İçindekiler · 6 Bölüm
Neden Yunan Ön Ekleri? Sayının Önemi
İyonik bileşiklerin adlandırılmasında kritik olan bilgi iyonların yüküdür; çapraz alt ünü işlemiyle yükler sayıya dönüştürülür ve bileşik formülü ortaya çıkar. Kovalent bileşiklerde ise böyle bir kurallılık yoktur: aynı iki ametal farklı oranlarda birleşerek birden çok bileşik kurabilir. Azot ve oksijen ikilisine bakalım: NO, NO₂, N₂O, N₂O₃, N₂O₄, N₂O₅ — aynı iki element, altı farklı bileşik. Bu bileşikleri birbirinden ayırt etmek için adlandırmada sayının bir şekilde temsil edilmesi şarttır.
Latince Sayı Ön Ekleri
Sistematik adlandırma Yunanca/Latince kökenli on adet sayı ön ekiyle yapılır. İlk dört tanesi çok yoğun kullanılır; ileriki ünitelerde (özellikle organik kimyada AYT'de) alkan isimlendirmesinde pentan, heksan, heptan, oktan gibi türevleriyle tekrar karşınıza çıkarlar.
| Sayı | Ön ek | Sayı | Ön ek |
|---|---|---|---|
| 1 | mono | 6 | heksa |
| 2 | di | 7 | hepta |
| 3 | tri | 8 | okta |
| 4 | tetra | 9 | nona |
| 5 | penta | 10 | deka |
Telaffuz Notu: "Heksa" ön eki yörelere göre "heksa" ya da "hegza" olarak okunabilir; her iki okuma da kabul görür. Yazı dilinde ise genellikle "heksa" tercih edilir.
Bileşikte Hangi Sayı, Hangi Eleme Gider?
Bir kovalent bileşiği okurken atomun formüldeki indisi, onun adının önüne gelen ön eki belirler. Örneğin N₂O₅ için okuma şöyle ilerler: önce azotun indisi (2) → di; sonra element adı → azot; sonra oksijenin indisi (5) → penta; son olarak anyon soneki → oksit. Böylece diazot pentaoksit adı çıkar.
Adlandırmanın Kuralları ve Mono Ön Ekinin Özel Durumu
Kovalent adlandırmanın ilk kuralı hangi atomun önce yazılacağıdır. Genel kabul şudur: elektronegatifliği daha az olan atom önce yazılır, elektronegatifliği yüksek olan atom sona gelir. Bu yüzden CO₂'de önce "karbon", sonra "dioksit" yazılır; çünkü oksijen elektronegatiflikçe karbondan yüksektir. Aynı mantıkla N₂O₅'te önce azot (daha az elektronegatif), sonra oksijen yazılır.
Beş Adımlı Adlandırma Rehberi
- Bileşiğin kovalent olduğunu doğrula. Formüldeki tüm atomlar 4A-7A arası ametaller ise kovalenttir. Metal varsa adlandırma iyonik kurallarına geçer.
- Birinci atomun sayısını Yunan ön ekiyle söyle. Ancak ilk atomun sayısı 1 ise mono ön eki yazılmaz. Bu en sık hata yapılan noktadır.
- Birinci atomun kendi adını (element adını) yaz. Örnek: karbon, azot, fosfor, kükürt, hidrojen.
- İkinci atomun sayısını her durumda Yunan ön ekiyle söyle. Sayı 1 bile olsa "mono" yazılır (halojenlerde özel istisna hariç). Örnek: karbon monooksit, karbon dioksit.
- İkinci atomun anyon adını yaz. -ür (klorür, florür, nitrür, hidrür), -it, veya element özel sonekleri (oksit) kullanılır.
En Kritik Kural: İlk atomda sayı 1 ise asla "mono" yazılmaz. "Monokarbon monoksit" değil, sadece karbon monoksit yazılır. İkinci atomda ise sayı 1 bile olsa "mono" söylenir (halojen istisnası hariç). Bu iki farklı kuralı karıştırmak en sık hatalardan biridir.
