyle ilgilidir?" sorusunun cevabı Suriye-Filistin Cephesi'dir (veya Sina Cephesi olarak da kabul edilir). Bu, son yıllarda en sık çıkan tematik sorulardan biridir.
Çanakkale Cephesi: Deniz ve Kara Savaşları (1915-1916)
Çanakkale Cephesi, I. Dünya Savaşı'nın belki de en sembolik cephesidir. Türk milleti için sadece askeri zafer değil, aynı zamanda Mustafa Kemal'in yıldızının parladığı, ulusal bilincin hızla şekillendiği bir tarih sayfasıdır. Cephe iki ayrı evrede yaşandı: Çanakkale Deniz Savaşları (Şubat-Mart 1915) ve Çanakkale Kara Savaşları (Nisan 1915 - Ocak 1916).
Cephenin Açılma Sebepleri
- Boğazları geçerek Rusya'ya yardım götürmek: Osmanlı'nın savaşa girmesiyle Rusya, Boğazlar'dan deniz yoluyla yardım alamıyordu. Çanakkale aşılırsa Rusya'ya silah ve yiyecek ulaştırılabilirdi.
- Rusya'nın buğdayından yararlanmak: Rusya ve Ukrayna o dönemde dünyanın en büyük buğday üreticileriydi; ekonomik açıdan zorlanan İtilaf bu kaynağa muhtaçtı.
- Kararsız Balkan ülkelerini İtilaf bloğuna çekmek: Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi devletler henüz savaşa girmemişti.
- İstanbul'u alıp Osmanlı'yı savaştan çıkarmak: Çanakkale aşıldıktan sonra İstanbul'a kadar ilerlenebilirdi.
- Anadolu ile Trakya arasındaki bağlantıyı kesmek.
- Savaşın süresini kısaltmak.
Deniz Savaşı: 18 Mart 1915
İngiliz ve Fransız donanması, 19 Şubat 1915'ten itibaren Çanakkale Boğazı'nın kıyı tabyalarını topa tutarak geçiş hazırlığı yaptı. 18 Mart 1915 günü tarihi günde, İtilaf donanmasının en büyük gemilerinden oluşan filo Boğaz'a girdi. Müstahkem mevki komutanı Cevat Çobanlı (Cevat Paşa), donanma karşılaması için stratejik bir adım atmıştı: Nusret Mayın Gemisi'nin komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey'e Boğaz'ın en dar mevkisinde 26 mayın döşetmişti.
İtilaf donanması bu mayınları temizlemek için günlerce gemi tarama operasyonu yaptı, ancak gece karanlığında döşenen mayınları fark edemedi. 18 Mart günü, donanma boğazdan içeri girdiğinde mayınlar ardı ardına patladı:
- Bouvet (Fransız zırhlısı) battı.
- Ocean (İngiliz zırhlısı) battı.
- Irresistible (İngiliz zırhlısı) battı.
- Diğer gemiler ağır hasar gördü.
Seyit Onbaşı ve Mehmetçik Ruhu
Mayınların yanında, kıyı tabyalarındaki Türk topçuları da büyük bir mücadele verdi. Mehmetçiğin sembol kahramanlarından biri Seyit Onbaşı'dır. Tabyada bulunan topun mili kırılınca ve mermi taşıma sistemi çalışmaz hale gelince, Seyit Onbaşı yaklaşık 250-275 kg ağırlığındaki mermiyi sırtında üç defa taşıyıp namluya sürdü. Bu olağanüstü güç gösterisi sonucunda Ocean gemisinin batırılmasına katkı sağladı.
"Çanakkale Geçilmez" Mührü
18 Mart 1915 zaferi, dünya basınında "Çanakkale Geçilmez" söylemini ortaya çıkardı. Bu zaferin mimarı Cevat Çobanlı (Cevat Paşa)'ya iki büyük unvan verildi: "18 Mart Kahramanı" ve "İstanbul'u Kurtaran Birinci Kişi". Cevat Paşa, sonradan Harbiye Nazırlığı ve Genelkurmay Başkanlığı görevlerinde de bulunacaktır. Türkiye'de 18 Mart, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü olarak halen büyük coşkuyla kutlanmaktadır.
Kara Savaşları: Nisan 1915 - Ocak 1916
Deniz yoluyla geçemeyen İtilaf, kara harekâtına geçti. 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na üç ayrı noktadan çıkartma yaptılar:
- Seddülbahir: Yarımadanın en güney ucu.
- Arıburnu (Anzak Koyu): Anzak (Avustralya-Yeni Zelanda) askerleri buradan çıktı. Bugün buraya "Anzak Koyu" denmesinin sebebi de budur.
- Anafartalar: Büyük Anafarta ve Küçük Anafarta köyleri yakını.
Yarbay Mustafa Kemal ve 19. Tümen
Çıkartmanın olduğu bölgede yedek kuvvet olarak konuşlandırılan Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 19. Tümen, Anzak çıkartmasını öğrenir öğrenmez harekete geçti. Mustafa Kemal'in iki büyük başarısı vardır:
Birinci Başarı — 261 Rakımlı Tepe ve Süngü Emri: Anzak askerleri Conkbayırı'na doğru ilerlerken, oradaki Türk birlikleri panik halinde geri çekiliyordu. Mustafa Kemal kaçan askerleri durdurdu: "Nereye gidiyorsunuz?" dedi. Asker "Düşman geliyor, mermimiz bitti" diye yanıt verdi. Mustafa Kemal'in ünlü cevabı: "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler gelir." Askere süngü taktırdı, yere yatırdı. Anzak askerleri tepenin diğer tarafına vardığında düşman olduğunu görünce durdu — bu bekleme sırasında Türk takviye birlikleri yetişti ve Conkbayırı korundu.
İkinci Başarı — Liman von Sanders ile Görüş Ayrılığı: Yıldırım Orduları komutanı Alman General Liman von Sanders, İtilaf çıkartmasının farklı bir yerden olacağını düşünüyordu. Mustafa Kemal coğrafyayı daha iyi tanıyordu ve "Bu coğrafya başka türlü çıkış vermez, çıkış buradan olacak" diye uyarıyordu. Liman bu uyarıları dinlemediği için Anzakların asıl saldırısı geç fark edildi. Mustafa Kemal'in "Düşman ikincisi başlamadan önce ne yaptıklarını söyleyebilirim" öngörüsü doğru çıktı.
Bomba Sırtı Vakası
Çanakkale'de Türk ve İtilaf siperleri yer yer 8 metre kadar yakındı. Bomba Sırtı Vakası, bu yakınlığın sembolüdür. Mustafa Kemal kendi anılarında şöyle anlatır: 15 Mayıs 1915'te bir Türk siperinden askerlerimiz birer birer karşı sipere geçmek için ayağa kalkıyor; ön taraftaki şehit oluyor, arkadakiler Kelime-i Şehadet getirip Kur'an okuyarak peş peşe öne atılıyordu. "Bizi Çanakkale'de kazandıran bu yüksek ruhtu" derdi Mustafa Kemal.
