İçindekiler · 15 Bölüm
YDS'de Adjective/Adverb Sorularının Yeri ve Puan Ağırlığı
YDS sınavında adjective (sıfat) ve adverb (zarf) konusu, tek başına bir gramer başlığı olmaktan çok bir seçim grameridir. Cümle içinde boşluk sıfat ister mi yoksa zarf mı? Karşılaştırma yapısı kuruluyorsa hangi bağlayıcı (than, as, that) gelir? Comparative önüne hangi yoğunlaştırıcı (much, far, a lot) yakışır, superlative önüne hangisi (by far, quite)? Bu soruların cevabı, sınavın 3-5 boşluğunu doğrudan etkiler.
| YDS Bölümü | Adjective/Adverb Görünümü | Tipik Soru Tipi |
|---|---|---|
| Cümle tamamlama (1-7) | Doğrudan boşluk: more / as / the most / so / such / too / enough | "more X than Y" vs "as X as Y", "so adj that" vs "such adj noun that" |
| Cloze test (15-24) | Genellikle 1 boşluk; bağlam içi karşılaştırma kurma | Comparative intensifier seçimi (much, far, by far, increasingly) |
| Restatement / paraphrase | İki cümle arasında comparative ↔ as ... as ↔ the same dönüşümü | "X is heavier than Y" ↔ "Y is not as heavy as X" paralel |
| Paragraf okuma | Akademik metinlerde yoğun karşılaştırma + niteleme | "The most likely explanation", "increasingly difficult" gibi kalıpları doğru çevirmek |
| Çeviri (cevirmen) | "Daha", "kadar", "öyle ki", "kadar ki" gibi yapıların İngilizce karşılıkları | "yeteri kadar", "aşırı çok", "çok daha" gibi yoğunluk farklarını şıklarda ayırt etmek |
YDS İpucu: Bir adaya "adjective/adverb sorusu" denildiğinde aklına yalnızca -ly takısı gelir. Oysa YDS'de bu konunun gerçek soruları comparative-superlative yapıları, eşit karşılaştırma kalıpları ve so/such/too/enough dağılımı üzerine kuruludur. Sınav anında "boşluk öncesi/sonrası ne var?" sorusu, doğru yapıyı anında belirler.
Konuya Üç Pencere — Ayrım, Yapı, Yoğunlaştırıcı
YDS'de adjective/adverb sorularına üç farklı açıdan bakmak başarıyı artırır:
- Ayrım yaklaşımı: Boşluk sıfat mı zarf mı istiyor? Önündeki / arkasındaki kelime ne? İsim varsa sıfat, fiil-sıfat-zarf-cümle varsa zarf gelir. Bu yaklaşım en hızlı eleme aracıdır.
- Yapı yaklaşımı: Cümlede than varsa comparative, as ... as varsa eşitlik, the most / -est varsa superlative, that klozu varsa so / such, to V1 varsa too / enough. Yapısal ipucu doğrudan grubu belirler.
- Yoğunlaştırıcı yaklaşımı: Comparative önünde much / far / a lot / a bit / even gelir; superlative önünde by far / quite / very gelir. Bu iki grubu karıştırmak puan kaybettirir.
Sınavda bu üç yaklaşımı sırayla uygulamak çoğu soruyu 30 saniyenin altına indirir: önce yapı (than mı, as mı, that mı?), sonra ayrım (sıfat mı, zarf mı?), en sonda yoğunlaştırıcı (much mı, by far mı?).
Adjective ve Adverb Nedir? — Temel Ayrım
Adjective (sıfat), bir ismi niteleyen veya belirten kelimedir. Sıfatlar bir ismin rengini, boyutunu, niteliğini, sayısını veya durumunu tanımlar. Türkçedeki sıfat kategorisinin tam karşılığıdır; tek bir sorunun cevabını verir: "nasıl / ne tür / hangi / kaç tane / ne boyutta?".
- The diligent researcher published a groundbreaking study. — "diligent" (titiz) ve "groundbreaking" (çığır açan) iki sıfat; ikisi de ismi niteliyor.
- The car is expensive. — "expensive" araba ismini niteliyor; linking verb sonrasında geldi.
Adverb (zarf) ise dört farklı hedefi niteleyebilir: fiili, sıfatı, başka bir zarfı veya tüm cümleyi. Bir eylemin nasıl, ne zaman, nerede, hangi sıklıkta veya ne derecede gerçekleştiğini söyler.
- He drives slowly. — "slowly" fiili (drives) niteler. Nasıl sürüyor? Yavaş.
- This explanation is extremely clear. — "extremely" sıfatı (clear) niteler. Ne kadar açık? Aşırı.
- She speaks English remarkably well. — "remarkably" başka bir zarfı (well) niteler.
- Frankly, I disagree with the conclusion. — "frankly" tüm cümleye atıfta bulunur ve konuşucunun tavrını verir.
Altın Kural: Sıfatlar sadece ismi niteler; zarflar isim dışında her şeyi (fiil, sıfat, zarf, cümle) niteler. Boşluğun hemen yanına ne geldiğine bakmak çoğu zaman bu ayrımı saniyeler içinde yapar.
Sıfatın Cümle İçindeki İki Tipik Konumu
- Attributive kullanım — İsmin hemen önünde: a beautiful woman, an expensive car, the diligent researcher.
- Predicative kullanım — Linking verb (be, seem, become, feel, look, sound, taste, smell, remain, appear, get) sonrasında: The idea seems interesting., He became famous overnight., You look tired., The soup tastes delicious.
Linking verb sonrasında sıfat geldiğinde fiil bir iş-oluş-hareket bildirmez; özneyi tanımlar. Aynı fiil bir eylem bildiriyorsa zarf alır:
- She looked careful. — "Dikkatli görünüyordu" (linking verb + sıfat).
- She looked at the document carefully. — "Belgeye dikkatlice baktı" (eylem + zarf).
-ly Eki ile Adverb Türetimi ve İstisna Tuzakları
İngilizcede pek çok adverb, karşılığı olan sıfatın sonuna -ly eklenerek kurulur. Bu en düzenli yoldur ve YDS'de seçenek elemenin temel mekanizmasıdır. Ancak istisnaların listesi kritiktir; çünkü -ly ekli bir kelimenin daima zarf, eki olmayanın daima sıfat olduğunu sanmak en sık yapılan hatadır.