Uygulamalı Örnekler — Azot-Oksijen Ailesi
| Formül | Ad | Açıklama |
|---|---|---|
| NO | Azot monoksit | İlk sayı 1 → mono yazılmaz; ikinci sayı 1 → mono yazılır. |
| NO₂ | Azot dioksit | İlk sayı 1 → yok; ikinci sayı 2 → di. |
| N₂O | Diazot monoksit | İlk sayı 2 → di; ikinci sayı 1 → mono. |
| N₂O₃ | Diazot trioksit | İlk 2 → di; ikinci 3 → tri. |
| N₂O₅ | Diazot pentaoksit | İlk 2 → di; ikinci 5 → penta. |
| N₂O₄ | Diazot tetraoksit | İlk 2 → di; ikinci 4 → tetra. |
Diğer Klasik Örnekler
- CO: Karbon monoksit (zehirli gaz, kömür sobasından sızan gaz).
- CO₂: Karbon dioksit (solunum ürünü, yangın söndürücüde kullanılır).
- SO₂: Kükürt dioksit (kömür yakılmasının yan ürünü, asit yağmurlarının öncülü).
- SO₃: Kükürt trioksit (sülfirik asit üretiminin ara ürünü).
- P₂O₅: Difosfor pentaoksit (kuvvetli bir kurutucu ajan).
- PCl₅: Fosfor pentaklorür (ilk sayı 1, ikinci sayı 5).
- CCl₄: Karbon tetraklorür (endüstriyel çözücü, organik sentezde kullanılır).
- CF₄: Karbon tetraflorür (soğutucu akışkan üretiminde).
- H₂O: Dihidrojen monoksit — ama geleneksel adı sudur.
Sık Sorulan Çeldiriciler
Dikkat — Diazot Hepta Yanlış, Hegza Doğru: Cl₂O₇ bileşiği için "dikloro heptaoksit" demek yerine "diklor heptaoksit" veya bazı durumlarda "diklor heksaoksit" seçeneği verilmesi klasik tuzaktır. 7 için "hepta", 6 için "heksa" olduğunu karıştırmamak gerekir.
Amonyak ve Halojenlerin Özel Durumları
Adlandırma kuralları genel geçer olsa da iki önemli istisna vardır: amonyak (NH₃) ve halojen bileşikleri (HF, HCl, HBr, HI). Bu iki durum TYT'de ayrı ayrı sorulan özel bilgilerdir.
Amonyak Meselesi
NH₃ bileşiğinin formülünde azot (daha az elektronegatif) önce, hidrojen sonra gibi görünür. Bu yüzden yüzeysel bakışla "azot trihidrür" ismi çıkarılabilir. Ancak hidrojen (2.2) ve azot (3.0) karşılaştırıldığında elektronegatifliği yüksek olan azottur; yani kural gereği azot sonra gelmelidir. Bu nedenle IUPAC bakışıyla bileşiğin gerçek sistematik adı şudur:
NH₃ için iki kabul gören ad:
• Amonyak — IUPAC'ın resmi kullandığı geleneksel ad. En güvenli cevap budur.
• Azot trihidrür — "Katon sonrayı anlıyor" dendiğinde ortaya çıkan alternatif ad; ÖSYM soru metinlerinde bazen "Azot trihidrür olan amonyak" ifadesi görülür.
ÖSYM soruları genellikle bu iki adı beraber kullanarak öğrencinin kafasını karıştırmaz; "Azot trihidrür olan amonyağın formülü aşağıdakilerden hangisidir?" gibi güvenli bir ifadeyle sorar. Bu yüzden öğrencinin hem amonyak hem azot trihidrür adlarının aynı bileşiği belirttiğini bilmesi yeterlidir. Cevap seçeneklerinde yalnız "amonyak" geçerse tereddüt etmeden işaretleyin.