Kemal Yeri
Mustafa Kemal'in Anafartalar Cephesi'nde sürekli savaşı yönettiği yere, Fahrettin Altay (sonradan general olacak komutan) "Kemal Yeri" adını verdi. Bugün Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı'nın bir bölgesi olan Kemal Yeri, Çanakkale'ye gidenlerin mutlaka ziyaret ettiği noktalardan biridir.
Kara Savaşı Mevkileri
Çanakkale Kara Savaşları'nda öne çıkan mevkiler şunlardır: Conkbayırı, Anafartalar (Büyük ve Küçük Anafarta), Arıburnu, Seddülbahir, Kilitbahir, Kumkale, Kabatepe, Kanlı Sırt, Kerevizdere, Sığındere, Cesarettepe, Kirte Köyü, Adana Bayırı, Kocaçimen Tepesi, 261 Rakımlı Tepe, Kemal Yeri. AYT'de bu mevkilerden üç-dört tanesi verilip "hangi cephe" diye sorulursa cevap Çanakkale'dir.
9 Ocak 1916: İtilaf'ın Çekilişi
Yaklaşık 9 ay süren kara savaşları, İtilaf'ın 9 Ocak 1916'da Gelibolu Yarımadası'nı tamamen boşaltmasıyla sonuçlandı. İtilaf askeri kaybı yaklaşık 250.000, Türk askeri kaybı ise 250.000-300.000 arasında tahmin edilmektedir. Toplam yaklaşık 500.000 insanın hayatını kaybettiği bu cephe, savaşın en kanlı cephelerinden biridir.
Çanakkale'nin Sonuçları
- Savaşın süresi en az 2 yıl uzadı. Eğer Çanakkale aşılsaydı Rusya'ya yardım gidecek, savaş kafa-kafayalken İtilaf üstünlük sağlayacaktı.
- Rusya'da ekonomik kriz derinleşti. Yardım alamayan Rusya, savaşın yükünü kaldıramadı; bu durum 1917 Bolşevik İhtilali'ne sebep oldu.
- Bulgaristan İttifak bloğuna katıldı (Ekim 1915). Bulgaristan'ın savaşa katılmasıyla Osmanlı ile Almanya arasındaki kara bağlantısı sağlandı — bu çok kritik bir gelişmedir.
- Yarbay Mustafa Kemal Albay rütbesine yükseldi. Anafartalar Kahramanı unvanı aldı.
- Mustafa Kemal Anadolu'da tanınan bir komutan haline geldi. Bu durum, beş yıl sonra başlayacak Milli Mücadele'de Mustafa Kemal'in lider olarak kabul edilmesinin temellerini attı.
- Anzak Koyu ve Anzak askerleri kavramı tarihe geçti. Avustralya ve Yeni Zelanda'da Anzak Günü (25 Nisan), milli bayram olarak kutlanmaktadır.
AYT İpucu: Çanakkale'de Mustafa Kemal'in "hamdolsun İstanbul'u kurtardık" sözü meşhurdur. Bir asker savaş sonrası "hamdolsun Çanakkale'yi kurtardık" deyince, Mustafa Kemal araya girip "hamdolsun İstanbul'u kurtardık" demiştir — çünkü Çanakkale geçilseydi sıradaki hedef İstanbul olacaktı. Cevat Çobanlı'ya verilen "İstanbul'u kurtaran birinci kişi" unvanı bu yüzdendir.
Irak Cephesi (Kûtulamâre Zaferi) ve Hicaz-Yemen Cephesi
Irak Cephesi: Açılma Sebepleri
Osmanlı'nın savunmada kaldığı önemli cephelerden biri Irak Cephesi'dir. İngilizler Irak'a Basra Körfezi üzerinden çıkarma yaparak ilerlemeye çalıştı. Cephenin açılmasının üç ana sebebi vardı:
- Rusya'ya karadan yardım götürmek: Çanakkale aşılamayınca İngilizler farklı bir güzergâh aradı; Basra Körfezi'nden yukarı çıkarak İran üzerinden Rusya'ya ulaşmak istediler.
- Musul ve Abadan petrollerini ele geçirmek: Bölgede petrol yatakları vardı; İngiltere bu kaynakları savaşa hazırlanırken stratejik öncelik haline getirmişti.
- Türklerin olası bir Hindistan seferini engellemek: Eğer Osmanlı Bağdat'tan aşağı inip İran üzerinden Hindistan'a yönelirse, İngiltere'nin sömürge gücü çökecekti.
Selman-ı Pak Muharebeleri (Kasım 1915)
İngiliz General Charles Townshend komutasındaki birlikler, Basra Körfezi'nden ilerleyerek Bağdat'a doğru yürüdü. Osmanlı kuvvetleri (önce Süleyman Askerî Bey, ardından Sakallı Nurettin Paşa komutasında) Bağdat yakınındaki Selman-ı Pak'ta İngilizleri durdurdu. Süleyman Askerî Bey'in mücadelesi büyük başarıydı, ancak komutan psikolojik baskı altında intihar etti — büyük bir devlet adamı kaybı.
Kûtulamâre Zaferi (29 Nisan 1916)
Selman-ı Pak'ta yenilen Townshend ordusu, Dicle Nehri'nin kıyısındaki Kut şehrine (bugün Irak'ta Vasit kentinin merkezi) çekildi. Halil Paşa (Enver Paşa'nın amcası) komutasındaki Osmanlı kuvvetleri kuşatmayı sıkılaştırdı; ikmal yollarını kesti. Aylarca süren kuşatmada İngiliz askerleri açlıkla mücadele etti — 80-100 kg gelen Hint askerleri 40 kiloya düştü. Sonunda 29 Nisan 1916'da General Townshend, 13.300 er ve 481 subayı ile birlikte teslim oldu.
"Türk Sebatının İngiliz İnadını Kırdığı İkinci Vaka"
Halil Paşa'nın askerlerine yayınladığı tarihi beyannamede şu cümle yer alır: "Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vaka Çanakkale'de, ikinci vaka burada (Kûtulamâre'de) gerçekleşmiştir." İngiliz tarihçileri Kûtulamâre'yi "İngiliz tarihinin en aşağılayıcı teslimiyeti" olarak nitelendirir. Halil Paşa'ya bu zaferden dolayı "Kûtulamâre Kahramanı" unvanı ve "Kut" soyadı verildi (bazı kaynaklara göre Mustafa Kemal'in önerisiyle, bazılarına göre kendi seçimiyle).
Kut Bayramı
29 Nisan, Türkiye'de yıllarca Kut Bayramı olarak kutlandı. Bu zaferin sembol resmi şudur: Halil Paşa elinde Osmanlı sancağıyla geri dönerken, çevresinde sıska, yaralı bir aslan figürü yer alır — bu "Türk Aslanı"nı sembolize eder. Ne yazık ki 1960'larda NATO'nun isteğiyle (İngiltere ile NATO müttefikliği gerekçesiyle) Kut Bayramı kaldırıldı. Bu nedenle 60-90 yılları arasında doğan kuşaklar bu zaferden büyük ölçüde habersiz kaldı. Son yıllarda Mehmetçik Kûtülamâre adlı dizi ile bu zafer yeniden gündeme gelmiştir.