Düzenli Türetim: adjective + -ly → adverb
- careful → carefully (dikkatli → dikkatle)
- slow → slowly (yavaş → yavaşça)
- quick → quickly (hızlı → hızlıca)
- sudden → suddenly (ani → aniden)
- extreme → extremely (aşırı → aşırı derecede)
- increasing → increasingly (artan → giderek artarak)
- significant → significantly (önemli → önemli ölçüde)
İstisna 1: Sıfat ile Zarfı Aynı Olan Kelimeler
Bir grup kelime, sıfat ve zarf hâlinde aynı yazılır; -ly almaz. fastly diye bir kelime İngilizcede yoktur.
| Sıfat = Zarf | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| fast / fast | hızlı / hızlıca | He runs fast. |
| hard / hard | zor, sıkı / sıkı bir şekilde | She works hard every day. |
| early / early | erken / erkenden | The flight arrived early. |
| late / late | geç / geç vakitte | He came home late. |
| high / high | yüksek / yüksekten | The bird flew high above the trees. |
| near / near | yakın / yakından | Don't come too near. |
| deep / deep | derin / derinden | The miners dug deep into the rock. |
İstisna 2: -ly Eklenince Anlam Tamamen Değişen Kelimeler
Bu YDS'nin altın çeldiricisidir. Kelimenin -ly'siz hâli ile -ly'li hâli farklı anlamlara gelir.
| Kelime | -ly'siz Anlam | -ly'li Anlam |
|---|---|---|
| hard / hardly | sıkı bir şekilde, zorlu | neredeyse hiç (= barely, scarcely) |
| late / lately | geç (saat olarak) | son zamanlarda, yakın zamanda (= recently) |
| near / nearly | yakın (mesafe) | neredeyse, hemen hemen (= almost) |
| high / highly | yüksekten, yukarıda | son derece, çok (= extremely, very) |
| deep / deeply | derinden, fiziksel derinlik | derinden, mecazi — duygu için (deeply moved) |
| good / well | iyi (sıfat) | iyi bir şekilde (zarf hâli) |
Dikkat: "He hardly studied for the exam" cümlesi "Sınav için sıkı çalıştı" demez; tam tersine "neredeyse hiç çalışmadı" anlamına gelir. Bu kelimeyi hard ile karıştırmak cümlenin anlamını tersine çevirir. YDS'de cevabı doğrudan değiştirebilecek bir tuzaktır.
İstisna 3: -ly Bittiğine Bakma — Sıfatlar da Var
Bazı sıfatlar -ly ile biter ama kendileri sıfattır, zarf değil. Bunlardan bir kısmı (friendly, lovely, lonely, costly, deadly, weekly) kendine özgü bir tarzda kullanılır ve zarf hâline dönüştürülemez.
- She has a friendly personality. ("friendly" sıfattır; "friendlily" diye bir adverb yoktur.)
- It was a lovely evening. ("lovely" sıfattır.)
- The decision was costly for the company. ("costly" sıfattır.)
- The disease is deadly. ("deadly" sıfattır; "in a deadly manner" diye söylemek gerekir.)
Royal Order — Sıfatların Cümle İçindeki Sırası
Bir ismin önüne birden fazla sıfat geldiğinde, bunların belirli bir sırada dizilmesi beklenir. Royal order denen bu kural, akademik dilde ve YDS'nin paragraf bölümlerinde sıkça karşımıza çıkar; doğrudan boşluk sorusu olmasa bile sıfatların sırasını yanlış kuran şıklar elenebilir.
| Sıra | Tip | Örnek |
|---|---|---|
| 1 | Opinion (görüş) | beautiful, ugly, intelligent, boring |
| 2 | Size (boyut) | big, small, tiny, enormous |
| 3 | Age (yaş) | old, young, ancient, modern |
| 4 | Shape (şekil) | round, square, triangular |
| 5 | Color (renk) | red, blue, dark, pale |
| 6 | Origin (köken) | Turkish, Italian, Asian |
| 7 | Material (malzeme) | wooden, plastic, golden, leather |
| 8 | Purpose (amaç) | writing (desk), sleeping (bag), running (shoes) |
Doğru kullanım örneği: a beautiful small old round red Italian wooden writing desk (görüş + boyut + yaş + şekil + renk + köken + malzeme + amaç + isim). Pratikte bir cümlede 3-4 sıfattan fazlası nadiren bir araya gelir; sıralamayı bozan kombinasyonlar kulağa "yanlış" gelir ve YDS şıklarında bu yanlışlık eleme aracı olur.
YDS İpucu: Sınavda doğrudan "şu sıfatları doğru sıralayın" sorusu nadiren görülse de paragraflarda a small wooden box yerine a wooden small box gibi yanlış sıralı şıkları otomatik elemek gerekir. "Renk + malzeme + isim" doğru, "malzeme + renk + isim" yanlış kabul edilir.
Fiilden Türeyen Sıfatlar: -ing ve -ed Ayrımı
Bazı fiiller, hem -ing hem -ed alarak iki ayrı sıfata dönüşür. Aralarındaki anlam farkı YDS'nin sık sorduğu noktadır:
- -ing eki: etkileyen / harekete sebep olan taraftan bahseder. The film is boring. (Film sıkıcıdır — etkileyen.)
- -ed eki: etkilenen / harekete maruz kalan taraftan bahseder. I am bored. (Sıkılıyorum — etkilenen.)
Aynı mantık interesting / interested, amazing / amazed, exciting / excited, tiring / tired, frustrating / frustrated, shocking / shocked çiftlerinde de geçerlidir.
Comparative — Karşılaştırma Yapısı (er / more + than)
Comparative, iki şeyi karşılaştırırken kullanılır. "Daha hızlı, daha güzel, daha pahalı" gibi ifadelerin İngilizcedeki karşılığıdır. Yapı, sıfatın hece sayısına göre iki yoldan birini takip eder.
Kuralı: Tek/İki Heceli vs Çok Heceli
- Tek heceli sıfatlar: sona -er takısı eklenir. fast → faster, tall → taller, cheap → cheaper, big → bigger (sondaki ünsüz çiftleşir).
- İki heceli, -y ile bitenler: y düşer, -ier eklenir. happy → happier, easy → easier, busy → busier.
- Çok heceli sıfatlar: önüne more getirilir. expensive → more expensive, difficult → more difficult, important → more important.
Sık Yapılan Hata: "more easier" veya "more bigger" yanlıştır. more ve -er takısı ikisi de "daha" anlamı verdiği için aynı anda kullanılamazlar. Sınavda bu tarz şıklar (More fastier, more harder gibi) otomatik elenir.