Halojenlerin Özel Durumu
7A grubundaki halojenler (F, Cl, Br, I) hidrojenle yaptığı bileşiklerde özel bir adlandırma kuralıyla anılır. Normalde ikinci atomun sayısı 1 olsa bile "mono" söylenir; ancak halojenli hidrojen bileşiklerinde ikinci atomdaki mono ön eki de yazılmaz. Dolayısıyla:
- HF → Hidrojen florür (monoflorür değil)
- HCl → Hidrojen klorür (monoklorür değil)
- HBr → Hidrojen bromür
- HI → Hidrojen iyodür
Bu bileşikler saf halde gaz halindedir; suda çözündüklerinde ise asit özelliği gösterirler ve adlandırma değişir: HCl'nin sulu çözeltisine hidroklorik asit, HF'nin sulu çözeltisine hidroflorik asit, HBr'nin sulu çözeltisine hidrobromik asit denir.
Asitlerin Adlandırılması — Bilgi Penceresi
| Formül | Sistematik/Geleneksel ad |
|---|---|
| HCl (suda) | Hidroklorik asit (tuz ruhu) |
| HNO₃ | Nitrik asit (kezzap) |
| H₂SO₄ | Sülfürik asit (zaç yağı) |
| H₂CO₃ | Karbonik asit (soda suyundaki) |
| H₃PO₄ | Fosforik asit |
Diğer Geleneksel Adlar
Bazı kovalent bileşiklerin sistematik ad yerine geleneksel adları kabul edilir. Bu isimler ezbere bilinmelidir çünkü sınav soruları genellikle geleneksel adı verir ve sistematik karşılığını sorar:
- H₂O: Su (dihidrojen monoksit)
- NH₃: Amonyak (azot trihidrür)
- CH₄: Metan (geleneksel, AYT organik kimyada alkan adı)
- C₂H₆: Etan
- C₂H₂: Asetilen (etin)
Metalik Bağ: Elektron Denizi Modeli
Metalik bağ, iyonik ve kovalent bağdan sonra güçlü etkileşimlerin üçüncü ve son türüdür. Metaller yalnızca kendi atomlarıyla veya başka metallerle alaşım oluştururken bu bağı yapar. Yani bir bakır teli, bir alüminyum levhayı, bir demir çubuğu veya prinç (bakır-çinko alaşımı) ile tutan asıl etkileşim metalik bağdır.
Metal Atomlarının Temel Özellikleri
Metal atomlarının iki temel özelliği metalik bağı anlamak için yeterlidir. Birincisi, metaller düşük iyonlaşma enerjisine sahiptir; yani son yörüngelerindeki değerlik elektronlarını kolayca serbest bırakabilirler. İkincisi, metal atomlarının değerlik elektron sayısı, enerji seviyelerinin dolabileceği toplam sayıdan daha azdır; yani boş enerji katmanları vardır ve komşu atomun elektronları bu boş katmanlara kolayca sıçrayabilir.
Elektron Denizi Modelinin Mantığı
Elektron Denizi Modeli: Bir metal kütlesinde, metal atomlarının çekirdekleri pozitif iyon örgüsü oluşturur. Değerlik elektronları ise belirli bir atoma ait olmayan, tüm örgü boyunca serbestçe hareket edebilen bir elektron denizi veya "elektron bulutu" oluşturur. Metalik bağ, pozitif metal iyonları ile bu hareketli elektron denizi arasındaki elektrostatik çekim kuvvetinden ibarettir.
Basitçe anlatırsak: metalde atomların çekirdekleri sabit birer düğüm noktasında durur, değerlik elektronları ise herhangi bir belirli çekirdeğe bağlı olmadan hepsinin arasında rahatça dolaşır. Bu dolaşan elektron bulutu, her pozitif çekirdeği kendine doğru çekerek metal örgüsünü tutan "yapıştırıcı" görevi görür. Yani metalik bağ, kovalent bağdaki gibi iki atom arasında lokalize değildir; bir metal parçasının tamamına yayılmış kolektif bir bağdır.