AYT İpucu: AYT'de Halil Paşa'nın beyannamesinden alıntı verilip "Bu cephe hangisidir?" sorusu sıkça sorulur. Cevap: Irak Cephesi (Kûtulamâre). "Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı" ifadesi gördüğünüz anda iki cevabı düşüneceksiniz: birinci vaka Çanakkale, ikinci vaka Kûtulamâre.
Hicaz-Yemen Cephesi: Şerif Hüseyin İsyanı
Hicaz-Yemen Cephesi, Osmanlı'nın Arabistan Yarımadası'ndaki kutsal bölgelerini (Mekke ve Medine) savunduğu cephedir. Bu cephenin en acı tarafı, savaşın iç düşmanı yaratmasıdır.
Şerif Hüseyin Kimdir?
Mekke Emiri olan Şerif Hüseyin (Hüseyin bin Ali), Peygamber soyundan geldiği için Şerif unvanını taşıyordu. Yıllarca Osmanlı, Şerif Hüseyin'in oğullarını (özellikle Faysal'ı) İstanbul'da rehin gibi tutarak isyan ihtimalini önlemişti — bu politikayı II. Abdülhamid uygulamıştı. Ancak II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra çocuklar serbest bırakıldı, Hicaz'a gittiler.
Mc-Mahon Anlaşması (1915-1916)
Şerif Hüseyin, İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri Sir Henry McMahon ile gizli yazışmalar başlattı. Mc-Mahon Anlaşması olarak bilinen bu yazışmalara göre:
- Şerif Hüseyin Osmanlı'ya karşı Arap isyanı çıkaracak.
- Karşılığında savaş sonrası kurulacak büyük bir Arap Krallığı'nın başına Şerif Hüseyin gelecek.
İngiliz Ajanı Lawrence (Arabistanlı Lawrence)
İngiltere bölgeye Thomas Edward Lawrence (Arabistanlı Lawrence olarak anılır) adlı ajanını gönderdi. Lawrence Arapçayı çok iyi öğrenmiş, Müslüman gibi davranmış, hatta dini ibadetleri Arap halkından daha titiz yerine getirerek inanılmaz bir etki gücü kazanmıştı. Lawrence'ın bölgedeki Arap aşiretlerini kışkırtmasıyla Şerif Hüseyin İsyanı (1916) genişledi.
Hicaz Demiryolunun Sabotajı
İsyancılar Hicaz Demiryolu'nu (II. Abdülhamid döneminde inşa edilen, İstanbul'dan Medine'ye uzanan dini-stratejik tren hattı) bombalamaya başladı. Trenlerle taşınan Osmanlı askerleri saldırıya uğradı. Mekke düştü, sadece Medine bizde kaldı.
Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa: Medine Müdafaası
Medine'de Osmanlı komutanı Fahrettin Paşa'ydı. Mekke Emiri'nin isyanı ve İngiliz desteğine rağmen Fahrettin Paşa Medine'yi 2 yıldan fazla savundu. Medine Müdafaası tarihte efsanevi bir savunma olarak yer alır:
- Çekirge Fetvası: Yiyecek bittikçe Medine'de çekirgeler yenmeye başlandı; Fahrettin Paşa "Çekirge eti serçe etine benzer, Allah için yenebilir" fetvasını çıkardı.
- Ravza-i Mutahhara'da bağlanma: Fahrettin Paşa namaz vakitleri haricinde kendini Mescid-i Nebevi'deki Peygamber Efendimiz'in kabri olan Ravza'ya zincirleyerek "buradan gitmem" sözü vermişti.
- Mondros sonrasında bile direniş: 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi imzalandığı halde Fahrettin Paşa askerlerini terhis etmedi; ancak askerleri kendisi namaz kılarken yakalayıp zorla götürdüler. Mondros sonrası bile direnen tek Osmanlı paşası Fahrettin Paşa'dır.
Kutsal Emanetlerin Kurtarılması
Fahrettin Paşa'nın belki de en kıymetli hizmeti, Mescid-i Nebevi'deki kutsal emanetleri İstanbul'a göndermesidir. Hırka-i Şerif, Sakal-ı Şerif, Naal-i Şerif (Peygamber'in ayakkabıları), Hilye-i Şerifler, sahabelerin kılıçları, Kâbe örtüleri gibi paha biçilmez eserler trenle İstanbul'a kaçırıldı. Fahrettin Paşa'nın bu öngörüsü olmasaydı, bu eserler bugün muhtemelen British Museum'da, Hermitage'da veya diğer Avrupa müzelerinde olacaktı. Bugün Topkapı Sarayı'nın Kutsal Emanetler bölümünde sergilenen eserlerin büyük kısmı Fahrettin Paşa'nın 1917-1918'deki tahliyesi sayesinde yurtta kalmıştır.
Fahrettin Paşa'nın Unvanları
Fahrettin Paşa'ya verilen unvanlar şöyledir: Çöl Kaplanı, Türk Kaplanı, Çöl Ortasında Plevne Kahramanı, Medine Müdafii. Mustafa Kemal Atatürk, Soyadı Kanunu'ndan sonra Fahrettin Paşa'ya bizzat "Türkkan" soyadını verdi. Tam adı Ömer Fahrettin Türkkan'dır.
Önemli Ayrım: "Plevne Kahramanı" üç ayrı kişi için kullanılır: (1) Asıl Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa'dır (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı). (2) Çöl Ortasında Plevne Kahramanı Fahrettin Paşa'dır (1916-1918 Medine). (3) Bunları karıştırmamak için tarih bilgisi gerekir. Osman Paşa'nın savaşı Balkanlarda, Fahrettin Paşa'nın savaşı çöl ortasında gerçekleşmiştir.
İslamcılığın Tam İflası
Şerif Hüseyin İsyanı, İslamcılık fikir akımının tamamen iflas ettiği olay olarak tarihe geçer. Müslüman Arnavutluk'un ayrılması (1912) ile ilk darbe alan İslamcılık, halife adına kutsal şehirleri yöneten bir Müslüman emirin İngilizlerle iş birliği yaparak Mekke'yi ele geçirmesiyle tamamen güvenilirliğini yitirdi. Bundan sonra Türk siyasetinde Türkçülük akımı baskın hale gelecektir.
Galiçya, Romanya ve Makedonya Cepheleri
Osmanlı Devleti, müttefiki Almanya ve Avusturya-Macaristan'a yardım etmek amacıyla üç farklı cepheye birlikler gönderdi. Bu cepheler "Yardım Cepheleri" olarak anılır:
- Galiçya Cephesi: Avusturya-Macaristan ile Rusya arasındaki cephedir. Enver Paşa, Çanakkale'den çıkan Mustafa Kemal'in 19. Tümeni'ni buraya gönderdi (uzun boylu ve seçme askerlerden oluşuyordu — Avrupa'da imaj amacıyla). Galiçya'da Osmanlı yine Ruslara karşı savaştı.