Comparative'in Tipik Yapısı: X is more/-er than Y
| Türkçe | İngilizce |
|---|---|
| Berlin Paris'ten daha büyüktür. | Berlin is bigger than Paris. |
| Bu kitap diğerinden daha pahalıdır. | This book is more expensive than the other one. |
| İspanyol ekonomisi hükümetin beklediğinden daha hızlı büyüdü. | The Spanish economy grew more rapidly than the government had expected. |
Düzensiz Comparative Formları
Bazı sıfatlar -er veya more ile karşılaştırılmaz; kendine özgü formları vardır. Bunlar YDS'de sık geçer:
| Sıfat | Comparative | Superlative |
|---|---|---|
| good (iyi) | better | the best |
| bad (kötü) | worse | the worst |
| far (uzak) | farther / further | the farthest / the furthest |
| little (az) | less | the least |
| many / much (çok) | more | the most |
YDS İpucu: farther sadece fiziksel mesafe için kullanılır; further hem fiziksel mesafe hem de "ek olarak, daha fazla" anlamında kullanılır. Akademik metinlerde further research (daha fazla araştırma) gibi kalıplarda further tercih edilir.
"Than" Her Zaman Gerekli Mi?
Karşılaştırma yapısında than kullanmak karşılaştırılan iki tarafın aynı cümlede olduğu durumlarda zorunludur. Tarafları iki ayrı cümlede verirsen than'a gerek yoktur:
- Mehmet is cleverer than Ali. (İki taraf aynı cümlede → than zorunlu.)
- Ali is clever. Mehmet is cleverer. (İki ayrı cümle → than yok, sorun değil.)
Sayısal ifadelerde more than doğrudan rakamın önüne gelir; arada başka bir kelimeye gerek yoktur:
- More than 5,000 illegal phones were registered.
- More than 16% of the population voted.
- The book has been read by more than 9,000 people.
Comparative Yoğunlaştırıcıları — Much, Far, A Lot, A Bit
Comparative yapısının önüne yoğunluk veya azaltma anlamı veren intensifier kelimeleri gelir. Türkçedeki "çok daha", "biraz daha", "epey daha" gibi ifadelerin İngilizcedeki karşılıklarıdır. YDS'de comparative içeren bir boşluğun önünü dolduran kelime bu gruptan seçilir.
"Çok Daha" Anlamında Yoğunlaştırıcılar
| Yoğunlaştırıcı | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| much | çok daha | much easier, much more important |
| far | çok daha (vurgulu) | far better, far more impressive |
| a lot | çok daha (günlük) | a lot cheaper, a lot more interesting |
| significantly | önemli ölçüde daha | significantly higher, significantly more accurate |
| considerably | epeyce daha | considerably warmer, considerably less expensive |
| even | daha bile | even more difficult, even faster |
| rather | oldukça daha | rather more reliable, rather faster |
"Biraz Daha" Anlamında Yoğunlaştırıcılar
- a bit: a bit more careful, a bit cheaper
- a little: a little more comfortable, a little later
- slightly: slightly higher, slightly more difficult
"Artık Değil" Anlamı: No more
No more "artık daha fazla değil, artık olmayacak" anlamı verir; "I will love you no more" → "Artık seni sevmeyeceğim".
Dikkat: Bu yoğunlaştırıcılar yalnızca comparative önünde kullanılır. Superlative önünde by far, quite, very tercih edilir. much the most yanlış, by far the most doğrudur.
Yoğunlaştırıcılar Yalnızca Mor Önünde Değil; Er Önünde de
Yoğunlaştırıcılar more ile sınırlı değildir; -er takılı kelimelerin önüne de gelir:
- much easier (çok daha kolay)
- far cheaper (çok daha ucuz)
- a lot faster (çok daha hızlı)
- a bit harder (biraz daha zor)
Superlative — Üstünlük (the + est / the most)
Superlative, üç veya daha fazla şey arasından birinin en üst düzeyde olduğunu söyler. Türkçedeki "en hızlı, en güzel, en zor" gibi ifadelere karşılık gelir.
Yapısı
- Tek/iki heceli sıfatlar: sona -est takısı, başına the getirilir. the slowest, the biggest, the easiest
- Çok heceli sıfatlar: önüne the most getirilir. the most expensive, the most important, the most challenging
Superlative + of / in / among
Superlative'den sonra "neyin en üstünü?" sorusunun cevabını veren preposition'lar gelir:
- in: bir bütünün içinde — The most attractive city in Turkey, the tallest building in the world
- of: bir grup veya küme arasında — The most expensive of the three cars, the best of all options
- among: bir grup içinde — The most popular among students
YDS İpucu: Cümlede of, in, among veya one of gördüğünüzde otomatik olarak superlative düşünün. Bu preposition'lar superlative'in habercisi gibidir. Cümle başında Of all the reasons, ... şeklinde başlıyorsa virgülün arkasında superlative beklenir.
Superlative + Ever (Şimdiye Kadarki En)
Akademik ve günlük metinlerde (that I have) ever + V3 yapısı superlative'i destekler:
- This is the most exciting film I have ever seen.
- She is the most charming person I have ever met.
- That was the best decision I have ever made.
Ever yapısı bir cümle içinde gördüğünüzde başında superlative aramayı unutmayın; YDS'de bu yapı doğru cevabı doğrudan işaret eder.
The Yerine Başka Belirteç
Normalde superlative the ile birlikte kullanılır; ancak my, our, his, her, your, their gibi iyelik sıfatları da belirteçtir. Belirteç ikileme olmaz:
- The best student in the class. (the var)
- My best student. (my var; the gelmez)
- Our most comfortable chair. (our var; the gelmez)
"Of two" Kalıbı: İki Şey Arasında — Yine "the"
İki şeyden birini "daha üstün" olarak belirtirken superlative değil comparative kullanılır; ancak özne yerinde belirtildiğinde başına the alır:
- Of the two boys, the faster is Mehmet. (İki çocuktan daha hızlısı Mehmet'tir.)
- Of the two countries, the more expensive is the United States.
Bu yapı, comparative'in başına özel olarak the almasının iki istisnasından biridir; diğeri the more ... the more kalıbıdır.
Sıralama: First, Second, Third + Superlative
"İkinci en, üçüncü en" gibi ifadelerde the önce, sonra sıralama, sonra superlative gelir:
- The second most visited country in Europe.
- The 19th most disabling disease worldwide. (En fazla iş gücü kaybına yol açan 19. hastalık.)
- Istanbul is the third largest city in Europe.
Superlative Önünde Yoğunlaştırıcılar
Superlative önüne gelebilen yoğunlaştırıcılar, comparative'inkilerden farklıdır:
| Yoğunlaştırıcı | Örnek |
|---|---|
| by far | by far the most expensive option |
| quite | quite the most beautiful sunset |
| very | the very best, the very worst |
Dikkat: by far ve quite superlative önünde kullanılır; comparative önünde far more derken doğru, by far more demek yanlıştır. Aynı şekilde comparative'in much, a lot, even, rather ile pekiştirildiğini, superlative'in by far, quite ile pekiştirildiğini ezberlemek YDS'de sık görülen bir tuzağın önüne geçer.