Alaşımlar
İki veya daha fazla metal birlikte eritilip katılaştırıldığında oluşan karışıma alaşım denir. Alaşımlarda da metalik bağ geçerlidir; farklı metal atomları birbirinin elektron denizine katılır ve birleşmiş bir örgü oluştururlar. Önemli alaşım örnekleri: pirinç (bakır + çinko), bronz (bakır + kalay), çelik (demir + karbon — karbon burada metal değil ama atomlar arası boşlukları doldurur), sert çelik (demir + nikel + krom).
Klasik Tuzak: "Alaşımlarda metalik bağ oluşmaz" ifadesi kesinlikle yanlıştır. Alaşım, iki metal atomunun yan yana gelerek ortak elektron denizi oluşturmasıdır; dolayısıyla metalik bağ orada da vardır.
Metalik Bağın Kazandırdığı Özellikler
Elektron denizi modeli, metallerin gündelik hayatta gözlemlediğimiz kendine has özelliklerini açıklar. TYT'de metalik bağdan gelen soruların çoğu bu özellikleri ve sebeplerini sorgular. Üç temel özelliği ezberleyip "neden?" sorusuna cevap verebilmek, bu başlığın sınavdaki karşılığını kolayca kazanmanızı sağlar.
Özellik 1 — Tel ve Levha Haline Getirilebilme (İşlenebilirlik)
Metaller dövülebilir (levha haline getirilebilir) ve çekilebilir (tel haline getirilebilir). Altın, bu özelliğin en iyi örneğidir: yalnızca 1 gram altın kilometrelerce uzunluğa çekilebilir veya mikron kalınlığında levhalar halinde yayılabilir. Peki neden? Metale bir darbe uygulandığında, pozitif iyonlar birbirinin konumuna kayar; ancak arada hareketli elektron denizi olduğu için kayma sırasında bağ kopmaz. Elektronlar pozisyonları tekrar bağlar. İyonik kristallerde aynı kaydırma artı-artı iyonların yan yana gelmesine ve çatlamasına yol açarken metalde böyle bir problem yaşanmaz.
Özellik 2 — Isı ve Elektriği İyi İletme
Metaller en iyi ısı ve elektrik iletkenleridir. Bu özelliğin sebebi de yine elektron denizidir. Bir metale bir uçtan elektrik uygulandığında, elektron denizi içindeki elektronlar dalga halinde itilir ve hızla diğer uca iletir; bu elektrik iletimidir. Benzer biçimde, metalin bir ucu ısıtıldığında oradaki elektronların titreşim enerjisi hızla tüm elektron denizine yayılır; bu da ısı iletimidir. Bu yüzden gümüş, bakır ve altın gibi metaller elektrik tellerinde, alüminyum ise mutfakta ısıtma araçlarında tercih edilir.
Evde Pratik Örnek: Peteklerin ve sobaların neden metal olduğu sorulduğunda cevap basittir — metaller ısıyı iyi iletir, ısındıktan sonra da yavaş soğur; böylece ısı uzun süre odaya yayılmaya devam eder.
Özellik 3 — Yeni Kesilmiş Yüzeyler Parlaktır
Bir metal parçası kesildiğinde veya zımparalandığında ortaya çıkan yeni yüzey genellikle parlaktır. Bu parlaklık, yüzeye gelen ışığın elektron denizi tarafından yansıtılmasından kaynaklanır. Gelen ışık fotonları elektronları uyarır, uyarılan elektronlar hemen ışığı geri yayar; bu yansıma bize "metal parıltısı" olarak görünür. Zamanla yüzey okside olduğunda (metal oksijenle tepkimeye girip oksit tabakası oluşturduğunda) bu parlaklık kaybolur; bu yüzden eski sikkeler veya paslanmış demir mat görünür.
Metalik Bağ Kuvveti
Metalik bağın kuvveti her metalde aynı değildir. Bağ kuvvetini belirleyen iki ana etken vardır:
Metalik Bağ Kuvveti Kuralı: Bağ kuvveti katyon yükü ile doğru, katyon yarıçapı ile ters orantılıdır. Yani yükü büyük, yarıçapı küçük metal atomları daha güçlü metalik bağ yapar. Formüle dönüştürürsek: Bağ kuvveti ∝ (Yük / Yarıçap).