- Romanya Cephesi: Romanya 1916'da İtilaf yanında savaşa girdi. Osmanlı Almanya'ya destek için bu cepheye birlik gönderdi. Romanya hızla yenildi.
- Makedonya Cephesi: Sırp ve Yunan kuvvetleriyle, ayrıca Rus desteğiyle yapılan savaşlardır. Osmanlı asker gönderdi.
Bu üç yardım cephesinde Osmanlı kayıpları az değildir; bugün Galiçya'da, Bratislava'da, Ukrayna'da Türk şehitlikleri vardır. Şehitliklerimiz sadece Çanakkale'de değil, sınırlarımızın dışında da bulunmaktadır.
9 Cephe Konsolide Karşılaştırma Tablosu (AYT İçin Kritik)
Aşağıdaki tablo, Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'nda savaştığı 9 cepheyi tek bakışta sunar. AYT'de cephe-amaç-komutan-sonuç eşleştirmesinin sorulduğunda bu tablo birebir cevabı verir.
| Cephe | Tür | Komutan | Karşı Devlet | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Kafkas (Sarıkamış) | Taarruz | Enver Paşa (Hasan İzzet) | Rusya | Yenilgi (donma); Brest-Litovsk ile Elviye-i Selâse geri alındı |
| Kanal (Süveyş) | Taarruz | Cemal Paşa | İngiltere | Yenilgi (Romani 1916, sıcaktan kayıp) |
| Çanakkale | Savunma | Cevat Çobanlı (Deniz), Mustafa Kemal (Kara) | İngiltere, Fransa, Anzaklar | ZAFER — savaş 2 yıl uzadı, Mustafa Kemal Albay oldu |
| Hicaz-Yemen | Savunma | Fahrettin Paşa (Medine) | İngiltere + Şerif Hüseyin Arapları | Mekke düştü, Medine kurtarıldı (Mondros sonrası bile direndi) |
| Irak (Kut) | Savunma | Halil Paşa | İngiltere | Kûtulamâre ZAFERİ (29 Nisan 1916) — sonra Bağdat kaybedildi |
| Suriye-Filistin | Savunma | Cemal Paşa, Mustafa Kemal (Yıldırım Orduları) | İngiltere (Allenby) | Yenilgi (Kudüs 1917, Şam 1918); Mustafa Kemal Halep'in kuzeyinde durdu |
| Galiçya | Yardım | 15. Kolordu (Cevat Paşa) | Rusya (Avusturya yanında) | Müttefiklere destek |
| Romanya | Yardım | 6. Kolordu (Hilmi Paşa) | Romanya | Romanya hızla yenildi |
| Makedonya | Yardım | Bulgar Cephesine destek | Sırp + Yunan + Rus | Bulgaristan Selanik Mütarekesi ile çekilince son buldu |
AYT İpucu — 3 Kritik Ezber: (1) Taarruz cepheleri: Kafkas + Kanal (sadece 2 tane). (2) Toprak kazandığımız tek cephe: Kafkas (Brest-Litovsk sayesinde). (3) Zafer kazandığımız tek cephe: Çanakkale. Bu üç bilgi karıştırılmamalı; "toprak kazandığı" ile "zafer kazandığı" farklı cevaplardır!
Wilson İlkeleri ve Gizli Antlaşmalar
I. Dünya Savaşı'nın seyrini ve sonuçlarını belirleyen iki önemli diplomatik gelişme: Wilson İlkeleri ve gizli antlaşmaların ifşa edilmesi.
ABD'nin Savaşa Girişi (Nisan 1917)
1823 Monroe Doktrini'ne göre ABD, "Avrupa Avrupalılara, Amerika Amerikalılara" politikasını izliyor; Avrupa savaşlarına karışmıyordu. Bu yalnızlık politikası (İnfirat) yaklaşık 100 yıl sürmüştü. Ancak I. Dünya Savaşı'nda ABD her iki tarafa da silah satıyordu — Almanya ve İngiltere'ye. Almanya bedelini geç ödediği, İngiltere'ye sevkiyat hızlı yapıldığı için Alman denizaltıları ABD'nin İngiltere'ye giden gemilerini batırmaya başladı. ABD Başkanı Woodrow Wilson, Nisan 1917'de Almanya'ya savaş ilan etti ve İtilaf yanında savaşa girdi.
Wilson'un 14 İlkesi (8 Ocak 1918)
Wilson, savaşın sona erdirilmesi ve yeni dünya düzeninin kurulması için 14 ilkeden oluşan bir program açıkladı. Önemli ilkeler şunlardır:
- Yenen devletler, yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak.
- Gizli diplomasi/gizli antlaşmalar yapılmayacak.
- Ticaret özgürlüğü olacak; tüm boğaz ve geçitler ticarete açık olacak.
- Silahsızlanma sağlanacak.
- Sömürge sorunları halkın isteklerine göre çözülecek.
- Belçika tam bağımsız olacak (Almanya işgalinden çıkacak).
- Alsas-Loren Fransa'ya geri verilecek.
- Almanya'dan ayrılarak Polonya devleti kurulacak.
- Her ulusun kendi kaderini tayin hakkı olacak (self-determination).
- Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kurulacak.
- Madde 12 — Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türklere; azınlıkların nüfusça çoğunlukta olduğu yerler azınlıklara verilecek.
12. Madde'nin Kelime Oyunu
Wilson'un 12. maddesi görünüşte Osmanlı'nın lehine gibi gözükür: "Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türklere kalacak." Ancak ikinci kısmı dikkatlice okumak gerekir: "Azınlıkların nüfusça çoğunlukta olduğu yerler azınlıklara verilecek." Burada büyük bir kelime oyunu vardır:
- Azınlık kelimesinin sözlük anlamı: nüfusça az olan.
- Madde "azınlıkların nüfusça çoğunlukta olduğu yerler" diyor.
- Yani azınlığın bir bölgede yoğun olarak yaşayabileceği bilgisini veriyor — ki bu nüfus kontrolüyle yapay bir çoğunluk yaratılabilir.
- Mesaj şudur: "Ey azınlıklar, bir bölgeyi alabilmek için Türkleri göçe zorlayın, kendi nüfusunuzu artırın, çoğunluk olun ve halk oylamasıyla bölgeyi alın."
Bu yorumla Wilson İlkeleri, Osmanlı'da yararlı cemiyetlerin (Trakya Paşaeli, Kilikyalılar gibi) kurulmasına; aynı zamanda zararlı cemiyetlerin (Mavri Mira, Pontus, Ermeni komiteleri) faaliyet göstermesine sebep oldu — her iki taraf da kendi nüfus politikasını uygulamak için çalıştı.
Wilson İlkelerinin Sonuçları
- Savaşın bitirilmesinde etkili oldu. Yenen yeniden hiç toprak ve tazminat almayacak vaatiyle yenilen devletler bir umut buldu, savaşı bitirme isteği arttı.