Eşit Karşılaştırma — As ... As, So ... As, The Same As
İki şeyin aynı düzeyde olduğunu söylemek için kullanılan yapı as ... as'tır. Türkçedeki "kadar" ifadesini karşılar.
As + adj/adv + As Yapısı
- Berlin is as big as Paris. (Berlin Paris kadar büyüktür.)
- She speaks English as fluently as her teacher. (Öğretmeni kadar akıcı.)
- Reading makes me as excited as traveling. (Okumak beni seyahat kadar heyecanlandırır.)
as ... as yapısının arasına tek bir sıfat veya zarf girer. Hem olumlu hem olumsuz cümlelerde kullanılır.
Olumsuz Eşit Karşılaştırma: Not As ... As / Not So ... As
Karşılaştırılan şey diğerinden eşit değil de daha az ise not as ... as veya not so ... as kullanılır. So ... as yalnızca olumsuz cümlelerde kullanılır; olumlu cümlelerde yanlıştır.
- The new manager is not as strict as the former one. (Yeni müdür eskisi kadar katı değil.)
- This statue is not so durable as a bronze one. (Bu heykel bronzdan biri kadar dayanıklı değil.)
- Today's exam was not as difficult as last year's.
Dikkat: Olumlu bir cümle yapısında so ... as kullanılamaz. This is so heavy as that hatalıdır; doğrusu This is as heavy as that'tır.
Such ... As — "Gibi" / Örnek Verme
Such ... as yapısı eşit karşılaştırma YAPMAZ. "X gibi" anlamında örnek/liste verir. Eşit karşılaştırma için her zaman as + sıfat/zarf + as kullanılır.
- Cities such as Istanbul and Ankara attract many tourists. ("Istanbul ve Ankara gibi şehirler...")
- Books such as "Pride and Prejudice" and "Jane Eyre" are classics.
- Olumsuz noun-phrase karşılaştırmasında geçerlidir: The journey doesn't take such a long time as it used to. (Sadece olumsuz cümle.)
Dikkat: "Kütahya is as lovely a city as Ankara" doğru eşit karşılaştırma. "such a lovely city as" olumlu cümlede YANLIŞ; such...as olumlu cümlede yalnızca "gibi/örnekler" anlamı taşır.
The Same As — Aynılık
The same as, "aynı, benzer" anlamında bir karşılaştırma kurar; arasına yalnızca isim alır.
- You behave the same as my father. (Babamla aynı şekilde davranıyorsun.)
- She has the same amount of money as her colleague.
- Although we dress differently, our interests are the same. (Burada karşılaştırma sonu açık.)
Three Yapının Ayrım Tablosu
| Yapı | Arasına Ne Girer? | Anlam |
|---|---|---|
| as ... as | tek sıfat veya zarf | kadar (eşit, olumlu+olumsuz) |
| so ... as | tek sıfat veya zarf | kadar (yalnızca olumsuz) |
| such ... as | isim/isim grubu | gibi / örnek (NOT: eşit karşılaştırma değil) |
| the same ... as | isim | aynı / benzer |
Twice / Half / Three Times As + adj + As — Kat İfadeleri
Kat-kat karşılaştırma yapmak için as ... as yapısının önüne twice, three times, four times, half gelir:
- My city is twice as big as Uşak. (Şehrim Uşak'ın iki katı büyüklüktedir.)
- This building is three times as tall as the old one.
- The new model costs half as much as the original. (Yeni model orijinalin yarısı kadara mal oluyor.)
- Eating sugar is five times as harmful as people think.
Almost / Nearly + As ... As — Yaklaşık Eşitlik
Tam eşit değil ama yakın bir karşılaştırma için almost, nearly, just, virtually kullanılır:
- She is almost as clever as Einstein.
- The new product is nearly as expensive as the brand-name version.
- His latest novel is just as gripping as his first.
YDS İpucu: Boşluğun ardından isim veya yarım cümle (özne + yardımcı fiil, örn. "than I expected", "as you would think") geliyorsa cevap büyük ihtimalle more ... than veya as ... as'dır. Boşluğun ardından fiilin yalın hâli (V1) geliyorsa cevap too ... to veya enough to'dur. Bu basit ipucu YDS'de boşlukların yarısını saniyeler içinde çözer.
The More ... The More — Orantısal Yapı
The more ... the more yapısı, iki şeyin paralel artışını veya azalışını ifade eder. Türkçedeki "ne kadar ... o kadar" kalıbının İngilizcedeki tam karşılığıdır.
Temel Yapısı
The + comparative + (subject + verb), virgül, the + comparative + (subject + verb).
- The more you read, the more you learn. (Ne kadar çok okursan o kadar çok öğrenirsin.)
- The less you eat, the faster you can run. (Ne kadar az yersen o kadar hızlı koşabilirsin.)
- The harder you work, the richer you become. (Ne kadar çok çalışırsan o kadar zengin olursun.)
- The cheaper the product is, the worse the quality usually is.
- The bigger the spaceship is, the more difficult the journey will be.
Bu Yapının Üç Ayırt Edici Özelliği
- İki taraf da comparative olmak zorundadır. Bir tarafta superlative kullanmak yanlıştır: The more you eat, the most weight you gain hatalıdır.
- Comparative önünde "the" zorunludur. Normalde more veya -er'in önüne the gelmez; bu yapının özelliğidir. More you read, more you learn hatalıdır.
- İki cümle arasında virgül vardır. Bu virgül, yapının ayırt edici işaretidir. Diğer adjective/adverb yapılarının (more than, as as, so that, such that) hiçbiri arasında virgül kullanmaz.
YDS İpucu: Cümle başında bırakılan boşluğun ardından virgül ve sonra ikinci bir comparative geliyorsa otomatik olarak the more ... the more yapısıdır. Bu yapı YDS'de cümle başı boşluk + ortada virgül + sonra ikinci boşluk şeklinde sorulduğunda doğru cevabı dakika kaybı olmadan vermenizi sağlar.
Mantık Hataları — YDS Çeldiricileri
Bu yapının iki tarafının mantıksal olarak tutarlı olması gerekir. YDS şıklarında çoğu zaman The more you eat, the less weight you gain gibi mantıksız cümleler çeldirici olarak verilir:
- The more it rains, the wetter we get. (Mantıklı: yağmur arttıkça ıslanma artar.)