Bu kuralın en klasik uygulaması üçüncü periyotta yer alan üç metalin karşılaştırılmasıdır:
- Na (sodyum): Katyon yükü +1 (değerlik elektronu 1). Zayıf metalik bağ. Erime noktası düşük (97.8°C), bıçakla kesilebilir.
- Mg (magnezyum): Katyon yükü +2 (değerlik elektronu 2). Orta şiddette bağ. Erime noktası daha yüksek (650°C), sert.
- Al (alüminyum): Katyon yükü +3 (değerlik elektronu 3). Güçlü bağ. Erime noktası 660°C, sertlik orta ama sağlam.
Aynı periyottaki metallerin yarıçapları birbirine yakın olduğundan, asıl belirleyici yüktür. Yük +1'den +3'e çıkarken metalik bağ kuvveti de belirgin biçimde artar: Na < Mg < Al.
Aynı Grupta Aşağı İnerken
Aynı grupta yukarıdan aşağıya gidildiğinde yarıçap büyüdüğünden ve yük aynı kaldığından metalik bağ zayıflar. Örneğin 1A grubunda: Li > Na > K > Rb > Cs şeklinde erime noktası düşer; yani bağ zayıflar. Sezyum oda sıcaklığına yakın bir sıcaklıkta erir.
Sık Sorulan Yargılar
| Yargı | Doğru mu? |
|---|---|
| Metalik bağ, çekirdek ile serbest elektronlar arasında oluşur. | Doğru |
| Alaşımlarda metalik bağ oluşmaz. | Yanlış |
| Değerlik elektron sayısı arttıkça metalik bağ kuvveti de artar. | Doğru |
| Elektron denizi modeliyle metallerin parlaklığı açıklanır. | Doğru |
| Elektron denizi modeliyle metallerin ametallerle tepkimeye girmesi açıklanır. | Yanlış (tepkime elektron transferi; metalik bağla ilgisi yok) |
Birleşik Soru Tipleri ve Güçlü Etkileşimlerin Toplu Bakışı
Kovalent adlandırma ve metalik bağ, TYT Kimya 2. ünitesindeki "güçlü etkileşimler" bölümünün son konularıdır. Bu noktada iyonik, kovalent ve metalik bağları beraber karşılaştırmak gerekir çünkü sorular çoğu zaman üç bağ tipini bir arada sınar. "Aşağıdaki bileşiklerden hangisinde hem iyonik hem de kovalent bağ bulunur?" gibi sorular bu yüzden karşımıza çıkar.
Üç Bağ Türünün Karşılaştırma Tablosu
| Özellik | İyonik | Kovalent | Metalik |
|---|---|---|---|
| Hangi atomlar? | Metal + ametal | Ametal + ametal | Metal + metal |
| Elektron davranışı | Verme-alma (transfer) | Ortaklaşma | Kolektif serbest dolaşım |
| Gösterim | İyonlar (+/-), çapraz alt ünü | Lewis noktaları ve çizgiler | Pozitif örgü + elektron denizi |
| Örnek | NaCl, MgO, CaF₂ | H₂O, CO₂, NH₃ | Fe, Cu, Al, pirinç |
| Elektrik iletimi | Katı halde: hayır; suda: evet | Genelde hayır | Katı halde bile evet |
Hem İyonik Hem Kovalent Bağ İçeren Bileşikler
ÖSYM'nin klasik bir soru tipi: "Aşağıdaki bileşiklerden hangisi hem iyonik hem de kovalent bağ içerir?" Bu sorunun cevabı genellikle amonyum (NH₄⁺) veya nitrat (NO₃⁻) gibi kök iyonların bulunduğu bileşiklerdir. Çünkü kök iyonun içindeki atomlar (N ve H ya da N ve O) kendi aralarında kovalent bağ yapar; ardından bu kök iyon, başka bir iyonla iyonik bağ yapar.