- Manda ve himaye sistemi ortaya çıktı. Wilson "toprak alınmaz" dedi ama "savaş onarım bedeli" formülüyle ekonomik sömürü, "manda" formülüyle de fiilî sömürge devam etti.
- Polonya kuruldu. Bu da Versailles Antlaşması'nda Almanya'nın tepkisini çekecek ve II. Dünya Savaşı'nın önemli bir tetikleyicisi olacaktır.
- Milletler Cemiyeti kuruldu (1919). Ancak ABD, Monroe Doktrini'ne dönerek bu cemiyete üye olmadı! Türkiye 1932'de Cemiyet-i Akvam'a davetli olarak katıldı.
Gizli Antlaşmalar: Sovyet Rusya'nın "Sarı Kitap"ı
1917 Bolşevik İhtilali sonrasında iktidara gelen Sovyet hükümeti, Çarlık döneminde imzalanmış olan tüm gizli antlaşmaları "Sarı Kitap" adı altında dünyaya duyurdu. Bu kitap WikiLeaks'in 100 yıl önceki versiyonu sayılabilir. Açıklanan başlıca gizli antlaşmalar şunlardı:
| Antlaşma | Tarih | İçerik |
|---|---|---|
| İstanbul Antlaşması | Mart 1915 | İngiltere ve Fransa, Boğazları ve İstanbul'u Çarlık Rusya'ya verdi |
| Londra Antlaşması | Nisan 1915 | İtalya'ya 12 Ada ve Antalya çevresi vaat edildi; İtalya İttifak'tan ayrılıp İtilaf'a katıldı |
| Sykes-Picot Antlaşması | Mayıs 1916 | İngiltere ve Fransa Orta Doğu'yu cetvel sınırlarıyla paylaştı (bugünkü Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, İsrail sınırlarının temeli) |
| Petrograd Protokolü | 1916 | Rusya'ya Boğazlara ek olarak Doğu Anadolu Bölgesi de vaat edildi |
| Saint Jean de Maurienne Antlaşması | Nisan 1917 | İtalya'ya İzmir ve çevresi vaat edildi (Petrograd'a tepki) |
| Mc-Mahon Anlaşması | 1915-1916 | Şerif Hüseyin'e İngiltere tarafından Arap Krallığı vaat edildi |
AYT İpucu: Son yılların en sevilen sınav sorularından biri Saint Jean de Maurienne Antlaşması'dır. "İtalya'ya İzmir ve çevresinin verildiği antlaşma hangisidir?" sorusunun cevabı budur. Sykes-Picot ise Orta Doğu'nun cetvelle çizildiği antlaşma; bugünkü Suriye iç savaşının, Irak'ın bölünmesinin, İsrail-Filistin sorununun temelidir. AYT'de "Sykes-Picot'un günümüze etkisi" sorulursa cevap "Orta Doğu'da yapay sınırlardan kaynaklanan kalıcı çatışmalar"dır.
İtalya'nın Taraf Değiştirmesi
Londra Gizli Antlaşması (Nisan 1915), İtalya'nın savaşın seyrini en çok değiştiren antlaşmasıdır. İtalya, Üçlü İttifak'ın üyesiydi ama savaşın başında tarafsızlığını ilan etti. İtilaf devletleri İtalya'ya 12 Ada'nın kalıcı olarak verilmesi, Antalya çevresi ve sonradan İzmir'in vaat edilmesi karşılığında İtalya'yı saflarına çekti. İtalya, I. Dünya Savaşı'nda taraf değiştiren tek devlettir.
Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
1918 yılı, ABD'nin savaşa girmesiyle birlikte İtilaf bloğunun üstün geldiği yıldır. Bulgaristan eylül 1918'de Selanik Ateşkes Antlaşması ile çekildi; ardından Avusturya-Macaristan Villa Giusti Ateşkes Antlaşması ile, Almanya Rethondes (Rondes) Ateşkes Antlaşması ile çekildi. Osmanlı tek başına kalmıştı.
Vahdettin (VI. Mehmed) Tahta Çıkışı
Bu süreçte 3 Temmuz 1918'de V. Mehmed Reşad vefat etti, yerine kardeşi VI. Mehmed (Vahdettin) tahta çıktı. Yani Vahdettin'in saltanatı Mondros'tan sadece 3 ay önce başlamıştır. AYT'de "1. Dünya Savaşı sırasında padişah kimdir?" sorusunun yanıtı V. Mehmed Reşad'dır; ancak "Mondros'u imzalayan padişah" sorusunun yanıtı Vahdettin'dir.
Ateşkes Görüşmeleri
Osmanlı, Mütareke heyetini Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay başkanlığında Limni Adası'ndaki Mondros Limanı'na gönderdi. Heyet, İngiliz amiral Calthorpe ile Agamemnon zırhlısı'nda bir araya geldi. (Sembolik olarak: 18 Mart 1915'te Çanakkale Deniz Savaşı'nda toplanma yerleri Agamemnon zırhlısıydı; Mondros'u da aynı zırhlıda imzalamaları İngiltere'nin "intikam" jesti sayılır.) 30 Ekim 1918 akşamı 25 maddelik Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.
Mondros'un Önemli Maddeleri
- Madde 1: Çanakkale ve İstanbul Boğazları İtilaf devletlerinin geçişine açılacak.
- Madde 5: Osmanlı ordusu terhis edilecek (sınır birlikleri ve düzen koruma birlikleri hariç).
- Madde 7: İtilaf devletleri, güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek (en tehlikeli madde).
- Madde 10: Toros Tünelleri İtilaf işgalinde olacak.
- Madde 11: İran ve Kafkasya'daki Osmanlı kuvvetleri savaş öncesi sınırlarına çekilecek.
- Madde 16: Hicaz, Asir, Yemen, Suriye, Irak'taki Osmanlı garnizonları yakındaki İtilaf komutanlarına teslim olacak.
- Madde 24: Vilayet-i Sitte'de (Doğu Anadolu'nun 6 Ermeni vilayeti — Erzurum, Sivas, Bitlis, Van, Diyarbakır, Elazığ) karışıklık çıkarsa İtilaf devletleri bölgeyi işgal edebilecek.
Mondros'un Anlamı
Mondros, fiilen Osmanlı Devleti'nin sonudur. Madde 7'nin geniş yorumuyla İtilaf devletleri:
- Çanakkale-Boğaz, İstanbul-Boğaz bölgelerini işgal etti.
- İskenderun, Adana, Antep, Maraş, Urfa, Mersin'i Fransızlar işgal etti.
- İzmir'i 15 Mayıs 1919'da Yunanlılar işgal etti (Saint Jean de Maurienne'in iptaliyle İzmir Yunanistan'a vaat edildi).
- Antalya'yı İtalyanlar, Karadeniz Ereğli'sini Fransızlar, Samsun-Trabzon-Merzifon'u İngilizler işgal etti.