- The less it rains, the wetter we get. (Mantıksız → çeldirici, elenir.)
- The more you study, the more successful you become. (Mantıklı.)
- The more you study, the less successful you become. (Mantıksız → çeldirici.)
"More and More" — Git Gide
"The more ... the more"'dan ayrı bir yapı olan more and more, bir şeyin sürekli artışını anlatır:
- Voice recognition software is becoming more and more sophisticated. (Ses tanıma yazılımı git gide daha karmaşık hâle geliyor.)
- Online education is gaining more and more popularity.
- Air quality is becoming worse and worse.
Aynı kalıp, comparative formundaki herhangi bir kelime için kurulabilir: better and better, harder and harder, more and more important.
"Increasingly" — Tek Kelimelik Eş Anlam
Akademik metinlerde more and more yerine increasingly tercih edilir; aynı anlamı verir:
- Online publishers are increasingly turning to social networks. (Online yayıncılar git gide artan şekilde sosyal ağlara yöneliyorlar.)
- The economy has become increasingly unstable.
So + adj/adv + That vs Such + (a) + adj + noun + That
So ... that ve such ... that yapıları "öyle ki, o kadar ki" anlamı verir. İki yapı da bir sebep-sonuç ilişkisi kurar: önce yoğun bir nitelik söylenir, sonra that ile sonuç verilir. Aralarındaki fark sınavda en az bir boşluğu doğrudan belirler.
Temel Ayrım: Araya Tek Sıfat mı, Sıfat Tamlaması mı?
| Yapı | Arasına Ne Gelir? | Örnek |
|---|---|---|
| so + adj/adv + that | tek sıfat veya zarf | so tired that, so well that, so beautiful that |
| such + (a/an) + adj + noun + that | sıfat tamlaması (sıfat + isim) | such a beautiful girl that, such expensive cars that, such a big disaster that |
"So" Yapısının Beş Farklı Kullanımı
- so + adjective + that: The roads were so crowded that we could not arrive on time.
- so + adverb + that: My mother speaks English so well that you could think she is from Australia.
- so + many + plural noun + that: He has so many books that he needs three shelves.
- so + much + uncountable noun + that: He has so much money that he can buy anything.
- so + few/little + noun + that: She had so little time that she could not finish.
"Such" Yapısının Beş Farklı Kullanımı
- such + a/an + adj + singular noun + that: She is such a beautiful girl that you can fall in love with her instantly.
- such + adj + plural noun + that: He bought such cheap computers that they break easily.
- such + adj + uncountable noun + that: I know such good information that I can answer any question.
- such + a/an + singular noun + that: He has such a dog that everyone is afraid of it. (Sıfat olmadan da kullanılabilir.)
- such + a lot of + noun + that: I know such a lot of information that I can teach this subject.
İstisna: so many, so much, so few, so little yapılarında isim olmasına rağmen so kullanılır. Bunlar kalıpsal ifadelerdir; such many diye bir yapı yoktur.
That'in Arkasında Ne Gelir?
that'tan sonra tam bir cümle (özne + yüklem + tümleç) gelir. Bu, so / such ... that'i diğer yapılardan ayıran en önemli özelliktir:
- The exam was so difficult that only ten students passed.
- It was such a long meeting that everyone fell asleep.
- She is so talented that her teachers expect great things from her.
Buna karşılık more than ve as ... as yapılarından sonra isim veya yarım cümle gelir; too ... to ve enough to yapılarından sonra fiil yalın hâli gelir.
Inversion (Devrik Yapı) ile So/Such
YDS'nin son yıllarda sorduğu bir trap, devrik yapıdır. Cümlede so / such'tan başlayan bir devrik yapı görüldüğünde, doğru cevap genellikle bu inversion'ı tamamlayan ifadedir:
- So many cars has he that he doesn't know which one to drive. (Düz hâli: He has so many cars that...)
- Such was the impact of the speech that the audience stood up applauding.
Cümle sonunda that ile bir sonuç klozu varsa ve cümle başında bir kelime devrik biçimde verilmişse, doğru cevap o kelimenin so veya such olarak gelmesidir.
Too + adj + To V1 ve Enough to V1 — Aşırı vs Yeterli
Bu iki yapı, niteliğin yoğunluğunu bir eyleme bağlayarak anlatır. Aralarındaki temel fark, too'nun olumsuz / yetersiz tarafı, enough'un yeterlilik tarafını göstermesidir.
Too + adj/adv + To + V1 — "Yapılamayacak Kadar Aşırı"
Too, "aşırı çok" anlamı verir; bu aşırılık bir eylemi imkânsızlaştırır. Yapı şekil olarak olumlu görünse de anlamca olumsuzluk taşır.
- The problem is too difficult to solve. (Problem çözülemeyecek kadar zor → çözülemiyor.)
- The water is too cold to drink. (Su içilemeyecek kadar soğuk.)
- The queue was too long to wait for. (Kuyruk beklemeye değmeyecek kadar uzundu.)
- The lecture was too detailed to understand at first hearing.
Too + Much / Many + Noun
Too doğrudan ismin önüne gelmez; arada much (sayılamaz) veya many (sayılabilir) kullanılır:
- Too much homework (çok fazla ödev — sayılamaz)
- Too many friends (çok fazla arkadaş — sayılabilir)
- Too much sugar in the diet is harmful.
- There were too many students for one classroom.
Enough — Sıfattan Sonra, İsmin Önünde
Enough, "yeterince" anlamı verir; sıfat veya zarftan sonra, ismin önünde kullanılır. Bu konum kuralı YDS'nin sık sorduğu noktadır.
- Sıfattan sonra: The car is fast enough to win the race.
- Zarftan sonra: She speaks clearly enough to be understood by everyone.
- İsmin önünde: I have enough money to buy a car.
Enough + To + V1 — "Yapabilecek Kadar Yeterli"
- The problem is easy enough to solve. (Problem çözülebilecek kadar kolay.)
- The car is safe enough to use on highways.
- The weather is warm enough to go to the beach.
- He is brave enough to challenge the champion.
Too vs Enough Anlam Karşılaştırması
| Cümle | Anlam |
|---|---|
| The water is too cold to drink. | İçilemiyor (negatif) |
| The water is cold enough to drink. | İçilebilir derecede soğuk (pozitif) |
| The car is too slow to compete. | Yarışamayacak kadar yavaş (negatif) |
| The car is fast enough to compete. | Yarışabilecek kadar hızlı (pozitif) |
YDS İpucu: Too ve enough'tan sonra hep to + V1 (fiilin yalın hâli) gelir. Boşluğun sağında bir fiilin yalın hâli görüyorsan ve cümlede karşılaştırma yoksa cevap büyük ihtimalle bu iki yapıdan birindedir. so/such ... that ile karıştırma — orada arkadan tam cümle (özne + yüklem) gelir.