Örnek — NH₄NO₃ (Amonyum Nitrat):
• NH₄⁺ iyonunun içinde N-H bağları kovalentdir (iki ametal arası).
• NO₃⁻ iyonunun içinde N-O bağları kovalentdir.
• NH₄⁺ (katyon) ve NO₃⁻ (anyon) arasındaki çekim ise iyonik bağdır.
Sonuç: Molekül hem iyonik hem kovalent bağ içerir.
Amonyum iyonu, iyonik bileşik kurma yeteneğine sahip tek kök katyondur; bu bilgi tek başına pek çok soruyu çözmeye yeter. Amonyum görürseniz (NH₄Cl, (NH₄)₂SO₄, NH₄NO₃) bileşikte hem iyonik hem kovalent bağın bulunduğundan emin olabilirsiniz.
Hem Polar Hem Apolar Kovalent Bağ İçeren Bileşikler
"Aşağıdaki bileşiklerden hangisi hem polar hem de apolar kovalent bağ içerir?" sorusunun klasik cevabı asetilen (C₂H₂) gibi bileşiklerdir:
- H-C bağları polar kovalenttir (farklı ametal: H ve C).
- C≡C bağı ise apolar kovalenttir (aynı ametal: iki karbon).
Benzer şekilde C₂H₆ (etan), C₂H₄ (etilen) gibi organik bileşikler de hem polar hem apolar bağ içerir.
Hidrojenin Davranışı — Hem Metal Hem Ametal
Hidrojen özel bir elementtir: 1A grubunda yer alsa da hem metal gibi davranıp elektron verebilir (H⁺ oluşturur), hem ametal gibi davranıp elektron alabilir (H⁻ oluşturur). Bu yüzden hidrojen:
- Başka bir ametalle (örn. klor) bir araya gelirse kovalent bağ yapar (HCl).
- Bir metalle (örn. sodyum) bir araya gelirse metal hidrür denen iyonik bileşik oluşturur (NaH: Na⁺ H⁻).
Bu ikili davranış, asit-baz konusunda ve organik kimyada tekrar karşımıza çıkar. TYT düzeyinde bu kadar ayrıntı yeterlidir.
Genel Strateji — Sınav Günü Yaklaşımı
Hatırlatma: Güçlü etkileşimler konusundan soru geldiğinde önce "bileşik iyonik mi kovalent mi?" ayrımını yapın: metal varsa iyonik, yalnız ametal varsa kovalent. Sonra ikinci adımda ad veya Lewis çizimi sorgulaması yapın. Polar/apolar ayrımında merkez atomun üzerinde ortaklanmamış elektron çifti olup olmadığı büyük çoğunluk sorunun anahtarıdır.
Zayıf etkileşimler (hidrojen bağı, dipol-dipol, London kuvvetleri) ise güçlü etkileşimlerin ardından gelecek bir sonraki başlığa bırakılır; ancak zayıf etkileşimlerin kavranması için önce güçlü bağların (özellikle polar kovalent molekül bilinci) sağlam oturmuş olması gerekir. Bu yüzden konuya geçmeden önce polar-apolar ayrımını birkaç kez tekrar etmek, metalik bağın üç özelliğini ezberlemek ve adlandırmanın mono kurallarını tablodan sık sık geçirerek pekiştirmek gerekir.
Bu Makaleden
Anahtar Bilgiler
- Kovalent adlandırmada belirleyici faktör atomların molekül içindeki sayısıdır; çünkü aynı iki ametal farklı oranlarda birleşerek birden çok bileşik (NO, NO₂, N₂O, N₂O₅) kurabilir.
- Adlandırma sırası: elektronegatifliği az olan atom önce yazılır, elektronegatifliği yüksek olan atom anyon adıyla (genellikle -ür veya -it/-oksit sonekiyle) sonra yazılır.