Madde 24 ve "Karışıklık" Bahanesi
Madde 24, en sinsi maddelerden biridir. Vilayet-i Sitte'de "karışıklık" olduğu öne sürülerek bölgenin işgal kapısı açılmıştır. Aslında Doğu Anadolu'da büyük bir karışıklık yoktu — bu maddeyle gelecekte Ermeni devleti kurma planının zemini oluşturuluyordu.
Milli Mücadele'nin Başlangıcı
Mondros Ateşkesi imzalandığı zaman Mustafa Kemal Halep'in kuzeyinde Yıldırım Orduları Grubu komutanıydı. Mondros'un imzalandığı haberini alır almaz şu meşhur sözü söyledi: "Ben tabii bir karış toprak vermem; eğer bana izin verirlerse, vermek isteyenler kendileri verirler." Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışıyla başlayacak olan Milli Mücadele'nin ön kapısı, fiilen Mondros'la açılmıştır.
Sıkça Karıştırılan: Mondros bir Ateşkes Antlaşmasıdır, Sevr ise Barış Antlaşmasıdır. AYT'de bu ikisi sıkça karıştırılır. Ateşkes savaşı durdurur, barış antlaşması sınırları/şartları kalıcı olarak belirler. Almanya: Rondes (Ateşkes) → Versailles (Barış). Osmanlı: Mondros (Ateşkes) → Sevr (Barış, ancak hiç onaylanmadı, yerini Lozan aldı).
I. Dünya Savaşı'nın Genel Sonuçları
- Dört imparatorluk parçalandı: Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Çarlık Rusya, Almanya.
- Avusturya-Macaristan ikiye ayrıldı: Avusturya ve Macaristan ayrı devletler oldu.
- Yeni devletler kuruldu: Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyeti.
- Üç ülkede rejim değişti: Almanya'da Nazizm (Hitler), İtalya'da Faşizm (Mussolini), Rusya'da Komünizm (Stalin) — bu rejimler II. Dünya Savaşı'nın temellerini atacak.
- 10 milyona yakın insan hayatını kaybetti.
- Sivil Savunma teşkilatları ilk kez kuruldu.
- Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kuruldu (1919).
- İlk defa savaş uçağı, denizaltı, tank ve kimyasal silah savaşta kullanıldı.
- Manda ve himaye sistemi ortaya çıktı.
- Petrol stratejik açıdan en önemli ham madde haline geldi.
Ateşkes Antlaşmaları Tablosu
| Devlet | Ateşkes Antlaşması | Tarih |
|---|---|---|
| Bulgaristan | Selanik | 29 Eylül 1918 |
| Osmanlı | Mondros | 30 Ekim 1918 |
| Avusturya-Macaristan | Villa Giusti | 3 Kasım 1918 |
| Almanya | Rethondes (Rondes) | 11 Kasım 1918 |
Önemli ipucu: AYT'de "Aşağıdakilerden hangisi I. Dünya Savaşı sonunda yapılan ateşkes antlaşmalarına örnektir?" sorusu sıkça gelir. Cevap içinde Mondros, Selanik, Villa Giusti, Rondes bulunur. Versailles, Sevr, Saint Germain, Trianon, Neuilly ise Barış antlaşmalarıdır.
Çözümlü AYT Örnekleri
Bu bölümde XX. yüzyıl başlarında Osmanlı konusunun AYT'de en sık çıkan kalıplarından çözümlü örnekleri inceleyeceğiz.
Örnek 1 — Mustafa Kemal'in Cephe Yolculuğu
Soru: Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşı sürecinde komutan olarak görev yaptığı cephelerin kronolojik sırası aşağıdakilerden hangisidir?
A) Suriye-Filistin → Çanakkale → Doğu Cephesi
B) Çanakkale → Doğu Cephesi → Suriye-Filistin
C) Doğu Cephesi → Çanakkale → Suriye-Filistin
D) Çanakkale → Suriye-Filistin → Doğu Cephesi
E) Doğu Cephesi → Suriye-Filistin → Çanakkale
Çözüm: Mustafa Kemal 1915'te Çanakkale'de Yarbay olarak Anafartalar Kahramanı oldu. Çanakkale sonrası 1916'da Diyarbakır'a tayin edildi, Tuğgeneral oldu, Muş ve Bitlis'i geri aldı (Doğu Cephesi). 1917-1918'de Suriye-Filistin Cephesi'nde Yıldırım Orduları içinde 7. Ordu komutanı olarak görev yaptı. Doğru sıralama: Çanakkale → Doğu → Suriye-Filistin. Cevap: B
Örnek 2 — Antlaşma-Cephe Eşleştirmesi
Soru: Aşağıdaki antlaşmalardan hangisi Kafkas Cephesi'ni kapatan ve Osmanlı'ya Elviye-i Selâse'yi geri kazandıran antlaşmadır?
A) Mondros
B) Brest-Litovsk
C) Sevr
D) Uşi
E) Bükreş
Çözüm: 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile Sovyet Rusya 1878'den beri elinde bulunan Kars, Ardahan ve Batum (Elviye-i Selâse) illerini Osmanlı'ya geri verdi. Bu antlaşma Kafkas Cephesi'ni resmen kapadı. Cevap: B
Örnek 3 — Komutan-Unvan Eşleştirmesi
Soru: "İstanbul'u kurtaran birinci kişi" ve "18 Mart Kahramanı" unvanları aşağıdakilerden hangisine aittir?
A) Enver Paşa
B) Mustafa Kemal
C) Cevat Çobanlı
D) Halil Paşa
E) Fahrettin Paşa
Çözüm: Cevat Çobanlı (Cevat Paşa), 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi'nin müstahkem mevki komutanıdır. Nusret Mayın Gemisi'ne 26 mayın döşetmiş, Bouvet ve Ocean gemilerinin batırılmasına yol açmıştır. Eğer Çanakkale aşılsaydı sıradaki hedef İstanbul olacaktı; bu nedenle "İstanbul'u kurtaran birinci kişi" unvanı verilmiştir. Cevap: C
Örnek 4 — Türk Sebatı ve İngiliz İnadı
Soru: Halil Paşa askerlerine yayınladığı beyannamede, "Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vaka Çanakkale'de, ikincisi ise burada gerçekleşmiştir" demiştir. Halil Paşa'nın bahsettiği ikinci vaka aşağıdaki cephelerden hangisinde gerçekleşmiştir?
A) Kanal Cephesi
B) Suriye-Filistin Cephesi
C) Hicaz-Yemen Cephesi
D) Irak Cephesi
E) Kafkas Cephesi
Çözüm: Halil Paşa'nın bu beyannamesi 29 Nisan 1916 Kûtulamâre Zaferi sonrasında yayınlanmıştır. Kûtulamâre Irak Cephesi'nde gerçekleşmiştir. Cevap: D
Örnek 5 — İtalya'nın İzmir İddiası
Soru: I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli antlaşmalardan hangisinde İzmir ve çevresi İtalya'ya verilmiştir?