"Enough"'un İstisnai Olumsuz Sıfatlarla Kullanımı
Pratikte enough, olumlu anlamlı sıfatlarla daha doğal eşleşir: fast enough, big enough, smart enough. Olumsuz sıfatlarla ise (disturbing, painful, dangerous) genellikle so tercih edilir:
- Doğal: The carbon level is so disturbing for marine biologists.
- Doğal değil: The carbon level is enough disturbing for marine biologists. (Enough tercih edilmez.)
Adverb Yerleşimi ve Frequency Adverbs
Zarfların cümle içindeki yerleşim kurallarını bilmek, hem anlamı doğru kavramak hem de YDS şıklarını eleyebilmek için kritiktir.
Adverb Türleri ve Yerleri
| Tür | Tanım | Tipik Yer |
|---|---|---|
| Adverbs of manner (durum) | slowly, carefully, quickly | Genellikle fiilin sonrasında veya cümle sonunda |
| Adverbs of degree (derece) | very, quite, rather, extremely | Sıfatın veya zarfın hemen önünde |
| Adverbs of frequency (sıklık) | always, often, rarely, sometimes | Yardımcı fiilden sonra, ana fiilden önce |
| Adverbs of place (yer) | here, there, abroad, everywhere | Cümle sonu |
| Adverbs of time (zaman) | yet, still, now, tomorrow | Cümle başı veya sonu |
| Sentence adverbs (cümle) | frankly, obviously, luckily, actually | Genellikle cümle başı, virgülle ayrılır |
| Focusing adverbs (odaklanma) | only, even, also, just, merely | Vurgulanan kelimenin hemen önünde |
Frequency Adverbs — Kuralın Detayı
Sıklık zarfları, cümlenin yapısına göre farklı yerlerde durur:
- Be fiilinden sonra: She is always on time.
- Yardımcı fiilden sonra, ana fiilden önce: He has often visited Paris.
- Tek bir ana fiilden önce: I rarely watch television.
- Modal'dan sonra: You can sometimes see eagles in the mountains.
Olumsuzluk Anlamı Veren Zarflar
Aşağıdaki zarflar şekil olarak olumlu cümle yapısı kullanır ama anlamca olumsuzluk yüklerler:
- hardly: neredeyse hiç. He hardly studied for the exam.
- rarely / seldom: nadiren. She rarely goes out.
- scarcely: ancak ancak. I could scarcely see anything in the dark.
- barely: ancak. We barely made it to the airport.
Dikkat: Bu zarflar olumsuzluk anlamı verdiği için aynı cümlede ikinci bir not kullanılmaz. He didn't hardly study hatalıdır; doğrusu He hardly studied'dir. Ayrıca although, despite gibi zıtlık bağlaçlarından önce gelen olumlu cümleyi olumsuzlaştırmak için bu zarflar kullanılır: Autism is a little understood condition although it is definitely a genetically inherited disorder.
Hard ve Hardly Tuzaklı Çift
YDS'nin klasik tuzaklarından biridir. Aynı kökten gelmelerine rağmen anlamları taban tabana zıttır:
- She works hard every day. (Sıkı bir şekilde çalışıyor — pozitif.)
- She hardly works. (Neredeyse hiç çalışmıyor — negatif.)
Cümlenin diğer ipuçlarına bakarak (örneğin although, but, sebep-sonuç ilişkisi) hangisinin doğru olduğu çıkarılır.
Yaygın Tuzaklar ve Karıştırılan İfadeler
YDS'de cevabı doğrudan değiştiren bir avuç adverb/adjective tuzağı vardır. Bunları ezberlemek puan kaybını minimize eder.
Good vs Well
- good sıfattır; ismi niteler. This is a good book.
- well zarftır; fiili niteler. She sings well.
- İstisna: well sağlık bağlamında sıfat olarak kullanılır. I am not feeling well today. (Sağlığım iyi değil.)
Fewer vs Less — Sayılabilir vs Sayılamaz
- fewer: sayılabilir isimler için. fewer students, fewer books, fewer options
- less: sayılamaz isimler için. less water, less time, less information
YDS'nin akademik tonunda fewer'in yeri kritiktir; günlük dilde sıkça less people denilse de doğru kullanım fewer people'dır.
Many vs Much — Aynı Mantık
- many: sayılabilir çoğul isim. many books, many students
- much: sayılamaz isim. much money, much time
- a lot of: her ikisinde de. a lot of books, a lot of money
Gradable vs Non-gradable Sıfatlar
Sıfatlar dereceli (gradable) veya kesin (non-gradable) olabilir. Birinci grup very, quite, rather alır; ikinci grup absolutely, completely, totally, utterly alır.
| Gradable (Dereceli) | Non-gradable (Kesin) |
|---|---|
| cold → very cold | freezing → absolutely freezing |
| hot → quite hot | boiling → completely boiling |
| good → very good | excellent → absolutely excellent |
| tired → quite tired | exhausted → totally exhausted |
Dikkat: Very freezing hatalıdır; çünkü freezing zaten "donduracak kadar soğuk" anlamı vermektedir, derecesi yoktur. Doğrusu absolutely freezing'dir.
Different From / Similar To / The Same As
- different from: Her opinion is different from mine.
- similar to: This product is similar to the one we discussed.
- the same as: The result is the same as last year.
Bu üç yapı YDS'de "iki şeyi karşılaştırma" sorularının ana ifadeleridir. different from ve similar to preposition'larıyla ezberlenmelidir; different than Amerikan günlük dilde geçer ama YDS'nin akademik tonunda different from tercih edilir.
By Far vs Far More
İki yapı da yoğunlaştırıcıdır ama farklı yerlerde kullanılır:
- by far: superlative önünde. This is by far the most challenging exam.
- far more: comparative önünde. This is far more challenging than the previous one.
Largely / Mostly / Mainly vs Highly / Greatly
"Büyük ölçüde" anlamı veren bu zarflar sıkça karıştırılır:
- largely: büyük ölçüde, çoğunlukla. The decline is largely due to climate change.
- mostly: çoğunlukla, ekseriyetle. The audience was mostly students.
- mainly: başlıca, ana olarak. The diet consists mainly of vegetables.
- highly: çok, son derece (kalite/derece). This is a highly recommended book.
- greatly: büyük ölçüde (etki). The decision greatly affected the company.
Çözüm Stratejisi — Üç Adımda Doğru Cevap
YDS'de adjective/adverb sorularını hızlı çözmek için üç adımlı bir strateji uygulamak en güvenilir yoldur.