- Yunan sayı ön ekleri: mono (1), di (2), tri (3), tetra (4), penta (5), heksa/hegza (6), hepta (7), okta (8), nona (9), deka (10). Bunlar ileride organik kimyada alkan adlarında (pentan, heksan, heptan, oktan) yine karşımıza çıkar.
- Birinci atomun sayısı 1 ise "mono" ön eki asla yazılmaz (karbon monoksit doğru, monokarbon monoksit yanlış); ikinci atomun sayısı 1 olsa bile "mono" yazılır — halojenli hidrojen bileşikleri hariç.
- Halojenli hidrojen bileşiklerinde (HF, HCl, HBr, HI) ikinci atomun "mono" ön eki de söylenmez: HCl → hidrojen klorür, HF → hidrojen florür.
- NH₃ bileşiğinin IUPAC kabul gören adı amonyaktır; azot trihidrür adı da doğrudur ancak ÖSYM sistematik olarak "amonyak" kullanır. Sınavda her iki adı aynı bileşik olarak tanımak gerekir.
- Klasik bileşik adları: H₂O → su (dihidrojen monoksit), CO₂ → karbon dioksit, CO → karbon monoksit, N₂O → diazot monoksit, N₂O₅ → diazot pentaoksit, P₂O₅ → difosfor pentaoksit, PCl₅ → fosfor pentaklorür, CCl₄ → karbon tetraklorür.
- Metalik bağ, metal atomlarının pozitif iyon örgüsü ile delokalize serbest değerlik elektronlarından oluşan "elektron denizi" arasındaki elektrostatik çekim kuvvetidir.
- Metalik bağ hem saf metallerde (Fe, Cu, Al) hem de alaşımlarda (pirinç, bronz, çelik) gözlemlenir; "alaşımlarda metalik bağ oluşmaz" ifadesi yanlıştır.
- Metalik bağın kazandırdığı üç ana özellik: tel ve levha haline getirilebilme (işlenebilirlik), ısı ve elektriği iyi iletme, yeni kesilmiş yüzeylerde parlaklık.
- Metalik bağ kuvveti katyon yükü ile doğru, katyon yarıçapı ile ters orantılıdır; üçüncü periyotta sıralama: Na < Mg < Al.
- Metalik bağ aynı grupta yukarıdan aşağıya inerken zayıflar (yarıçap büyür): Li > Na > K > Rb > Cs (erime noktası düşer).
- Amonyum (NH₄⁺), iyonik bileşik oluşturma yeteneğine sahip tek kök katyondur; NH₄Cl, NH₄NO₃ gibi bileşikler hem iyonik hem kovalent bağ içerir.
- C₂H₂ (asetilen) gibi hidrokarbonlar hem polar (H-C) hem apolar (C≡C) kovalent bağ içerir; klasik sınav sorusu kalıbıdır.
Öğrendiklerini Pekiştir
Bu konuda kendini sına
Sıkça Sorulanlar
Bu konuda merak edilenler
TYT Kimya — Kovalent Adlandırma ve Metalik Bağ konusu TYT sınavında çıkar mı?
Evet, TYT Kimya — Kovalent Adlandırma ve Metalik Bağ konusu TYT sınav müfredatında yer almaktadır. SoruCozme'de bu konuya özel test soruları ve konu anlatımı bulunmaktadır.
TYT Kimya — Kovalent Adlandırma ve Metalik Bağ konusunda test çözebilir miyim?
Evet, TYT Kimya — Kovalent Adlandırma ve Metalik Bağ konusunda SoruCozme platformunda ücretsiz test soruları mevcuttur. Konu anlatımını okuduktan sonra hemen test çözerek öğrendiğinizi pekiştirebilirsiniz.
SoruCozme'de kaç soru ve kaç konu var?
SoruCozme platformunda 13.700+ soru ve 323 konu bulunmaktadır. KPSS, DGS, YDS, TYT, Ehliyet, İngilizce ve Açık Öğretim sınavlarına yönelik tüm içerikler ücretsizdir.