A) Sykes-Picot
B) Londra
C) Petrograd Protokolü
D) Saint Jean de Maurienne
E) Mc-Mahon
Çözüm: Saint Jean de Maurienne Antlaşması (Nisan 1917), İtalya'nın Petrograd Protokolü'ne tepkisi olarak imzalandı. Bu antlaşmayla İzmir ve çevresi İtalya'ya vaat edildi. Ancak 1919 Paris Barış Konferansı'nda İngiltere ve Fransa, bu vaadi iptal edip İzmir'i Yunanistan'a verdi — bu, Saint Jean de Maurienne'in günümüz Türk-İtalyan ilişkileri açısından da önemli bir tarihsel referans noktasıdır. Cevap: D
Örnek 6 — Doğu Trakya'nın Kaderi
Soru: Aşağıdakilerden hangisi Balkan Savaşları sonunda Osmanlı Devleti'nin kaybettiği topraklardan biri değildir?
A) Selanik
B) Doğu Trakya
C) Arnavutluk
D) Batı Trakya
E) Ege Adaları
Çözüm: Doğu Trakya 1. Balkan Savaşı'nda kaybedildi (Londra Antlaşması), ancak 2. Balkan Savaşı'nda Enver Paşa tarafından geri alındı. Soruda "Balkan Savaşları" (çoğul ek!) kullanıldığı için 1. ve 2. savaşlar birlikte düşünülür; Doğu Trakya geri alındığı için kaybedilen topraklar arasında yer almaz. Cevap: B
Örnek 7 — Padişah Soruları
Soru: I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti'nin tahtında bulunan padişah aşağıdakilerden hangisidir?
A) II. Abdülhamid
B) V. Murad
C) V. Mehmed Reşad
D) VI. Mehmed (Vahdettin)
E) Sultan Abdülaziz
Çözüm: Yaygın algının aksine, I. Dünya Savaşı başladığında (1914) ve büyük çoğunluğu boyunca Osmanlı padişahı V. Mehmed Reşad'dır (1909-1918). Vahdettin (VI. Mehmed) ancak 3 Temmuz 1918'de tahta çıkmıştır — yani Mondros'tan sadece 4 ay önce. Bu nedenle "1. Dünya Savaşı padişahı kim?" sorusunda Vahdettin yanlıştır, doğru cevap V. Mehmed Reşad'dır. Cevap: C
Sıkça Karıştırılanlar ve KPSS'de Sık Çıkan Bilgiler
Bu bölümde XX. yüzyıl başları konusunda AYT'de en sık karıştırılan bilgileri ve sınavda çıkma olasılığı yüksek detayları topluyoruz.
Sıkça Karıştırılan İkililer
| Konu | A — Bilgi 1 | B — Bilgi 2 |
|---|---|---|
| Cephe karşılaştırması | Sarıkamış (1914) — Enver Paşa, donma faciası, Kafkas | Kûtulamâre (1916) — Halil Paşa, zafer, Irak |
| Sıcak vs Soğuk Cephe | Sarıkamış — soğuktan/donmaktan ölüm | Romani — sıcaktan/koleradan ölüm |
| "Plevne" Lakaplı | Plevne Kahramanı — Gazi Osman Paşa (1877-78) | Çöl Ortasında Plevne Kahramanı — Fahrettin Paşa (Medine) |
| Çanakkale İki Aşaması | Deniz Savaşı (18 Mart 1915) — Cevat Çobanlı, Nusret, Seyit | Kara Savaşı (Nisan 1915 - Ocak 1916) — Mustafa Kemal, Anafartalar |
| Bakü Fatihi vs Edirne Fatihi | Bakü Fatihi — Nuri Paşa (1918) | Edirne Fatihi — Enver Paşa (1913) |
| Mondros vs Sevr | Mondros (30 Ekim 1918) — Ateşkes Antlaşması | Sevr (10 Ağustos 1920) — Barış Antlaşması (onaylanmadı) |
| 1 Balkan vs 2 Balkan | 1. Balkan: Karadağ ilk saldırdı, Osmanlı kaybetti | 2. Balkan: Bulgaristan'a karşı 4 devlet, Osmanlı Doğu Trakya'yı geri aldı |
| Padişah karıştırması | Savaş sırasında: V. Mehmed Reşad (1909-1918) | Mondros'u imzalayan: VI. Mehmed Vahdettin (1918-1922) |
"İlk"ler ve Tarihsel Kayıtlar
- İlk savaş uçağı kullanımı: Trablusgarp Savaşı (1911-1912) — İtalya tarafından.
- İlk denizaltı, tank, kimyasal silah kullanımı: I. Dünya Savaşı.
- Meclis kararıyla tahttan indirilen ilk padişah: II. Abdülhamid (1909).
- Bir padişahın yetkilerinin yasal olarak ilk defa sınırlandığı belge: 1808 Sened-i İttifak (önceki konu); ancak 1909 Kanun-i Esasi değişikliği bu sınırlamayı sistemleştirdi.
- Osmanlı'dan ayrılan son Balkan ülkesi: Arnavutluk (28 Kasım 1912).
- I. Dünya Savaşı'nda taraf değiştiren tek devlet: İtalya.
- I. Dünya Savaşı'ndan ilk çekilen devlet: Japonya.
- Hilafet bir antlaşma maddesinde ikinci defa kullanıldı: 1912 Uşi (Birincisi 1774 Küçük Kaynarca).
- Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı vakalar: 1. Çanakkale (1915), 2. Kûtulamâre (1916).
Komutan-Cephe Hızlı Eşleştirme
| Komutan | Cephe / Olay | Unvan |
|---|---|---|
| Enver Paşa | Sarıkamış (1914), 2. Balkan | Edirne Fatihi, Harbiye Nazırı, Başkomutan Vekili |
| Cemal Paşa | Kanal Cephesi, Suriye-Filistin | Bahriye Nazırı, 4. Ordu Komutanı |
| Cevat Çobanlı | Çanakkale Deniz Savaşı (18 Mart 1915) | 18 Mart Kahramanı, İstanbul'u Kurtaran Birinci Kişi |
| Mustafa Kemal | Çanakkale Kara, Doğu, Suriye-Filistin | Anafartalar Kahramanı (1915) |
| Halil Paşa | Irak Cephesi, Kûtulamâre | Kûtulamâre Kahramanı, "Kut" soyadı |
| Fahrettin Paşa | Hicaz-Yemen, Medine Müdafaası | Çöl Kaplanı, Türk Kaplanı, "Türkkan" soyadı |
| Nuri Paşa | Kafkas İslam Ordusu, Bakü'nün alınması (1918) | Bakü Fatihi |
| Hüseyin Rauf Orbay | Balkan Savaşları, Hamidiye kruvazörü; Mondros | Hamidiye Kahramanı |
| Hasan İzzet Paşa | Kafkas Cephesi (Sarıkamış öncesi) | Önceki Kafkas Cephesi komutanı (görevden alındı) |
| Süleyman Askerî Bey | Irak Cephesi (Selman-ı Pak öncesi) | İlk Irak komutanı (intihar etti) |
| Mahmud Şevket Paşa | Hareket Ordusu Komutanı (1909) | Sadrazam (Bab-ı Âli sonrası, 1913 suikastla öldürüldü) |
AYT İpucu — Genel Strateji: Bu üniteden çıkan soruyu yapabilmek için üç tablo ezberlenmelidir: (1) Komutan-Cephe-Unvan tablosu, (2) Cephe-Amaç-Sonuç tablosu, (3) Antlaşma-Tarih-Sonuç tablosu. Bu üç tablo doğru ezberlenmiş bir aday, sınavda gelen 2-3 soruyu çok yüksek olasılıkla yapar. Detaylar (Bomba Sırtı, Çekirge Fetvası, Anzak Koyu gibi) ise ek soruda fark yaratır.