Adım 1: Boşluğun Hemen Yanına Bak — Yapıyı Belirle
| Cümlede Görülen İpucu | Yapı |
|---|---|
| than | comparative (more / -er) |
| as ... as ya da not as ... as | eşit karşılaştırma |
| of / in / among / one of | superlative |
| that ile başlayan tam cümle | so + adj + that veya such + adj + noun + that |
| to V1 (yalın fiil) | too + adj + to veya enough + to |
| cümle başı boşluk + virgül + ikinci boşluk | the more ... the more |
| (that I have) ever | superlative |
Adım 2: Boşluk Sıfat mı Zarf mı İstiyor? — Önce Yanına Bak
- Boşluğun arkasında isim var → sıfat gelir. a ___ student → diligent student
- Boşluğun arkasında fiil var → zarf gelir. he speaks ___ → he speaks fluently
- Boşluğun arkasında sıfat veya başka zarf var → zarf gelir. ___ difficult → extremely difficult
- Linking verb sonrası → sıfat gelir. She seems ___ → She seems tired.
Adım 3: Yoğunlaştırıcıyı Doğru Yapıyla Eşleştir
| Yapı | Yoğunlaştırıcılar |
|---|---|
| Comparative (more/-er + than) | much, far, a lot, considerably, significantly, even, rather, a bit, slightly |
| Superlative (the most/-est) | by far, quite, very |
| As ... as (eşit) | just, almost, nearly, virtually, exactly |
Toparlama: Bu üç adımı sırayla uyguladığında çoğu YDS adjective/adverb sorusu 30 saniyenin altına iner. Yapıyı belirlemek elemenin %60'ını yapar; ayrım (sıfat/zarf) %30'unu temizler; yoğunlaştırıcı eşleşmesi son %10'u kapatır.
Boşluğun Sağı Kontrol Listesi
Sınavda her boşluk için bu kısa kontrol listesini geçirmek hata oranını düşürür:
- Sağda isim var mı? → as as / more than ihtimali yüksek.
- Sağda yarım cümle (özne + yardımcı fiil) var mı? → as as / more than ihtimali yüksek.
- Sağda fiilin yalın hâli var mı? → too to / enough to ihtimali yüksek.
- Sağda tam bir cümle (özne + yüklem + tümleç) var mı? → so that / such that ihtimali yüksek.
- Cümle başı boşluk + virgül + ikinci boşluk var mı? → the more the more.
- Cümle of, in, one of ile mi başlıyor? → superlative.
Çözümlü Örnekler — YDS Tarzı Sorular
Aşağıdaki örnekler, gerçek YDS sınavlarından derlenen tipik adjective/adverb sorularını yansıtmaktadır. Her sorunun ardından çözüm mantığı detaylı olarak verilmiştir.
Örnek 1 — Comparative + Yoğunlaştırıcı
The new model runs ____ ____ than the older one.
A) most fastest B) far faster C) more faster D) most fast E) very fast
Çözüm: Cümlede than görüyoruz; bu comparative ipucudur. more faster ve most fastest hatalıdır (more/most ile -er/-est birlikte kullanılmaz). most fast ve very fast ise comparative değildir. Geriye far faster kalır; far comparative önünde "çok daha" anlamı veren yoğunlaştırıcıdır. Cevap: B.
Örnek 2 — Superlative + Of
Of all the central European states, Poland has one of ____ histories in Europe.
A) most impressive B) more impressive C) impressive D) as impressive E) impressivest
Çözüm: Cümle başında Of all the central European states ifadesi var; bu superlative habercisidir. Ayrıca one of kalıbı da superlative'i çağrıştırır. impressive uzun heceli olduğu için sonuna -est takısı gelmez; most impressive doğru superlative formdur. Cevap: A (most impressive). Not: standart kullanımda the most impressive tercih edilir; bu örnek one of the most kalıbı için.
Örnek 3 — As ... As Eşit Karşılaştırma
This task cannot be finished ____ you think.
A) as quickly as B) more quickly than C) so quick as D) the most quickly E) too quick to
Çözüm: Boşluğun sağında you think şeklinde yarım cümle var. Yarım cümle ipucu as ... as veya more ... than'i işaret eder. more quickly than da yapısal olarak doğru olabilir; ancak anlam "düşündüğünden daha hızlı bitirilemez" değil "düşündüğün kadar hızlı bitirilemez" şeklindedir. so quick as olumsuz bir cümlede kullanılabilirdi ama burada zarf quickly olmalıydı. Cevap: A (as quickly as).
Örnek 4 — So + Adj + That
She was ____ tired ____ she could not keep her eyes open.
A) so / that B) such / that C) too / to D) enough / to E) more / than
Çözüm: İki boşluk arasında tek bir sıfat (tired) var; ikinci boşluğun sağında ise tam cümle (she could not keep her eyes open) var. Tek sıfat + tam cümle kombinasyonu so ... that'i işaret eder. such ... that olsaydı arada sıfat tamlaması (sıfat + isim) gerekirdi. Cevap: A (so / that).
Örnek 5 — Such + Adj + Noun + That
The TV show became ____ a popular program ____ NBC began broadcasting it nationally.
A) so / that B) such / that C) too / to D) more / than E) as / as
Çözüm: İki boşluk arasında a popular program şeklinde sıfat tamlaması (a + adj + noun) var. Sıfat tamlaması ipucu such ... that'i işaret eder. so ... that olsaydı arada sadece tek bir sıfat olurdu. Cevap: B (such / that).
Örnek 6 — Too ... To V1
The car is ____ slow ____ compete in this race.
A) so / that B) too / to C) such / to D) enough / to E) as / as
Çözüm: İkinci boşluğun ardından compete (fiilin yalın hâli) var. Yalın fiil ipucu too ... to veya enough to'yu işaret eder. Cümle anlamı "yarışamayacak kadar yavaş" — bu olumsuzluk too ... to'nun anlamıdır. enough to olsaydı pozitif anlam ("yarışabilecek kadar") gelirdi. Cevap: B (too / to).
Örnek 7 — Enough To V1
He is brave ____ ____ challenge the champion.
A) too / to B) enough / to C) so / that D) such / that E) more / than
Çözüm: İkinci boşluğun ardından challenge (yalın fiil) var. brave sıfattır ve boşluk sıfattan sonra geliyor. enough sıfattan sonra, ismin önünde kullanılır. Yapı brave enough to challenge şeklinde olmalı. Cevap: B (enough / to).
Örnek 8 — The More ... The More
____ you study, ____ successful you become.
A) The more / the more B) The most / the most C) More / more D) The more / the less E) Much more / much less
Çözüm: Cümle başı boşluk + virgül + ikinci boşluk yapısı the more ... the more'u işaret eder. the most ... the most diye bir yapı yoktur. More / more'da the eksiktir. The more / the less mantıken yanlıştır (çalışınca başarısızlık beklenmez). Cevap: A (The more / the more).
Örnek 9 — Hardly Tuzağı
Koreans ____ buy foreign products if domestic alternatives are available.
A) almost B) hardly ever C) at least D) mostly E) on average
Çözüm: Cümle "yerli alternatif varsa Koreliler yabancı ürünleri ____ satın alır" diyor. Anlam olarak "neredeyse hiç" beklenir. almost tek başına fiili niteleyemez (almost no people gibi kalıplı kullanılır). at least "en azından" pozitiftir. mostly ve on average pozitif yöndedir. hardly ever "neredeyse hiç" anlamı vererek olumsuzluk katar. Cevap: B (hardly ever).
Örnek 10 — Yoğunlaştırıcı + Comparative
Migraine is ____ ____ disabling diseases worldwide.
A) the 19th most B) the 19th more C) 19 most D) much more E) far more
Çözüm: Cümle "Migren dünyada en engelleyici hastalıklardan biri" anlamı veriyor. Sıralama + superlative yapısı the + (sayı)th + most şeklindedir. most superlative'in çok heceli sıfat formudur. Cevap: A (the 19th most).
Örnek 11 — Cloze Test İçinde Comparative
Online publishers are ____ turning to social networks because of the platforms' attractive potential.
A) increasingly B) hardly C) reluctantly D) suddenly E) rarely
Çözüm: Cümle "online yayıncılar platformların çekici potansiyeli nedeniyle ____ sosyal ağlara yöneliyor" diyor. Mantıksal olarak pozitif sebep verilmiş; sonucun da pozitif yönde olması beklenir. increasingly "git gide artarak" anlamı vererek bu mantığı tamamlar. hardly, reluctantly, rarely negatif yönlüdür. suddenly ani bir değişimi anlatır, sürekli bir eğilimi vermez. Cevap: A (increasingly).
Pratik Önerisi: Bu 11 örnekte yer alan kalıpların tamamı YDS'de tekrarlanan kalıplardır. Yeni bir soru gördüğünüzde önce yapıyı (than/as/that/to V1/cümle başı virgül) tespit edin, sonra ayrımı (sıfat/zarf) yapın, en sonda yoğunlaştırıcıyı eşleyin. Bu sıra her zaman çalışır.
Bu Makaleden
Anahtar Bilgiler
- Adjective ismi niteler; adverb ise fiili, sıfatı, başka zarfı veya tüm cümleyi niteler.
- Çoğu zarf sıfata -ly eklenerek türetilir, ancak fast/hard/early/late/high/near/deep aynı formdadır.
- -ly eklenince anlam tamamen değişen kelimeler: hard/hardly, late/lately, near/nearly, high/highly.
- Comparative tek heceli sıfatlarda -er, çok hecelilerde more alır. more + -er birlikte kullanılmaz.
- Comparative yapısında than zorunludur ancak iki taraf ayrı cümlelerde verilirse than gerekmez.
- Comparative yoğunlaştırıcıları: much, far, a lot, considerably, significantly, even, rather, a bit.
- Düzensiz formlar: good/better/best, bad/worse/worst, far/farther-further/farthest-furthest, little/less/least, many-much/more/most.
- Superlative tek/iki hecelilerde -est, çok hecelilerde the most. of/in/among preposition'ları superlative habercisidir.
- Superlative yoğunlaştırıcıları: by far, quite, very. by far the most doğru, much the most yanlıştır.
- as ... as eşit karşılaştırmadır; arasına tek sıfat veya zarf girer. so ... as yalnızca olumsuzlarda.
- such ... as = "gibi/örnek" anlamı (eşit karşılaştırma DEĞİL); the same as ile arasına yalnızca isim girer.
- twice/three times/half + as + adj + as kalıbı kat-kat karşılaştırma ifade eder.
- so + adj/adv + that → tek sıfat + tam cümle. such + (a) + adj + noun + that → sıfat tamlaması + tam cümle.
- so many, so much, so few, so little kalıpsaldır; isim almasına rağmen so kullanılır.
- too + adj + to V1 → "yapamayacak kadar aşırı" (negatif anlam). enough + to V1 → "yapabilecek kadar yeterli" (pozitif).
- enough sıfattan sonra, ismin önünde durur. fast enough, enough money.
- the more ... the more orantısal yapıdır; iki taraf da comparative olmalı, ortada virgül vardır.
- increasingly = more and more; akademik metinlerde tek kelimelik tercih edilir.
- hardly, rarely, scarcely, barely olumlu yapıda olumsuz anlam verir; ikinci bir not almaz.
- fewer sayılabilir, less sayılamaz isim ile kullanılır. many sayılabilir, much sayılamaz.
- gradable sıfatlar very/quite alır; non-gradable (freezing, boiling, exhausted) absolutely/totally alır.
- different from / similar to / the same as preposition'larıyla ezberlenmelidir; YDS'de en sık tekrar eden karşılaştırma kalıplarıdır.
- Boşluğun sağında isim/yarım cümle → as as veya more than. Yalın fiil → too to veya enough to. Tam cümle → so that veya such that. Cümle başı + virgül → the more the more.
Öğrendiklerini Pekiştir
Bu konuda kendini sına
Sıkça Sorulanlar
Bu konuda merak edilenler
YDS Grammar — Adjectives & Adverbs (Sıfatlar ve Zarflar) konusu YDS sınavında çıkar mı?
Evet, YDS Grammar — Adjectives & Adverbs (Sıfatlar ve Zarflar) konusu YDS sınav müfredatında yer almaktadır. SoruCozme'de bu konuya özel test soruları ve konu anlatımı bulunmaktadır.
YDS Grammar — Adjectives & Adverbs (Sıfatlar ve Zarflar) konusunda test çözebilir miyim?
Evet, YDS Grammar — Adjectives & Adverbs (Sıfatlar ve Zarflar) konusunda SoruCozme platformunda ücretsiz test soruları mevcuttur. Konu anlatımını okuduktan sonra hemen test çözerek öğrendiğinizi pekiştirebilirsiniz.
SoruCozme'de kaç soru ve kaç konu var?
SoruCozme platformunda 16.000+ soru ve 474 konu bulunmaktadır. KPSS, DGS, YDS, TYT, Ehliyet, İngilizce ve Açık Öğretim sınavlarına yönelik tüm içerikler ücretsizdir.