Önceki Konu ile Bağlantı
Bu konuyu daha iyi anlamak için Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1792-1909) konusunu okumanızı öneririz. 1909 Kanun-i Esasi değişikliği, 31 Mart Vakası, Hareket Ordusu, II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi gibi konuların temelleri dağılma dönemi konusunda ele alınmıştır. Sonraki adım olarak Mondros'tan TBMM'ye — Milli Mücadele konusu, bu ünitenin doğal devamıdır.
Bu Makaleden
Anahtar Bilgiler
- XX. yüzyıl başları 1909-1918 arası dönemi kapsar. Padişah V. Mehmed Reşad'dır (1909-1918); Vahdettin/VI. Mehmed sadece son üç ay tahttadır.
- 1909 Kanun-i Esasi değişikliğiyle padişahın yetkileri sınırlandırılmış, II. Abdülhamid Selanik Alatini Köşkü'ne sürgün edilmiştir.
- Trablusgarp Savaşı (1911-1912): İtalya'nın sömürgecilik amacıyla saldırısı, Mustafa Kemal ile Enver Bey'in takma adlarla bölgeye geçişi, Uşi Antlaşması (1912) ile Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakıldı.
- I. Balkan Savaşı (1912-1913): Karadağ'ın ilk saldırısı, dört Balkan devletinin ortak harekâtı, Bulgar ordularının Çatalca'ya kadar gelmesi, Londra Antlaşması ile Midye-Enez hattı sınır oldu — Osmanlıcılığın iflası.
- Bab-ı Âli Baskını (23 Ocak 1913): Enver-Talat-Cemal Paşa'lar Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa hükümetini devirdi, İttihat ve Terakki tek hâkim güç haline geldi.
- II. Balkan Savaşı (1913): Bulgaristan'a karşı diğer dört devlet birleşti, Osmanlı Doğu Trakya'yı geri aldı, Enver Paşa'ya Edirne Fatihi unvanı verildi.
- I. Dünya Savaşı'nın kıvılcımı 28 Haziran 1914 Saraybosna Suikastı'dır — Sırp Gavrilo Princip Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand'ı öldürdü.
- Üçlü İttifak: Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya. Üçlü İtilaf: İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya. İtalya savaşta taraf değiştiren tek devlettir.
- Osmanlı 11 Kasım 1914'te Yavuz (Goeben) ve Midilli (Breslau) gemilerinin Karadeniz'de Rus limanlarını bombalamasıyla savaşa girdi; V. Mehmed Reşad Cihad-ı Mukaddes ilan etti.
- Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914): Enver Paşa'nın Hasan İzzet Paşa'nın itirazına rağmen başlattığı kış harekâtı; Allahuekber Dağları'nda büyük facia.
- Çanakkale Deniz Zaferi (18 Mart 1915): Cevat Çobanlı (18 Mart Kahramanı, İstanbul'u kurtaran birinci kişi), Nusret Mayın Gemisi, Seyit Onbaşı.
- Anafartalar Kara Muharebeleri (Ağustos 1915): Yarbay Mustafa Kemal — Anafartalar Kahramanı unvanı, Albay rütbesi, "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" emri, 9 Ocak 1916 İtilaf çekildi.
- Kûtulamâre Zaferi (29 Nisan 1916): Halil Paşa, General Townshend'in 13.300 erle teslim olması — Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı ikinci vaka; Halil Paşa'ya Kut soyadı verildi.
- Medine Müdafaası: Fahrettin Paşa, Şerif Hüseyin İsyanı ve İngiliz baskısına rağmen Mondros sonrasında bile direndi; Mustafa Kemal kendisine Türkkan soyadını verdi.
- Brest-Litovsk Antlaşması (3 Mart 1918): Bolşevik İhtilali sonrası Sovyet Rusya ile imzalandı; Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) Osmanlı'ya geri verildi.
- Bakü Fatihi Nuri Paşa (Killigil) komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Ermenilerin Mart 1918'de Azerbaycan Türklerine karşı yaptığı katliamı durdurdu, 15 Eylül 1918'de Bakü'yü aldı.
- Wilson İlkeleri (8 Ocak 1918, 14 madde): Yenen devletler yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak, gizli antlaşmalar yapılmayacak, Milletler Cemiyeti kurulacak, manda-himaye sistemi (savaş tazminatı yerine "savaş onarım bedeli" formülü), Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türklere kalacak.
- Gizli Antlaşmalar: Sykes-Picot (1916, İngiliz-Fransız Orta Doğu paylaşımı), Saint Jean de Maurienne (1917, İzmir ve çevresinin İtalya'ya), Petrograd Protokolü (Boğazlar Rusya'ya), Londra (1915, İtalya'nın taraf değiştirdiği). Sovyet Rusya bunları "Sarı Kitap" ile dünyaya duyurdu.
- Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918): 25 madde, ordu terhis, Boğazlar açık, stratejik bölgelerin İtilaf işgaline açılması — fiilen Osmanlı'nın savaşı bitirmesi ve Milli Mücadele'nin başlangıcı.
- Komutan-cephe eşleştirmesi: Enver Paşa-Sarıkamış, Cemal Paşa-Kanal/Suriye-Filistin, Cevat Çobanlı-Çanakkale Deniz, Mustafa Kemal-Çanakkale Kara, Halil Paşa-Irak/Kûtulamâre, Fahrettin Paşa-Medine, Nuri Paşa-Bakü.
Sıkça Sorulanlar
Bu konuda merak edilenler
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya (1909-1918) konusu AYT sınavında çıkar mı?
Evet, XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya (1909-1918) konusu AYT sınav müfredatında yer almaktadır. SoruCozme'de bu konu için ücretsiz konu anlatımı bulunmaktadır; test seti hazır olduğunda aynı sayfadan erişilebilir.
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya (1909-1918) konusunda test çözebilir miyim?
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya (1909-1918) konu anlatımı ücretsiz olarak yayındadır. Bu konuya özel test seti hazır olduğunda aynı sayfadan teste geçiş bağlantısı gösterilecektir.
SoruCozme'de kaç soru ve kaç konu var?
SoruCozme platformunda 16.000+ soru ve 474 konu bulunmaktadır. KPSS, DGS, YDS, TYT, Ehliyet, İngilizce ve Açık Öğretim sınavlarına yönelik tüm içerikler ücretsizdir.
İlgili Video Anlatımları
Bu konunun videosu henüz hazır değil; benzer Tarih konularını izleyebilirsin.



